Toplamayıp öylece arkanda bıraktığın bir yatak seni bütün
gün boyunca takip eder...
Bunun haftasını, ayını, yılını düşünün...
İşin gücün, aşkın meşkin, aslında bütün hayatın da yatağın gibi dağınık kalır; zaman geçiştirilir, sürünür,
geceyle gündüz karışır.
***
Mustafa Ulusoy'un Cins'te çıkan ve aslında düzen ile insan arasındaki ilişkiyi ele alan
"Yatak Toplamak" yazısının sonunda şu paragraf var, okumanızı isterim:
"İnsan yatağını toplarken kırışmış bir çarşafı ya da yorganı düzeltmez sadece.
Günle kuracağı ilişkiyi de tanzimin ilk adımını atar. Eşyaya gösterilen
bu küçük itina, ruha sirayet eder ve dikkat
işte tam orada kök salar.
Belki de düzen, modern dünyanın gürültüsüne karşı elimizde kalan en sade ama güçlü direniştir."
***
Ama hangi düzen, hangi nizam diye de sormak gerek...
Ruh düzenden beslenir, doğru da...
Hangi düzenden?
Oturduğumuz sitedeki granit kaplamalı yürüyüş yolları ve süs havuzlarının
"kâinatın intizamıyla ahenk içinde" olduğunu kim iddia edebilir?
***
Öyle ya...
Hâli vakti yerinde Batılı hanımlar evlerinin ultra düzgün bahçesinde oturup
neden Instagram'a Doğu ülkelerinden atılmış postlara kalp konduruyorlar?
Ne var o videolarda?
Topraktan duvarların arasındaki sokaklar ve pırıl pırıl su kanalları...
Çoktan rengi sonbahar kızılına dönmüş ağaçlar, duvarların arkasındaki bahçelerden daracık yola doğru uzanıyor...
***
Velhasıl...
Dönüp bir daha bakalım şu kent hayatımıza...
Belki dağınık bırakılıp, belki gayet obsesif biçimde düzeltilip sonra işe güce doğru yola çıkılan yataklar...
Tecrit hücrelerini andıran asansörlerde inip çıkarak günün içine doğru ilerleyiş...
Trafik, trafik, trafik...
Başlı başına yorgunluk yani...
Öğlen vakti belki hepsi birbirine benzeyen dekorasyona sahip kafelerde soluklanmalar...
Sonra akşamüstü...
Küçük kutucuklarımıza (daire mi demeliydim?) geri dönüşlerimiz...
Bütün bunların içimiz ve dışarısı arasındaki ilişkiyi belirlemediğini söyleyebilir miyiz?
Hem de nasıl belirliyor.
Peki konuşuyor muyuz bunları?
Ne gezer!
***
NOT DEFTERİ
Şark'ta Sovyetler ile komşuluk realize edilmişti. Cenup'ta ise, Musul'un hediye edilmesine razı olmakla Büyük Britanya ile komşuluk perçinleşmişti. Bu, sınırları, Düvel-i Muazzama'ya dayadığımız anlamındadır. (YALÇIN KÜÇÜK / Gizli Tarih)