İsrail’in istediği Ortadoğu için...
Aslında Witkoff savaşın arkasındaki bütün dinamiği ağzından kaçırdı...
Kimbilir, belki de "Yeter artık" deyip açığa vurmayı tercih etmiştir...
Nasıl mı?
ABD'nin Ortadoğu özel temsilcisiWitkoff, CNBC özel yayınında İsrail'in coğrafi küçüklüğüne ve bölgedeki kırılganlığına dikkat çekti...
Ve dedi ki: "İsrail tek bombaylayok edilebilecek bir ülke. Tek birbomba onları ortadan kaldırmayayeter. İşte bu yüzden içinde olduğumuzdurum İsrail için varoluşsalbir mesele..."
Ne demek bu?
Şu demek:
İran'a saldırıyoruz, Lübnan'asaldırıyoruz; çünkü İsrail'inkendini güvende hissetmesi veOrtadoğu'nun yeniden dizaynıiçin artık başka bir yol yoktu,demek...
***
Olup bitene akıl erdirmeye çalışıyoruz...
Yaklaşan ABD-Çin hesaplaşmasının ilk ayağı olarak bakanlar var...
Epstein dosyalarındaki Trump gerçeği üzerinden şantaj gerçeği vurgulanıyor...
Petrol ihtiyacı bakımdan Körfez'e bağımlı olmayan ABD'nin bütün dünyaya diz çöktürme projesi deneniyor...
Hepsi anlamlı...
Ama şunu anlamıyorum:
İran'a açılan savaşın "Ortadoğu'yubaştan dizayn etme" hedefinin bir safhası olduğunu net biçimde görmek bu kadar mı zor?
İbrahim Anlaşmaları'nı anlamamışbizim medya...
ABD ve İsrail'in bölgedeki Arap devletlerinibu yolla uslandırıp uyuşturmaoperasyonunu anlamamış...
***
Düşünebiliyor musunuz?Gazze'deki soykırımın nedenlerini anlamakta bile hâlâ zorlanıyoruz...
Gazze'nin yeniden şekillendirilmesinin ABD'nin de isteği olduğuna uyanmamız için Trump'ın turistik hayallerine şahit olmamız gerekti.
***
İsrail'in nihai "huzuru" içingeriye ne kaldı?Önce İran'ın...
Sonra da Türkiye'nin uslandırılması...
Bunu da anlamaktan kaçınırsak, işimiz zorlaşır.
***
Ortadoğu'nun İsrail'in istediği hâle getirilmesi Evanjelik tahakküm altındakiABD'nin dünyada yeniden hegemon olması için en kritik safhadır.
Gerisi detayların şangırtısı..
***
NOT DEFTERİ
İnsan, hani kıstırılmış sanır kendini... Düştüğü bataktan kolayca sıyrılacak beş on tane açık kapı varken, birini bile görmemiştir... Sonra, farkına varınca... Çok sonra... "Ne kadar budalaymışım!" der. (KEMAL TAHİR / Yol Ayrımı)


