Haşmet Babaoğlu

Haşmet Babaoğlu

Halep’teki antikacı

Giriş Tarihi:

"Otomobili ikide bir durdurup erkek, çocuk, kadın, kimi görürsek soruyorduk: Antikacı ŞeyhEfgani'nin evi bu sokakta mıdır?
Yanımdaki adam Lübnan'da belediye müsteşarlığında bulunan bir delişmen Fransız'dı; zengindi, şarka unvan almak için gelmişti; ibrik koleksiyonu yapıyordu. Halep'e de bu şeyhinşöhretini işiterek koşmuştu..."

***

Girişteki alıntıdan anlamışsınızdır...
Şimdi adını sık anmaya başladığımız Halep, Şam, Beyrut gibi şehirleringeçen yüzyılın başlarındakihâllerine ve insanlarına bakmaya devam edelim istiyorum...
Biliyorum, çoğumuz geçen yüzyıl deyince, büyük savaşları hatırlıyor...
Ya da yüzyılın ikinci yarısı; refah arayışları, popüler kültür, bugün de sevdiğimiz nostaljik şarkılar falan, moda, vd.
Oysa bugünkü Ortadoğu'yu,insanını merkeze alarakanlamak için geçen yüzyılınilk yarısı hayati önemde...
Gelin şimdi size Refik Halid'in Gurbet Hikâyeleri'nde yer alan "Antikacı"dan bahsedeyim...

***

Antikacı Şeyh Efgani...
Adı üzerinde...
Afgan dağlılarından...
Bu yüzden mavi gözlerive sarışınlığı şaşırtıcı gelmez...
Anlatıcımız yine de kuşkulu: "Ensesinde gür ve pembe bir kan tabakasının kuzey insanlarını ve Anglosaksonları hatırlatan feyzini görmekteyim.
Mavi gözler yüzüme dikildi, kaldı. Bu adam, şüphesiz benden hazzetmiyor; aramızda ilk dakikadan itibaren bir antipati hasıl olmuştur; konuştukça, tanıştıkça bu, artacaktır."
Sonra Emevi devrine ait antika ibrikler satın alınıyor falan, bu karşılaşma hafızanın kuytularına terk ediliyor.
Ama unutmamalı; bir "arıza"varsa, mutlaka günü gelir, nükseder,kendini hatırlatır o topraklarda...

***

Bir müddet sonra Filistin davası patlak vermiştir.
Anlatıcımız Kudüs'teki meşhurKing David Hotel'dedir arkadaşlarıyla.
Etraf İngiliz subaylarıyla doludur.
O sırada kapıdan bir subay daha girer... Nereden görmüştüm acaba, diyordum; işgal zamanı İstanbul'da mı?
Kahire'de mi? Vapurda veya trende sivil kıyafette mi? Sonra, birden,aklımdan yeşil tülbentli bir külah,bir darmadağınık saç sakal, birçift inatçı, çiğ, sevimsiz mavi gözgeçti. Göz göze gelmemek için iskemlemin yerini usulca değiştirdim."
Anladınız değil mi?
Hikâye şöyle bitiyor: "Suriye'yedönünce, Şeyh Efendi'yi sormaktankendimi alamadım. Çoktanmemleketine gitti, dediler; yerinekardeşini getirtti, şimdi eşyayı satanodur. Kendi hâlinde saf bir delikanlı!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin