Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu

Yemiyoruz, yediriyorlar...

Nane, kekik, adaçayı, köri otu, roka, dereotu...
Sabahın erken vakti...
Baktım, arkadaşım bahçesinden fotoğraflar göndermiş.
Nasıl güzeller...
Yerimden kalktım, balkona çıktım, kendi saksılarıma baktım...
Maydanozlar basbayağı coşmuş...
Kekik de öyle...
Ama son yıllarda en çok şu yabani semizotlarına hastayım; mutfağa gidip bir tabağa koymayı ve limonlamayı falan bekleyemiyorum; hemen kopartıp atıştırıyorum.
Ah, bu arada incecik bir demet semizotunun fiyatının marketlerde 49 lira ile 110 lira arasında olmasına ne diyorsunuz?
Neyse bugünlük unutalım soruyu...

***

Ne ilginç değil mi?
Geçen gün saksıda, evde, bahçede baharatlık ot yetiştirmekle ilgili videolara bakıyordum.
Çoğunu beş, altı yüz kişi, taş çatlasa 2 bin küsur kişi izlemiş.
Balkonlar, bahçeler depoya dönmüş zaten, ne bekliyorum ki!..
Sonra şehrin en iyi lahmacuncuları videoları düştü önüme...
Vedat Milor'un adını geçirerek bir lahmacuncudan bahsettiğinizde, bir buçuk milyon izlenmek ve birden fenomen olmak işten bile değil...
"Milor'un 'İstanbul'da yediğim en iyi lahmacun' dediği yerdeyiz" videosunun şimdiden 3 milyon izleyicisi var.

***

"Artık performans toplumundayız, sürekli üretmeye, başkalarına ve kendimize bir şeyler yapabildiğimizi göstermeye çalışıyoruz ve yorgun düşüyoruz" diyor ya Byung-Chul Han...
"Özgür olduğunu sanan yorgun köleler" diyor hani...
Hâlimiz gerçekten bu...

***

Performansın da kolayını bulduk...
Mesela lahmacunda çok sofistike yemeklerin özelliklerinin bulunduğunu vehmediyoruz...
Ve başlıyoruz oradan oraya koşturup videolar çekmeye; Instagram veya Youtube'a koymaya...
Ünlüyüz artık kendi çapımızda...
Çıtır veya kıtır lafını bilmek ve azıcık çıtırdatmak yeterli...
Dünyadaki varlığımız bu performansla anlam kazanmış oluyor...
Videoları izleyip lahmacun yiyenler için de bu durum geçerli...

***

Hay Allah!
Bahçedeki otlardan başlayıp nereye geldik...
Malum, bu "dikkat"lerimizin bizim buluşumuz olduğunu sanıyoruz, yok tabii öyle bir şey...
Gıda inovasyon tezgâhları 2025 ve 2026 yıllarının yiyecek trendlerini yiyeceğin dokusu ve ağızdaki sesler üzerine kurmuşlar.
Başta mercimek ve mısır cipsleri olmak üzere çıtırdayan, kıtırdayan şeylerin öne çıkması bundanmış...
Fakat 2027'de iş değişecek diyorlar.
Sessiz yiyecekler modası geliyormuş, şimdiden başlamış bile; pudingler, yumuşak ekmek içi sandviçler falan...
Hazır olun!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin