Dev artık ayakta!..
Bahçeye giren arabayı gören İhsan, arkadaşlarına iyi haberi verdi:
Gelmez diyordunuz, ama Ankara dönüşü yorgunluğuna rağmen Melih Bey de geldi. Sabah sohbetlerimiz onun için de vazgeçilmez oldu demek…
Selam vererek arkadaşlarının yanına oturan Melih Bey'e ilk soru Selim'den geldi:
Ağabey, AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü kutlamalarını televizyondan izledik. Ancak katılarak izlediğine göre senin anlatacaklarını bekliyoruz…
Melih Bey:
Biraz yorucu olsa da gittiğime değdi. Türkiye'nin hemen her tarafından Ankara'ya akan on binlerce insanla beraber olmanın tadı bir başka. 'Halka hizmet, Hakk'a hizmettir' düsturu ile hareket eden bir kadronun çeyrek yüzyılını kutladığı program, her şeyiyle çok güzeldi…
Mehmet:
Cumhurbaşkanımızın konuşması, kelimenin tam manasıyla muhteşemdi...
Evet, Cumhurbaşkanımızın her konuşması güzeldir. Ama özel günlerde yaptığı konuşmaların bir tür manifesto niteliği taşıdığı bilinir. AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen 'AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'ndaki konuşması da bunlardan birisiydi...
Mustafa:
Konuşmanın başında, "AK Parti'yi milletimizin kurduğu" vurgusunu yapan Cumhurbaşkanımızın, 'Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye'ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık' şeklindeki sözleri, iktidarda geçen 24 yılın net bir özeti…
Doğru. Bazıları ısrarla inkâra çalışsa da 36 milyar dolar olan yıllık ihracatımızın 278 milyar dolara; 240 milyar dolar olan millî gelirimizin 1 trilyon 600 milyar dolara çıkarılmış olması, başarının delili. Dünyanın 21'inci büyük ekonomisi iken, 2025 yılı itibarıyla dünyada 16'ncı, Avrupa'da 6'ncı sıraya yükseldik, şaka değil…
Remzi:
Savunma sanayinde 'destan' yazdığımızın altını çizen Cumhurbaşkanımızın, 'Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapar hâle getirdik' sözleri de çok çarpıcıydı…
Araya giren Selim:
Şu anda dünyanın 185 ülkesinde Türk savunma sanayi ürünlerinin kullanıldığını ve savunma sanayiinde yıllık 10 milyar doları aşan ihracat rakamına ulaştığımızı da unutmayalım...
Bunlar ve 24 bin kilometre yeni bölünmüş yol, iki katı bulan otoyol uzunluğu, Marmaray ve Avrasya tünelleri, Yavuz Sultan Selim ve 1915 Çanakkale köprüleri, 26'dan 58'e çıkarılan havaalanı sayısı, sıfırdan 2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hattı gibi sayılabilecek birçok başka hizmet söz konusu. Konunun özeti olarak hizmetle dolu dolu geçen 24 yıl diyebiliriz...
Mehmet:
Bütün bunlar ve benzeri hizmetler düşünülünce, AK Parti ve Cumhurbaşkanımıza yönelik teveccüh biraz eksik kalıyor gibime geliyor. AK Parti iktidarı süresince yapılanlar ve bundan sonra yapılması planlananlara ve alternatif olması gereken muhalefetin özellikle hizmet konusundaki vizyonsuzluğuna bakıldığında, bu kanaate varmamak mümkün değil. Ne dersiniz Melih Bey?..
Haklısınız. İktidara geldiğinden beri milletimize hizmet yolunda gece gündüz demeden çalışan Cumhurbaşkanımız başkanlığındaki kadroya yönelik teveccühün hakikaten daha yüksek olması beklenir. İnsanımızın artık alıştığı hizmetlerin hep süreceğini varsayması, herhangi bir kırılma sebebiyle karşılaşabileceği olumsuzlukları hesaba katmaması, bunun sebeplerinden…
Remzi:
Daha iyi olabilirdi, ama…
Sadece bazılarına değinebildiğimiz başarılı hizmetler sayesinde sahip olabildiğimiz bunca maddi ve daha da önemlisi manevi kazanımlarımıza rağmen, insanımızın AK Parti ve Cumhurbaşkanımıza yönelik teveccühünü olumsuz yönde etkileyen konuların başında ekonomik durum geliyor galiba?..
