Kırmızı ışıkta durduk...
Üç otomobil, bir kamyonet, sayamadım ama 15 kadar, belki daha fazla sayıda motosiklet...
Yeşil yandı...
Ve motosikletler birden gaza basıp fırlayınca...
Ortalık önce karıştı, dağıldı, sonra yeniden toparlandı.
Düşünün...
Her şey 5 yıl içinde oldu ve İstanbul'un trafiğinden bir Bombay çıktı.
Gerçek şu ki...
Motorlu kuryeler hayatımızın tam merkezinde artık; ambulans kadar, itfaiye kadar acil bir işleve sahipler...
Bize de
her şey olup bittikten sonra bakıp şaşırmak kalıyor.
***
Biliyorsunuz...
Her seferinde vurguluyorum:
Şehir yok, kent var artık...
İkisini ayırmayı bilmeliyiz.
Bizim irademizin ve hayat tarzımızın orasına burasına şekil verdiği şehirler yok, bizi öğütüp un ufak eden kentler var...
***
Başakşehir'in mesela adından başka neresinde
"şehir" var?
Çekmeköy'deki
"köy" nerede?
Maltepe, Kartal veya Avrupa yakası sahilindeki
Zeytinburnu on yıl önceki hâliyle bir benzerlik taşıyor mu?
Devasa konutlar, çarşılar...
Betondan dağlar yani...
Mahalle ve evlerin dünyasından ne kadar farklılar, yalan mı?
***
Şehir hiç mi kalmadı peki?
Hacmi gitgide daralan yarı nostaljik, yarı turistik bir alan olarak var...
Zaten hâlâ
"şehir" özellikleri taşıyan yerler varsa, sistem oralarda yaşamayı da zorlaştırıyor.
Hastanızı mesela...
Otoyollardan geçerek uzak bir semtteki devasa hastaneye götürüp bırakıyorsunuz...
***
İstanbul...
Ben mırın kırın ettikçe bazı arkadaşlarım kızıyor.
"Başka nerede güneş böyle güzel batıyor?" diye soruyor biri
mesela...
Biri
Boğaz diyor, öteki
Haliç...
Biri
Eminönü diyor, diğeri
Sarıyer'den bahsediyor...
Tarihi doku falan diyenler de var...
Gönülleri kırılıyor diye
"En son ne zaman oralara gittiniz?" diye
sormayı bıraktım...
Çünkü değil oralara gitmek,
oturdukları semtin çarşısına inmek bile trafik derdiyle boğuşmak demek...
Nerede kaldı ki, akıllarına esince
Sarayburnu tarafına gidip etrafa baksınlar!
***
Kurtköy yakınlarındaki bir beton ormanında(!) oturan ahbabımın çocuğuna sordum:
"Sizin orada en sevdiğin şey ne?"
Hiç duraksamadan cevapladı:
"Uçakların iniş kalkışını seyretmek."
Haklı çocuk!
Yüzde yüz samimi bir keyif onunki...
Kente uçaklar iner kalkar...
Şehirlere kuşlar...