Ekrem Kızıltaş
Ekrem Kızıltaş

Daha iyiye doğru...

Selam vererek arkadaşlarının yanına oturan Melih Bey:

Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum. Nihayet dışarıda çay içip sohbet edebileceğimiz günlere kavuştuk, şükür... Selim:

CHP'de işler iyice karıştı Melih Ağabey. Ortalığın kısa sürede durulması da pek mümkün gözükmüyor. Ne dersiniz?..

Laf aramızda, çevremizde can sıkıcı birçok gelişme devam ederken CHP'yi konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum. Görünürde bir ateşkes olsa da ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşta bundan sonra ne olacağı ile alakalı doğru dürüst bir bilgi yok. Esas mesele ise İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarının devam etmesi. CHP konusu ister istemez öne çıktığı için dikkat çekmiyor belki ama terörist İsrail katliamlarını sürdürüyor. Var olduğu söylenen ateşkeslere rağmen hem de... İhsan:

Bu konuda haklısınız. İran'da bundan sonra ne olacağı, Gazze'de eskisine nazaran iyi olsa da halen devam eden içler acısı durumun ne zaman düzelebileceği, dikkatler başka tarafa çevrilmişken fırsattan istifade Gazze yanında Lübnan'ı da sürekli vuran İsrail'e nasıl dur denilebileceği, ciddi bir problem... Mustafa:

Sürekli olarak bir öncekini yalanlayan açıklamalar yapan ABD Başkanı Trump'ın tam olarak ne istediğinin belli olmaması, hangi açıklamasının uluslararası piyasaları sakinleştirmeye yönelik hangisinin İran'ı zorlamaya yönelik olduğu, sürdüğünü söylediği görüşmelerle ilgili belirsizlik. İran'la ilgili konu aylardan beri devam eden ve nereye varacağını kimsenin bilmediği belirsizlikler içeriyor... Melih Bey:

Durum özetlediğiniz gibi. Arka planda nelerin olup bittiği ve İran'la bağlantılı gelişmelerin sebep olduğu iniş çıkışların kime yaradığı da belirsiz. Sadece petrol fiyatlarının aşağı yukarı hareketleri sebebiyle kaybedilen ya da kazanılan milyar dolarlar söz konusu belki. Artık tahminde bulunmanın bile güçlüğü sebebiyle konuya yönelik ilgi mutlak butlan kararı ve sonrasındaki hareketlilik sebebiyle ister istemez CHP'ye yoğunlaştı... İhsan:

Ülkemizle alakalı başka ciddi gelişmeler de dikkatlerden kaçıyor bu arada. Aile konusunda atılan yeni adımlar, ihracatta kırılan yeni rekorlar ve belki de en kırılgan noktamız olan enerji ile ilgile sağlanan muhteşem gelişmeler de konuşulmuyor. Haksız mıyım?..

Doğru. Güneş ve rüzgar enerjisi alanındaki gelişmeler hakikaten çok sevindirici, mesela. Ülkemizin toplam elektrik kurulu gücünün, yüzde 62,3'ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. İşin en sevindirici yanı 2025'de güneş enerjisinin genel içindeki payı yüzde 20,5 ve rüzgârın payı da yüzde 12,1'e erişti. Bu, cari açığın ekonomi üzerindeki baskının gittikçe azalması demek... Mustafa:

Bu söylediklerinize doğal gaz ve petrol konusundaki muhteşem gelişmeleri de eklemek gerek. Bir süre önce ihtiyacımızın sadece yüzde 1'ini çıkarabildiğimiz doğal gazda ciddi mesafeler alınıyor. Yine ihtiyacımızın yüzde 9'unu çıkardığımız petrolde de sanırım kısa süre sonra yüzde 20 seviyesini geçeceğiz. Bunlar işlerin iyiye gitmeye başladığının göstergeleri... Melih Bey:

Savunma sanayi alanındaki gelişmeler de önemli. Çok değil 10 ya da 15 sene önce dışarıya muhtaç olduğumuz birçok sahada ihtiyacımızı karşılama yanında ihracatçı da olduk. Yine 10 sene önce Patriot satılmayan ve S 400 alması da içeriden ve dışarıdan istenmeyen bir ülke iken şimdilerde bunların çok daha iyileri yanında başkalarını da yapar hale geldik. Birileri dikkatleri başka tarafa çekmek istese de Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve ekibi sayesinde sadece bölgede değil küresel çapta da dikkate alınması gereken bir ülke haline geldi, hamdolsun. Kervan yürüyor yani... İhsan:

Tam da olması gerektiği şekilde daha iyiye doğru hem de. Bunun için ne kadar şükretsek az. Mesele insanımızın en azından bir kısmının bunun farkında bile olmayışı, problem. Birilerinin kasıtlı olarak oluşturduğu algılara kapılarak, ülkemiz ve milletimiz için gecesini gündüzüne katan Cumhurbaşkanımız ve ekibine husumet duyabilenler söz konusu... Selim:



TENCERE DİBİN KARA...

Sohbetimizin sonuna yaklaşıyoruz galiba. Melih Ağabeyin CHP'nin içinde bulunduğu durumla alakalı yorumlarını da dinlemekte fayda var...

