Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu tescilleyen savaş: Miryokefalon
Türkiye Selçuklu hükümdarı I. Mesud'un neredeyse bütün hayatı savaşlarla geçmişti. Sultan Mesud Bizanslılar'la, Ermeniler'le, Danişmendliler'le mücadele etmişti. Ancak Sultan Mesud'un en büyük başarısı 1147'de II. Haçlı saldırısı sırasında Alman İmparatoru III. Conrad komutasındaki Haçlı birliklerini Eskişehir yakınlarındaki Dorylaion Muharebesi'nde mağlup etmesiydi. 1155'te Sultan Mesud'un vefat etmesine yakın veliaht olarak II. Kılıçarslan'ı belirlese de küçük oğlu Şahinşah'a Ankara ve Kastamonu çevresini, damadı Danişmendli Yağıbasan'a Sivas ve çevresini, diğer damadı Danişmendli Zünnun'a ise Kayseri yöresini bırakmıştı.

Miryokefalon'un temsili resmi.
SELÇUKLU'YA KARŞI İTTİFAK
II. Kılıçarslan saltanatının ilk yıllarında komşusu olan Türk-İslam devletleriyle mücadele halindeydi. Anadolu coğrafyasında siyasi birliği sağlamak üzere girişilen bu mücadelede Türkiye Selçukluları'nın en büyük rakibi Danişmendli Beyliği'ydi. Danişmendliler'in Sivas kolunun hükümdarı olan Yağıbasan ile mücadeleye girişen II. Kılıçarslan, dönemin en güçlü devletlerinden Musul Atabeyi Nureddin Zengi'nin duruma müdahil olmasından çekindiği için Yağıbasan ile antlaşma yapmak zorunda kaldı.
Bu durum Bizans nezdinde Türkiye Selçukluları'nın gücünün zayıflığı olarak algılandı ve Bizans 1159'da Danişmendliler'le, Zengiler'le ve Malatya Meliki Zülkarneyn ile anlaştı. Ayrıca Manuel'in bir diğer müttefiki Gürcü Kralı II. Giorgi, II. Kılıçarslan'ın müttefiki Erzurum hâkimi II. Saltuk'a karşı üstünlük sağlamıştı.
Bizans'ın oluşturduğu ittifaka karşı zorlanan II. Kılıçarslan, İstanbul'a gelerek Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos ile 1162'de barış antlaşması imzaladı. Antlaşma ile Bizans, Selçuklu karşıtı ittifakı sonlandırırken, II. Kılıçarslan Türkmenlerin Bizans topraklarına girmemesini taahhüt ve sınırdaki bazı kaleleri Bizans'a vermeyi kabul ediyordu.
1174'te Musul Atabeyi Nureddin Zengi'nin ölmesi bölgedeki tüm siyasi dengeleri değiştirdi. Zengi'nin oğlu Salih, Suriye ve Mısır'da güçlenen Selahaddin Eyyubi'ye karşı koyamayınca Musul bölgesi de Eyyubiler'in kontrolüne geçti. Zengi tehdidinin sona ermesi, Danişmendliler'e ve Ankara'ya hâkim olan kardeşi Şahinşah'a karşı II. Kılıçarslan'ın elini güçlendirdi. Danişmendliler'i tamamen ortadan kaldırmak için harekete geçen II. Kılıçarslan Amasya'yı, Tokat'ı ve Danişmendli başkenti Niksar'ı ele geçirirken, küçük kardeşi Şahinşah'ı da Ankara'dan çıkardı. Bunun üzerine Şahinşah ve Danişmendli Zünnun, Bizans'a sığındılar.

II. Kılıçarslan
BİZANSLILAR KONYA'YA YÜRÜYOR
Anadolu'da II. Kılıçarslan'ın rakipsiz kalması, İmparator Manuel Komnenos'u endişelendirdi. Türkiye Selçukluları'nın tek siyasal güç olarak Anadolu'da hâkim unsur hale gelmesi Bizans'ın genel çıkarlarını zedelemekteydi. Bu yüzden Manuel, Kılıçarslan'a karşı savaş hazırlıklarına başladı. Sınıra yakın konumda bulunan kaleleri yeniden tahkim ettiren Manuel, 1176'da doğrudan Selçuklu başkenti Konya üzerine yürümek için büyük bir ordu meydana getirdi.
Orduda ağır silahlar, büyük öküz arabaları, dönemin savaş makineleri yer almaktaydı. Manuel'in kurduğu bu orduda Vareg Vikingleri, Gürcü, Sırp, Franklar ve Macar birlikleri de bulunmaktaydı. Manuel kendi ana ordusuyla Konya'ya doğru yürürken II. Kılıçarslan'a bir cephe daha açmak istiyordu. Zünnun'u Niksar'daki tahtına yeniden çıkarıp Danişmendli Devleti'ni ihya ederek Selçuklular'ı doğudan da sıkıştırmak istiyordu.
Bir başka Bizans ordusu da İstanbul'dan hareketle Ulubat, Balıkesir, Akhisar, Salihli, Alaşehir, Yenicekent-Buldan, Pamukkale, Eskihisar, Honaz Acıgöl üzerinden Dinar'a ulaştı. Bizans ordusunun buradan sonraki istikameti tarihçiler arasında tartışma konusudur.
Savaşın gerçekleştiği yer olduğu düşünülen ve konumu tarihçiler arasında tartışma konusu olan Tzibritze Geçidi'ne Bizans ordusu ulaştığında II. Kılıçarslan pusuyu başlatmıştı. Geçidin batı girişi Selçuklu süvarileri tarafından kapatılmıştı. Bizans ordusunun ağırlıklarının fazla olması ve kağnı arabaları Manuel'in hareket kabiliyetini neredeyse sıfıra indirmişti.

Dorylaion Muharebesi.
BÜYÜK ZAFERLE SONUÇLANDI
Boğazda adeta kapana kısılan Bizans ordusunun bu tehlikeli vaziyetten kurtulabilmesi için, Bizans öncü kuvvetleri ile ikinci tümen, geçidin doğu çıkışını tutan Selçuklu birliklerini yararak geçti ve yakındaki alçak bir yükselti üzerinde savunma mevzii aldılar. Selçuklular bu hamleye Bizans ordusunun sağ kanat tümenine taarruz ederek cevap verdiler. Bu kanadın komutanı Frank kökenli Antakyalı Baudouin, tepelerdeki Türk birliklerini püskürtmek isterken öldürüldü. Daha sonra bu birliğin hemen batısında konuşlanan sol kanat tümen ağır kayıplar verdi. Bu birliğin komutanlarından Ioannis Kantakuzenos öldürüldü.
Vadinin iki kanadındaki tepelerde bulunan Türkmen birlikleri büyük kayaları yuvarlayarak Bizans ordusunun ağırlıklarına ve kuşatma- savaş makinelerine büyük zarar verdiler. Selçuklular özellikle ağırlık katarındaki yük hayvanlarını ve arabacıları hedef aldı. Her taraftan kuşatılan ve ezilen arabalar ilerleyemez hâle geldi. Bu araçların çapları nedeniyle geri dönüşleri de mümkün değildi.
Öküzleri ve arabacıları ölen kağnılar ve bozulan kuşatma makineleri zaten ilerlemekte zorluk çeken Bizans ordusunun önünü tamamen kapadı. Ayrıca harp meydanında çatışmaların etkisiyle büyük bir toz tabakası oluşmuştu. Enkaz hâlindeki arabaların ve asker cesetlerinin oluşturduğu engelleri aşmak zorunda kalan İmparator I. Manuel Komnenos, bu zor şartlar altında kendi tümenini ve artçı kuvvetleri çevresinde yeniden topladı. Daha sonra sağ ve sol kanat tümenlerinden kalanlar da imparatorla birleştiler. Ardından birleşik kuvveti geçitten çıkararak öncü birlikler ve ikinci tümenle yeniden birleşti. Ancak Manuel'in ordusu ağır kayıplar vermiş, kendisi çatışmaların içinden güçlükle çıkmıştı.
Bizans öncü kuvvetlerinin yamaçta oluşturduğu toplanma noktasında tüm birlikler bir araya gelmişti. Manuel hafif bir tümsekte yer alan bir ahlat ağacının (yabani armut) dibinde soluklanmak zorunda kalmış ve çevresinde zayıf bir Bizans muhafız gücü konuşlanmıştı. Selçuklu ordusu hâlâ geçidin iki tarafını da tutmaktaydı. Tüm gece boyunca Selçuklu birlikleri, Manuel'in bu zayıf savunma mevziini ok yağmuruna tuttular. Sabah olduğunda Niksar'a Danişmenliler'e yardım için gönderilen imparatorun amcasının oğlu Andronikos Vatatzesin'in kellesi Bizans karargâhı önünde teşhir edildi.

I. Manuel
ÜMİTLERİ TAMAMEN KAYBOLDU
Manuel, bu zor şartlar altında Selçuklular'ın barış teklifini kabul etti. II. Kılıçarslan, Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un kampına elçi olarak Gabras'ı gönderip barış şartlarını sunmuştu. Müzakerelerde Selçuklular, Eskişehir (Dorylaion) ve Sublaion kalelerinin yıkılarak boşaltılması şartıyla Bizans ordusunun zarar görmeden çekilebileceğini belirttiler. İmparator bu teklifi kabul etti. Yol dönüşünde Selçuklu Ordusu'ndan bağımsız Türkmen birlikleri Bizans Ordusu'na zarar verdilerse de imparator sağ salim İstanbul'a döndü. İmparator Manuel, Sublaion Kalesi'ni yıktırsa da Bizans için daha stratejik olan Dorylaion Kalesi'ni yıkmaktan vazgeçince, iki taraf arasında yeni bir gerilim oluştu.
Miryokefalon sonrası İmparator Manuel Komnenos, Avrupa hükümdarlarıyla yazıştı, ancak destek alamadığı için Türkleri Anadolu'dan atma ümidini kaybetti. Türkiye Selçukları'nın Anadolu'da oluşturduğu set, Selahaddin Eyyubi'nin de stratejik olarak önünü açtı ve Hıttin Savaşı'nı müteakip 1187'de Kudüs fethedildi. Müslümanların Kudüs'ü fethi ise III. Haçlı saldırısının başlamasına sebep oldu.

Bağırsak Boğazı (Adnan Eskikurt)
MUHAREBENİN YAPILDIĞI YER HÂLÂ TARTIŞILIYOR
Miryokefalon Muharebesi, tarihçi Niketas Khoniates'in savaşta ölenlerin çokluğundan dolayı ifade ettiği Myriokephalon (Binlerce Kelle) ismiyle anılır. Bizanslı tarihçi, savaşın yakınında gerçekleştiği kale için de Myriokephalon ismini kullanır. Muhtemelen civarında çok asker öldüğü için kaleye bu isim verilmiş olmalıdır. Ermeni komutan Sparapet Smbat ise savaşın civarında cereyan ettiği kaleyi Melidis (Balkayalar) Kalesi olarak zikreder.
Muharebenin cereyan ettiği yer olarak zikredilen Tzibritze Geçidi'nin bugün tam olarak nereye denk geldiği tartışmalı olduğu için savaşın cereyan ettiği yer de tartışmalıdır. Bunun sebebi ise muharebe hakkında Türk-İslam kaynaklarında az bilgi olmasıdır. Bizans, Süryani, Ermeni ve Avrupa kaynakları ise teferruatlı bilgi verirler. Ancak Türkçe isimlerin yazımında problemler vardır.
BAĞIRSAK BOĞAZI MI?
19. yüzyıl sonlarından itibaren, Ramsay, Tomaschek, Mersich, Hendy, Thonemann, Vasiliev, Sinclair, Eickhoff, Taeschner, Lilie, Kresten gibi yabancı araştırmacılar, muharebenin cereyan ettiği yer üzerine incelemeler yapmışlardır. Türkiye'de ise Osman Turan, Feridun Dirimtekin, Mehmet Altay Köymen, Abdulhaluk Çay, Kudret Ayiter, Bilge Umar, Kemal Turfan, Ramazan Topraklı, Hüseyin Şekercioğlu, Abdullah Bakır, Ebru Altan, Altay Tayfun Özcan, Levent Kayapınar ve Adnan Eskikurt'un araştırmaları vardır.
Miryokefalon Savaşı'nın cereyan ettiği mevki olarak araştırmacılar tarafından Düzbel, Gelendost, Kumdanlı (Hoyran), Çardak Geçidi (Denizli Çardak ile Afyonkarahisar Dazkırı ilçeleri arasında), Sultandağı eteklerindeki Kırkbaş Köyü, Eğirdir Gölü'nün batısında Uluborlu'daki Popa Boğazı, Çivril yakınında Kufi Çayı Vadisi ve Yalvaç'ın kuzeybatısında Sultandağı'nda Karamıkbeli gündeme getirilmiştir. Denizli-Çivril Kufi Çayı Vadisi, Isparta Karamık Beli ve Konya Bağırsak Boğazı en çok üzerinde durulan üç noktadır.
Savaşın cereyan ettiği geçit, savaş arabalarının geçmesinden dolayı çok dar bir mevkii olamaz. Ayrıca bazı iddialarda olduğu gibi muharebenin iki farklı vadide meydana geldiğine dair Ortaçağ kaynaklarında bilgi yoktur. Muharebe, ağırlıkları olan bir ordunun ilerlemesine elverişli yaklaşık 15 km'lik bir geçitte meydana gelmiştir.
Olaya bizzat şahit olmayan fakat savaş tarihine çok uzak olmayan bir dönemde yaşayan Ermeni komutan Sparapet Smbat'ın kayıtları Bağırsak Boğazı tezini kuvvetlendirmekte ve savaşın Melidis (Balkayalar) Kalesi önlerinde gerçekleştiğini göstermektedir. Nitekim bu savaşın yeri üzerine yıllardır hem arazide hem de tarihi kaynaklar üzerinde 28 yıldır araştırmalar yapan Adnan Eskikurt'un vardığı sonuç, muharebenin Konya'da Bağırsak Boğazı'nda meydana geldiğidir.