Şu ülkenin tarihini baştan öğrensek...
Giriş Tarihi:
Haberleri gördükçe içim bulanıyor...
Son İran Şahı'nın oğluRıza Pehlevi Mısır'da...
Rıza Pehlevi İsrail'e gidiyor...
Rıza Pehlevi ABD'ye "Ben yenirejimin başına geçmek içinhazırım" mesajı verdi...
***
Anladık...20. Yüzyıl direniyor...
Geçip gitmek yerine YIKIPGEÇMEYİ tercih edecek gibi...
***
İran'a dair gelişmeleri okudukça çocukluk hafızam da durmuyor canlanıyor.Prenses Süreyya vardı mesela...
Devrik Şah'ın ikinci karısı...
Annem ve beş çayı ahbapları Süreyya'nın mahzun yeşil gözlerinden ve "talihsiz" hayatından söz etmeye doyamazlardı.
Hatırlıyorum, zamanın elit magazini Hayat dergisi kapağındaPehlevi sülalesi sık sık boy gösterirdi.
Çok sonra...
İran'da ayaklanma oldu, Şah devrildi.
Bu kez de üçüncü karısı FarahDiba'ya üzülmeye başladılar.
***
2018'de de yazmıştım galiba...Eski okumuşlarımızınara sıra "halkçı" atıptutmalarına bakmayın siz...
Türk modernleşmesi (Osmanlı değilse) hanedan sever.
Belki hala bazıları oğul Rıza'nın Tahran'a dönüp Pehlevi hanedanını yeniden tesis etmesini hayal ediyordur.
Oysa esas olan Anglosaksonhanedanlığıdır; yerel kuklalarişin sahnesidir.
***
İran cidden cahili olduğumuzbir siyasi coğrafyadır...
Bir tür mesafe koymak bu...
1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasını bil,gerisini boşver mantığı işledi hep...
Peki sonra?
Birdenbire Pehlevi hanedanı ve onu yıkan devrim çıkar karşımıza...
Persler (Farsiler ) üzerine bir takım iddialar dolanıp durur ama mesela ekranlarda gevezelik edenlereo coğrafyaya hakim olmuş upuzunTürk tarihini sorun...
Cevap alamazsınız...
Sıfır!
Oysa ülkeyi yöneten Kaçarhanedanı bile 1925'te yıkıldı;topu topu 100 yıl önce yani...
***
Bomba (hakikatin gümbürtüsü de diyebiliriz) geçen gün sosyal medyada patladı...
Türkleri pek sevmediği bilinen Sevan Nişanyan bile "İran tahtınınasıl meşru varisi MuhammedHasan Mirza Kaçar veya oğluArslan Mirza olmasın sakın?" deyiverdiyse, düşünün artık...
Toparlanıp şu ülkenin tarihini öğrenme zamanı gelmiştir, değil mi?
***
NOT DEFTERİ
Eğer bir karıncanın etrafına parmağınla bir daire çizersen, karınca bu görünmez sınıra toslayıp durur, sanki bir duvar dikmişsin gibi... (G. GOSPODINOV / Hüznün Fiziği)