CHP'nin Kurultay davasının mutlak butlanla neticelenmesi ile ortalık iyice karıştı ve daha da karışacak gibi. Mahkeme kararına rağmen güya genel merkezi teslim etmeme telaşına kapılanlar sebebiyle arzu edilmeyecek türden görüntüler ortaya çıktı. Büyük paralar harcayarak ele geçirdikleri partiyi kaptırmamaya çalışanlarla, olup bitenler için 'bu kadar da olmaz' diyenler arasında yönetimi ele geçirme kavgası daha da sürecek belli ki... Mehmet:

Başından beri konuyla ilgili dikkatli bir dil kullanan Kılıçdaroğlu'nun, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayındaki usulsüzlük ve rüşvet iddialarına değinerek kararı, 'Yargı, siz bir kurultayı parayla satın alamazsınız dedi' şeklinde değerlendirmesi, çok anlamlı. Esas problem, CHP'yi satın aldıklarını düşünenlerin kullandıkları paralara, kamu kaynaklarını yağmalamak suretiyle sahip olmaları, galiba?..

Meselenin püf noktası bu. İmamoğlu'nun İBB seçimlerini kazandığı 2019'da başlayan kirli bir akış var. Muhtemelen bazı dış mihrakların da katkısıyla önce 8 Ekim 2023'deki CHP İstanbul İl Kongresi ve ardından da 4-5 Kasım 2023'de yapılan CHP 38. Olağan kurultayında oldukça karanlık işler dönmüş. Para, daire, belediyelerde kadro, belediye başkanlığı ve meclis üyeliği adaylıkları gibi şeyler dağıtarak kongre ve kurultayda arzu ettikleri sonuçları almayı başarmışlar. Ancak, olup bitenlerden rahatsız olan CHP'lilerin ihbarları sayesinde Yargı harekete geçince durum değişti... Mustafa:



CHP'de tartışmayı sürdüren iki kesim de mevzuatı kendisine göre yorumlamaya meraklı olduğu için üzerinde ittifak edebilecekleri ortak bir zemin yok gibi. Bundan sona neler yaşanabileceğini düşünüyorsunuz?..

Mahkeme tedbir kararı ile Kılıçdaroğlu'nu genel başkanlığa getirdi. Kararı tanımayacağını söylese de anında YSK ve Yargıtay'a itiraz dilekçesi veren Özgür Özel, kendini Grup Başkanı seçtirdi. Genel Merkezi terk etmeyeceği iddiasını emniyet güçleri sona erdirdi. Şimdi de CHP'de grup toplantılarını ancak ben yaparım iddiasını sürdürüyor. Ancak, genel başkanın Kılıçdaroğlu olduğu düşünülürse, Özel'in iddiaları havada kalmaya mahkum. Konu ile ilgili mevzuat karmaşık ve herkes kendisine göre yorumladığı için neler olacağını bekleyip görmekten başka çare yok... İhsan:

İster istemez bizim bile kendimizi Kılıçdaroğlu'nu savunur halde bulmamız işin tuhaf tarafı. Oysa bana sorarsanız al birini vur ötekine deyip geçmemiz gerek. Ne dersiniz Melih Bey?..

Bu konuda haklısınız. Mayıs 2010'da genel başkanlığa gelen Kılıçdaroğlu, zaten çeşitli açılardan sıkıntılı olan CHP'nin daha da kötüye gitmesi açısından ciddi bir kırılma noktasıydı. Partinin önemli isimlerinden Onur Öymen'in de söylediği gibi, Baykal döneminde en azından dış konularda devleti önceleyen tavrıyla bilinen CHP'de Kılıçdaroğlu ile birlikte tuhaf davranışlar baş göstermeye başladı...
Remzi:

Silahlı Kuvvetlerin sınır ötesi harekatları için çıkarılan tezkerelere hayır demek, Mavi Vatan'la dalga geçmek, Karabağ konusunda aykırı tavırlar takınmak, ne işimiz var Suriye'de ve Libya'da benzeri garip sorular sormak, bunlardan bazıları galiba?..

Ağzınıza sağlık Remzi Bey. Durum, 'tencere dibin kara, seninki benden kara' sözündeki gibi. Bunlar ve daha birçok şeye bakarak Kılıçdaroğlu'nun da arzu edildiği seviyede yerli ve milli olmadığı, aşikar. Ancak Özgür Özel'e ve arkasındakilere bakılınca işler daha da vahimleşiyor... Mehmet:

O halde, bizim konuya bakışımız, daha az kötü olduğunu düşündüğümüzü tercih olarak izah edilebilir herhalde. Ne dersiniz?..

Ya da, bir ümit olarak Kılıçdaroğlu'nun yaşananlardan ders alarak CHP'nin bundan sonraki çizgisini yerli ve milli olarak belirleme ihtimali diyelim. Olur mu bilmem ancak böyle bir şeye hakikaten ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımızın iç cephemizi tahkim etme çağrısının bir devamı olarak CHP'nin de bu yönde değişmesi mümkün olabilir belki... İhsan:

Evet, gelişmeler henüz sıcak. Neler olup biteceğini bekleyip göreceğiz. Cenab-ı Hakk'tan, ülkemiz, milletimiz ve Müslümanlar lehine gelişmeler niyaz ederek sohbetimizi sonlandıralım...

Amin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin