"Zaman öyle akıyormuş gibi gelir bize.
Her şey bu akış içinde eriyip gidermiş gibi..."
Emekli
dedektif Cohle parmaklarının arasında ezip insan şekilleri verdiği boş içecek tenekelerine bakarken sözlerine şöyle devam eder: "Zamanı kuran ölümdür. Öldüreceği şeyler büyüyüp gelişsin diye..."
Sonra kendisini sorguya çekenlere bakar:
"Oysa öteki boyuttan baktığınızda, zaman küre değildir, dümdüz bir çemberdir. Yaşadıklarımız döner döner geri gelir. Bir daha, bir daha..." Bir an susar Cohle, sonra şunları söyler:
"Uyandığınızda, gördüğünüzün rüya değil, kâbus olduğunu anlarsınız."
***
Neden bilmem...
Geçen gece oturup
True Dedective'in ilk bölümünün bazı
yerlerini bir daha izlemeye başladım...
Hani Louisiana bataklıklarının orta yerinde geçen ve ruhu bir bataklığı andıran dizi...
Mathew McConaughey'nin canlandırdığı ve
doğru kalabilmek için baştan ayağa kaybetmeyi göze alan dedektif Cohle karakterine bakıyordum...
Ajanslar ABD'nin Venezuela saldırısını geçmeye başladılar.
Saat 2 buçuk civarında Maduro'nun derdest edildiği haberi geldi...
***
Nasıl dünya ama...
Yeni dünya düzeni, yeni çağ diyoruz...
Ama her şey bir anda nasıl "eski"ye dönüveriyor, değil mi?
Geçen yüzyıl dönüp geri geliyor; emperyalizm gerçeği kafalara bir daha dank ediyor, bir daha, bir daha...
Eh, emperyalizm de yağmaydı, haydutluktu zaten...
Sonra şık kisvelere büründü,
"insan hakları, demokrasi" diyerek yürüdü
yeryüzünün sade insanlarının ve zayıf
devletlerinin üzerine...
Trump zamanı geri büküyor şimdi.
***
True Dedective dizisi dedim ya...
Dizinin tutkunları konusunu hatırlar...
Bölgenin zenginleri, güçlüleri ve yüksek bürokratları tarafından bir tarikat gibi örgütlenmiş zalim bir pedofili çetesinin üzerine giden dedektifler engelleniyor, gerçek iyice karartılıyordu.
Düşündüm de...
Epstein adındaki siyonistin kurduğu ve dünyayı yönetenleri kapsayan pedofili çetesinin rezillikleri tam ortaya dökülecekken...
Şimdi gündem yine değişiyor.
Kâbus geri geliyor.
***
NOT DEFTERİ
Ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde, yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. Aslında tümünü demeli... Çünkü yarım geçmiş yoktur. (G. GOSPODİNOV / Zaman Sığınağı)