Bırakalım onlar düşünsünler!
Ekstra oyuncularımızın verdiği güven ile seyrettik maçı. Arda, Kenan, Barış, Kerem veya Hakan... Hepsi, heran her şeyi yapabilecek kalitedeve değerdeler. Maç başlar -başlamaz da oyuna ağırlıklarınıkoydular. Türkiye'nin maçını seyredenler olarak ne büyük bir lüks... Lucescu beklenildiği gibi duvarıördü. Maça faullerle başlayıp, temponun yükselmesine de izin vermedi. Montella'nın paslarla hücum eden takımı için en uygun panzehiri kullandı; kalabalık defans duvarı, ikili sıkıştırmalar. Top bizdekalıyor ama rakip kaleyi göremiyordukbir türlü. Bir hata anınınpeşine düşüp, sürekli topudolaştırıyorduk ayaklarda. Birebirleri de zorladık, faullerin de peşine düştük. Olmadı ilk yarıda. Dolmabahçe'nin atmosferinde. Seyretmeye gelenleri "taraftar" moduna geçirecek mesajlarda geldi çocuklardan. "İyi pasın savunması olmaz" yargısını Arda Güler bir kez daha söyletti bizlere. 53'te Ferdi'nin koşusunu gördü, tüm Rumen takımını seyirci yaptı ve gol geldi. Ekstra oyuncuları yazmıştık yukarda, Ferdi de ekledi kendini. Gerçekten gururla peşinden gideceğimiz bir jenerasyonumuz var. Sahada sakınmıyorlar kendilerini, her topa koşuyor, ayak - kafa sokuyorlar. Herrakip önlem almak zorunda, onlarda kendilerinin neler yapabileceklerininfarkındalar. Ve bu kez şans da peşimizden geldi. Ender atakta direkten dönüp, gol çizgisini paralel takip eden bir top vardı. Olacak işdeğildi. Daha zor ve gergin maçagideceğiz. Çekinmeli miyiz? Bırakalımartık "onlar" düşünsün…