Evet. Ancak ekonomik durum konusunda, insanımızın yaşadıklarından çok birilerinin kötü niyetle oluşturduğu algılar belirleyici oluyor, maalesef. Emekliler konusu mesela. Emekli maaşlarının daha fazla olması gerektiğine kimsenin itirazı olamaz. Ancak, bunu sağlamak adına mevcut dengelerin bozulmasını da kimse istemez. Daha çoğunu isterken elimizdekinden olma riski ile karşılaşma ihtimalini unutmamak gerek…
Selim:
Emekliler ve asgari ücret konusu meselenin bam teli. Herkes bunlardan bahsediyor ama kimse konunun derinliklerine pek inmiyor sanki…
Konu biraz netameli de ondan. Madem açtınız, bazı mukayeseler yapalım o zaman. En düşük emekli maaşı 2003'te 118 dolar iken şu anda yaklaşık 500 dolar. Asgari ücret ise 2002'de 126 dolar iken şimdi 600 dolar civarında. Sadece döviz değeri belirleyici değil dersek, 2002'de asgari ücretle 815 ekmek alabiliyorken şu anda 1600 ekmek alabildiğimizi, 2002'de 120 litre benzin alabiliyorken şimdi yaklaşık 400 litre benzin alabildiğimizi unutmayalım.
Akla gelen diğer ürünleri de buna göre hesaplayabiliriz. Netice şu ki AK Parti döneminde ne emekli maaşlarında ne de asgari ücrette satın alma gücü açısından herhangi bir kayıp olmadığı gibi, ciddi artışlar söz konusu…
Mustafa:
Böyle anlatınca, neden herkesin şikâyetçi olduğu sorusu akla geliyor…
Öncelikle, daha fazla olsaydı tabii ki iyi olurdu. Ancak şikâyetlerin genel olarak yapıldığını, bazı örnekler üzerinden herkesin aynı durumda olduğunun varsayıldığını belirtmek gerek. Oysa 17 milyon emeklimiz var ve düşük maaş alanlar bunların sadece 4 milyonu.
Bütün emeklileri düşük maaş alan, evleri olmayan ve mesela İstanbul gibi kiraların yüksek olduğu şehirlerde yaşayanlar üzerinden değerlendiriyoruz. Asgari ücret konusu da benzer şekilde. Asgari ücretin bir tür gösterge olduğunu ve çalışanların önemli bir bölümünün bunun üzerinde maaşlar aldığı gerçeğini es geçiyoruz…
Mehmet:
Ortalık güllük gülistanlık demeyeceksiniz herhalde?..
Hayır. Tabii ki problemler de var. Ancak birilerinin iddia ettiği gibi yanıp bitip kül olmadık. Farkında iseniz cari açığımız yıldan yıla azalma eğiliminde. Bu, yakın bir zamanda gerek emeklilerin maaşları ve gerekse asgari ücret konusunda sevindirici gelişmeler olabileceğine işaret. Unutmayın, sabit ve dar gelirli kesimleri hayat pahalılığına ezdirmemek kararında olan bir Cumhurbaşkanımız var…
Mehmet:
Doğalgaz ve petrol keşiflerinin artmasına paralel olarak rüzgâr ve güneş enerjisi ile ilgili gelişmelerin enerji açığı sebebiyle oluşan cari açığımızı gittikçe düşürdüğü gerçek. Bu gelişmelerin toplumun bütün kesimlerine ve bu arada emekli maaşları ve asgari ücretin yükselmesine vesile olacağını söylüyorsunuz yani?..
Aynen öyle. Aksi durumda mesela IMF'den borç almanız lazım. Bunun, emir almak ve mevcut durumun daha da kötüleşmesi manasına geleceğini söylemek bile gereksiz…
İhsan:
Geçmiş yıllarda yaşamak zorunda kaldıklarımızı unutmadık. Hâlen de başta Arjantin olmak üzere bazı ülkelerin yaşamak zorunda kaldıkları bunu doğruluyor. IMF'nin verdiği borcun ana parasını ve faizini sağlama almak için ilgili ülkenin ekonomisini daha da kötüleştirecek emirler verdiğinin çocuklar bile farkında. Ancak, bu gerçeği bilmezden gelip, 'IMF'den borç alalım canım, ne var bunda?' diyebilenler de var…
Saatine bakan İhsan:
Evet, bugünlük bu kadar diyeceğimiz an geldi. Mekke Anlaşması ve Terörsüz Türkiye ile ilgili kanun hakkında da konuşacaktık, ama vaktimiz kalmadı.
Özetleyecek olursak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü kutlamalarındaki konuşması, devin artık ayağa kalktığının göstergesi. Sohbetimizi, Cenab-ı Hakk'tan ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için güzellikler niyazı ile bitirelim…
Amin…