Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu

Çerçöp değil, basbayağı adap meselesi!

İnsanların gece hava almaya çıktığı, sabah koşu yaptığı park baştan aşağı çöp...
Cadde çöplük...
Sokak çöplük...
Açık hava çay bahçesi mi?
İnanılmaz ama yerler çöp...
Apartmanın önü...
Çöp...
Site kapısının önü...
Çöp...
Deniz kıyısı çöplük...
Rüzgâr esti mi fark ediliyor, deniz de çöple kaplı...

***

Akıl alır gibi değil...
Daha önceki yıllara hiç benzemiyor...
Bu sefer olay gemi azıya almış vaziyette...
Şezlongda güneşlenen adam elindeki peçeteleri gözü önünde duran çöp kovasına değil, yanı başına bırakıyor, yediği mısırın koçanını kuma saplıyor.
Ağaçlıklı piknik alanlarına çıkınca "Oh, şükür ne güzel hava aldık" diye sevinenler oradan ayrılırken ağaç dallarına asıp bıraktıkları çöp poşetlerini, çalılarına arasına attıkları kirli çocuk bezlerini ve soda şişelerini hiç umursamıyorlar...
Otoyolda HGS gişesinde duraklıyorum...
Ve gördüklerime inanamıyorum...
Gişelerin etrafı aylardır süpürülmemiş gibi...
Yahu herkes bekletip izmaritlerini biriktirip buraya mı atıyor?

***

İnsan yalnızlık çeker...
Ama tek başına yaşamak diye bir şey yoktur...
Seni bir odaya deli diye kapatsalar bile, gelip bakanların vardır.
Başkalarıyla birlikte yaşadığımızı unuttuk mu?
Muhit dergisinde "Edep ve Sükûnet" başlıklı yazısında Seyyid Ensar şunu vurgulamakta yerden göğe haklı: EDEP VE AHLAK sosyal hayatla başlar; başkalarıyla birlikte yaşadığımızı bilmek adabın kaynağıdır.

***

Peki ne oldu bize?
Yeni sosyal hayatın kaynağı sadece para ve kısa vadeli hazlar olunca; insan ilişkileri bütün değerlerini gözümüzde kaybedince geriye UTANÇ kalır mı?
Ne birbirimizden ne de kendi iç sesimizin söylediklerinden utanıyoruz artık...
Ne hayatın adabı kaldı ne de kalbin edebi...

***

Eskiden çöpçüye çıkardığımız yükten bile utanırdık...
Şimdi "Çöpçü toplasın bana ne!" tavrının zirvesine ulaştık...
Sonuç?
Artık temizlik işçileri de çok takılmıyor...
Çöp bidonunu kamyona boşaltırken yerlere dökülenler varsa, pek takılmadan devam ediyorlar...
"Böyle topluma, bu kadar temizlik" mi diyorlar, artık bilemiyorum.

***

NOT DEFTERİ

Her insan bir diğerinin emaneti. Kimse kimsenin sahibi değil... Bazen kısa vadeli, bazen bir imtihan süreli, bazen bir ömürlük, bazen ahretlik... Hayat bize bir insanı emanet ettiğinde ona nasıl davrandık? (ZEYNEP MERDAN / Kalbin Emniyeti- Muhit, Ağustos 2026)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin