Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu

Haftanın notları: Sevme ve sevilme meselesi

Çok üzücü...
Hiçbir reelpolitik gerekçe insanlığımızın yenildiği yeri gözlerimizden kaçıramayacak...
Siyonist hapishanede 18 aydır tutulan Gazzeli çocuk doktoru Hüsam Ebu Safiya'nın sağlık durumu gitgide kötüleşiyordu, artık kendisinden bilgi alınamıyor.
Ve unutmayın...
İnsan Hakları İçin Doktorlar kuruluşuna göre benzer koşullarda tutulan 14 Filistinli hekim daha var.

***

Trump'ın bazı cümleleri dünyanın şu anki hâlini iyi anlatıyor...
Durum iyi değil yani...
Malum, ABD Milli Takımı'nın oyuncusu Balogun'un kırmızı kartını tek telefonla iptal ettirmişti.
Bunu nasıl anlattı Trump?
Şöyle:
"Balogun bizim en iyi oyuncumuz." Bu işte!
Gerisini tartışmaya ne gerek var, demek istedi yani...
Ama şunları da ekledi: "Kırmızı kart cezasının ne anlama geldiğini bilmiyordum, sonra haksızlık olarak değerlendirdim."

***

Geçen gün dostlarımla da paylaştım düşüncemi...
En iyi niyetli hâlimizle bile eğer sofra, mutfak, tat eleştirisine geçmişsek, hâlimiz tavrımız birden küstahlaşıyor, üzerimize üstenci bir hava geliyor.
Bilgimiz, haklılığımız, iyi niyetimiz falan bir anda buharlaşıyor sanki...
Bu kibirli edanın nedenleri üzerinde durmak anlamlı olmaz mı?
İnce (sofistike) yiyip içmekte "insanca ve adil" olmayan bir yan mı var yoksa?

***

Geçen gün birbirimize "Sen kimsin?" diye çıkışmamız üzerine yazdım ya...
Bir de kendimize "Sen kimsin?" diye soruşlarımız vardır...
Hani geceleri zihnimizi ele geçiren soru...
Bütün sosyal etiketlerini bir yana bıraksan, sen kimsin?
Seni sevenler ve seni sevdiğini sandıkların olmasa...
Sevdiklerin olmasa esas...
Sana düşmanca davranıp ayaklarını yere sağlam basmanı sağlayanlar olmasa...
Sen kimsin?
Ve düşünsene...
Seni maddenin ötesinde sarıp sarmalayan bir "mana" olmasaydı...
Öyle ortalık yerde...
Dımdızlak...
Kim olabilirsin?
Korkmayın!
Bunun üzerine yazmayacağım...
Bir süreliğine...

***

Sevme ve sevilme meselesi...
Erkek sevip sevmediğinden emin değildir.
Kadınsa sevilip sevilmediğinden emin değildir.
Çoğu zaman mesele budur.

***

Şu hayatı ille de tıka basa doldurma hastalığına tutulmak diye bir şey var...
Feci...
Tıka basa tatil, tıka basa eğlence, tıka basa başarı...
Olmaz!
Hayat hep eksiktir...
Dolmaz.
Tamamlanmaz.
Bu işi ölüm yapar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin