Mohaç Muharebesi Avrupa’nın kaderini değiştirdi
29 Ağustos 1526'da Osmanlılar, Macar Krallığı'na büyük bir darbe vurdular. Mohaç'tan sonra üçe bölünen Macaristan toprakları 150 yıla yakın Osmanlılar ile Habsburglar arasında çekişmeye sebep oldu. Avrupa'daki siyaset sahnesinde ise Osmanlı ağırlığının hissedileceği yeni bir dönem Mohaç zaferiyle başladı
Osmanlılar'ın Avrupa'daki mücadeleye karışmaları kıtada yeni bir siyasi dengenin ortaya çıkmasına yol açtı. Fransa ve İngiltere gibi milli monarşiler, Osmanlı Devleti'nin Habsburglara karşı mücadeleye girmesiyle hayat hakkı bulabildiler. Türklerin, Habsburgların Alman kanadını yıpratmaları sayesinde Protestanlık da Almanya'da yayıldı
1525'te Fransa'nın yardım isteyen mektubunu getiren elçi, Almanları Doğu'dan sıkıştırması için Kanuni'yi Macaristan üzerine sefer açması için teşvik etmekle de görevlendirilmişti. Osmanlılar, Macaristan'ı fethedebilirlerse Fransa üzerindeki Habsburg baskısı azalacaktı. Ayrıca Macaristan Kralı İkinci Layoş, Kutsal Roma- Cermen İmparatoru Şarlken ile Avusturya Kralı Ferdinand'ın kız kardeşleri Anna ile evliydi.
Osmanlı yönetimi bu gelişmelerle birlikte Macaristan seferini gündeme aldı. Bu arada Şarlken, Fransızlarla anlaşarak Birinci Fransuva'yı serbest bıraktı. Ancak Osmanlı yönetimi Macaristan seferinden vazgeçmedi. Kanuni, Macaristan'a sefer yaparak Şarlken'e bir mesaj vermek istiyordu. Ayrıca Macar Kralı II. Layoş, Osmanlılar'la anlaşma yenilemeyip elçileri hapse atmış ve yeni padişahın cülusunu tebrik için heyet göndermemişti. Bu yüzden Macarlara bir ders verilmesi de gündemdeydi. Mohaç Savaşı hakkında Feridun Emecen, Geza Perjes, Pal Fodor ve Norbert Papp'ın araştırmalarına bakılabilir.

Mohaç Savaşı
MACAR KRALI YALNIZ KALDI
Şarlken'e karşı İngiltere, Fransa, Papalık, Venedik ve Milano arasında bir ittifak kurulmuştu. Macar Kralı Layoş, bu yüzden Habsburglardan Osmanlı tehdidine karşı aradığı desteği bulamadı. Leh kralı 1525'te Osmanlılar'la anlaşma yenilemişti. Alman prensleri Macaristan için uğraşmak istemiyorlardı. Macaristan'daki asilzadelerin bir kısmı da idaresinden memnuniyetsizlik duyuyordu. Macarların ekonomik durumu çok iyi olmadığı için askerlere devamlı para veremiyorlar, bu yüzden de askerler uzun süre bir arada tutulamıyordu.
Kanuni 23 Nisan 1526'da sefere çıktı. Osmanlı ordusu sürekli yağan yağmurlarla ve sellerle boğuşarak Macaristan'a doğru ilerledi. Petervaradin, İlok, Ösek kaleleri art arda ele geçirildi. Osmanlı ordusunun hedefi Macaristan'ın başkenti Budin'di.
Macar karargâhındaki bitmek bilmeyen tartışmalar yüzünden geri çekilmek için çok geç kalınmıştı ve Macar ordusu düzenli bir geri çekilme ihtimalini kaybetmişti. Türk ordusuyla savaşmaktan başka çaresi bulunmayan Macar kralı, Osmanlı ordusunu 29 Ağustos 1526'da Mohaç'ta karşıladı. Macar ordusu 40-50 bin, Osmanlı ordusu ise 80 bin kişi civarındaydı. Macar ordusu, Macar, Hırvat, Slavon, Sırp, Çek, Moravyalı, Papalık, Leh ve Alman askerlerden oluşuyordu.
Macar ordusunun tamamı Osmanlı ordusunun hızlı harekâtı sebebiyle harp sahasına yetişememişti. Macar planı, sayıca üstün Osmanlı ordusunun taarruzunun Vizslak Çayırı ile Borza Deresi Vadisi arasındaki düz ve nispeten dar alanda durdurulacağı varsayımına dayanıyordu. Burası ağır süvarilerin taarruzuna çok uygundu. Macarlar, akarsu, ağaç veya çalılarla bölünmemiş, ağır süvari taarruzuna elverişli olan Mohaç Ovası'nı muharebe sahası olarak seçmişlerdi. Plana göre Osmanlı taarruzu durdurulduktan sonra Macar ağır süvarilerinin karşı konulamaz hücumu Türk birliklerini ezip geçecekti.
Muharebe öncesinde Osmanlı harp meclisi toplandı. Akıncı Beyi Yahya Paşazâde Bâli Bey, Macar süvarilerinin çok cesur olduğunu, küçümsenmemesi gerektiğini, bunların baştan aşağı zırhlı olduklarını, birbirlerine zincirlerle bağlanarak bir arada hücuma kalktıklarını, böyle bir durumda bu hücuma karşı durulmayıp, iki yana açılarak onlara yol verilmesi, sonra da yanlardan çevrilip bunların üzerine saldırılarak imha edilmeleri görüşünü ileri sürdü. Bâli Bey'in görüşü kabul edildi ve muharebe planı ona göre yapıldı. Osmanlı ordusunun tamamı arazi şartlarına göre konuşlandı.

Mohaç Savaşı'nda orduların konumları. (Çizen: Mustafa Altunbay)
SONUCU TÜFEKLER BELİRLEDİ
Macarlar, süvari hücumuyla Osmanlı ordusunu mağlup edebileceklerini düşünmüşlerdi. Osmanlı komuta kademesi ise Macar zırhlı süvarilerinin birbirine zincirlerle bağlanarak yapacakları saldırı karşısında Rumeli askerinin yanlara ayrılıp daha sonra onlara yan cepheden saldırılmasını planlamıştı. Macarlar, çembere alınacak ve karşılarında toplar ve tüfekli birlikleri bulacaklardı. Akıncı kuvvetleri de pusuya yatacaktı. Savaş planlandığı gibi gitti.
Saat 16.00 gibi başlayan muharebede Macar süvarileri, Rumeli askeri açılınca karşılarında top ve tüfekleri buldular. Topların tesiri azken, tüfek atışları muharebenin sonucunu belirledi. En önde uzun ve daha kaliteli tüfeğe sahip olanlar, arka saflarda ise kısa tüfekli askerler vardı. Yaklaşık 4 bin tüfekli yeniçeri sıra sıra durup yaylım ateşi açtılar. Osmanlı birliklerinin düzenli bir şekildeki toplu ateş gücü Macar ordusunu dağıttı. Macar ordusundakilerden daha gelişmiş silahlara sahip yeniçerilerin tüfek kullanmada daha iyi eğitimli olmaları, motivasyonları, disiplinleri ve tüfeklerini yaylım ateşiyle kullanmaları bu sonucu sağlamıştı.
İki saat süren savaşın sonunda Macar komutanı Tomori, Borza Deresi yakınlarında öldü. Macar Kralı İkinci Layoş ise kaçarken Csele Deresi'nde boğuldu. 6 başrahip ve 300 Macar ileri de geleni öldürülmüştü. Macar ordusundan 20 bin piyade, 4 bin süvari olmak üzere 24 bini öldürülmüş, 10 bini de esir alınmıştı. Buna karşılık Osmanlı kaybı ise 300 şehitti. Savaşın sonlarında çıkan fırtına ve yağan yağmur, Macarların kalanlarının kaçmasını sağlamıştı.

Mohaç Savaşı
KRALLIK TARİHE GÖMÜLDÜ
Osmanlı ordusu savaştan kısa bir süre sonra 11 Eylül'de Macaristan'ın kalbi olan Budin'e girdi. Ancak Budin'i emniyet altında tutmak kolay olmadığından, iki hafta sonra şehirden ayrıldı.
Kralın ölümüyle Macaristan'ı savunacak hiç kimse kalmamıştı. Mohaç Zaferi'yle Osmanlılar hiç beklemedikleri bir durumla karşı karşıya kalmışlardı. Mohaç Savaşı ile Macar Krallığı tarihten kalktı. Ancak Osmanlı Devleti buna hazırlıklı değildi. Klasik Osmanlı fetih metotlarında ani bir fetih siyaseti yoktu. Fethedilen bir yere bir anda yerleşilmez, bölge kademe kademe Osmanlı ülkesine dâhil edilirdi. Bu yüzden Osmanlılar Macaristan'ı bir anda topraklarına katmak istemediler. Sadece Orta Tuna'da Sirem ve çevresini fethettiler.
Macaristan'ın kalan kısımları için de Erdel Voyvodası Yanoş Zapolya'nın krallığını tanıdılar. Ancak Macar kralının vârissiz ölmesi yüzünden aradaki akrabalık bağlarını ileri süren Avusturya Kralı Ferdinand, Zapolya'nın krallığını tanımayarak Kuzey Macaristan'ı işgal etti. Macar asilzadelerinin bir kısmı Ferdinand'ın, bir kısmı da Zapolya'nın krallığını tanıyorlardı. Mohaç Savaşı'ndan sonra Avrupa'daki dengeler değişmiş ve o dönemde Avrupa'nın tartışmasız en önemli gücü olan Osmanlı Devleti, Macaristan'ın geleceğinin en büyük belirleyicisi olmuştu. Bu meseleyle ilgili olarak İstanbul'a gelen Avusturya elçileri, Veziriazam İbrahim Paşa ile görüştüler. Veziriazam, görüşmeler sırasında Avrupa'daki gelişmelerden yakından haberdar olduğunu her fırsatta dile getirip Osmanlı'nın ihtişamını ve kudretini elçilere hissettirerek onları manevi baskı altına aldı. Sonuç alınamayan görüşmelerde iki ülkenin arası iyice bozuldu.
TÜRKLERE İLGİ ARTTI
Macaristan için Mohaç'tan sonra büyük bir mücadele başladı. Macaristan üçe bölündü. Macaristan toprakları 150 yıla yakın Osmanlılar ile Habsburglar arasında çekişmeye sebep oldu. Avrupa'daki siyaset sahnesinde Osmanlılar'ın ağırlıklarını hissettirecekleri yeni bir dönem Mohaç Zaferi'yle başladı. Osmanlılar'ın Avrupa'daki mücadeleye karışmaları kıtada siyasi dengenin yeniden kurulmasını sağladı. Fransa ve İngiltere gibi milli monarşiler, Osmanlı Devleti'nin Habsburglara karşı mücadeleye girmesiyle hayat hakkı bulabildiler. Osmanlılar'ın, Habsburgların Alman kanadını yıpratmaları sayesinde Protestanlık da Almanya'da yayıldı.
Osmanlılar'ın Mohaç Muharebesi ile Macaristan'ı fethi üzerine herkes Türklerle ilgilenmeye başladı. 1526-1532 yılları arasında Mohaç Muharebesi, I. Viyana Kuşatması ve Kanuni'nin 1532'deki Alman Seferi üzerine 259 kitap ve broşür türü yayın yapıldı.
YİĞİT AKINCI BEYİ: ADİL TAVİÇA
Mohaç Muharebesi öncesi savaş meclisi sırasında karargâha gelen akıncı beylerinden Adil Taviça denen yiğit kocayı, Peçuylu İbrahim tarihinde şöyle tasvir eder: "Cebesi arkasında, tolgası başında, kepeneği terkesinde kırlaşmış bir koca sakalı tıraşlı, fakat tolgasından dışarı fırlayan bıyıkları, sanki düşman kanı dökmeye hazır bir ok gibi idi. Hüsrev Bey, onun davet üzerine geldiğini sanarak, 'Gel Adil Taviça, saadetli padişah danışma emretti' der. O da 'Burada dövüşmekten başka danışma var mıdır? Beni Koca Elmas Bey size gönderdi; düşman alayları görünmüş, öncülerimiz elleşmeye başlamış; gelin, sancağımız dibinde bulunun ve alayları ağırlıktan ayırın' diye cevap verip hemen kendi alayına doğru at sürerek gitti." Kanuni de bu sözleri duyunca muharebeye askerlerini sürdü.
SULTANIN DUASI AĞLATTI
Tarihçi Peçuylu İbrahim, 1523'te Mohaç Savaşı öncesini şöyle anlatır: "Gazi ve mücahitlerin önde geleni olan padişah, her sancağın dibinde mübarek ellerini kaldırıp, 'Ey Allah'ım, kuvvet ve kudret senin; ey Allah'ım, zafer senin, inayet senin, himaye senin, senin karşında aciz bir bölük olan Muhammed ümmetini yerindirme. Kuvvetli düşman kâfirlerini sevindirme' diye dua etti. Bu manzarayı gören İslam askeri güz yaprakları ağaçtan dökülürcesine, atlarından inip yüzlerini ve gözlerini kara toprağa sürüp öyle içtenlikle gözyaşlarını akıttılar ki, görenlerde, bunların gönüllü olarak can ve başlarını padişah için feda etmekten başka 'Can ne kemterdir yolunda idevüz anı diriğ' dizesi herkesin ağzında tekrarlanır dururdu."