Zaman meselesi...
Korkulup korkulmadığı ayrı bir mesele. Ancak, beklenen oldu ve İsrail adı verilen terör yapısı, Nisan sonunda yaptığı gibi Akdeniz'in uluslararası sularında Sumud Filosu'na bir kez daha saldırdı.
Hukuksuz ablukayı kırabilmek ve sembolik miktarda da olsa Gazzelilere yardım götürmek üzere yola çıkan 54 teknede, 39 ülkeden 96'sı Türk 426 aktivist vardı. Küresel Sumud Filosu'na Gazze'ye 450 kilometre mesafede uluslararası sulardaki korsanca müdahalesinin, İsrail'in kendi tabutuna yeni çivi çakması olduğu söylenebilir. Filoda Türkiye'nin yanı sıra Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Brezilya, Cezayir, Endonezya, Fas, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, İsviçre, Kanada, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Moritanya, Norveç, Pakistan, Polonya, Romanya, Slovakya, Sri Lanka, Şili, Tunus, Umman, Vietnam ve Yeni Zelanda'dan aktivistler var.
Hukuksuz bir ablukayı kırıp, haksız ve hukuksuz yere en temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakılan Gazzelilere yardım götürmek üzere insani amaçlarla yola çıkanlara açık denizde yapılan korkakça saldırı, esasında uluslararası bir mesele.
Uluslararası bir mesele olduğu ve kelimenin tam manasıyla bu çağda adı bile edilmemesi gereken korsanlık söz konusu olduğu için, başta BM olmak üzere ilgili kuruluşların devreye girmeleri gerektiği, malum. Ancak, İsrail söz konusu olduğunda BM'nin ve ilgili kuruluşların çaresizlikleri, Güvenlik Konseyi'ndeki oylamada kalkacak tek bir elin diğer 192 ülkeyi anlamsızlaştırdığı da vakıa. Sumud'a yönelik saldırının, sadece aktivistlerin ülkelerindeki takipçileri değil, merakla Filoyu takip eden oldukça kabarık sayıdaki insan nezdinde de İsrail'in koruma kalkanından yeni parçalar eksiltmesi, belki züğürt tesellisi. Ama yine de bir teselli.
Sumud aktivistleri son derece sakin iken, tam teçhizatlı bir şekilde silahsız insanların bulunduğu teknelere çıkan İsrailli teröristlerin ne kadar korktuklarına dair dikkat çekici görüntüler de İsrail'in kayıp hanesine ilave edilecekler arasında.
Çok sayıda ülkeden 'tamamen insani' gerekçelerle katılanlardan oluşan ve ilk seferini geçtiğimiz yıl Ağustos'ta başlatan Sumud, arzu edilen neticeye belki bu defa da ulaşamayacak olabilir.
İsrail ne yaparsa yapsın, her müdahale sonrası tekne ve katılımcı sayısını artırarak devam edeceği bilinen Sumud Filosu'nun bir gün mutlaka arzu edilen neticeye ulaşacağı, net. Sumud kararlılık demek çünkü... 'Topraksız bir halka, halksız bir toprak bulma' yalanı ile 14 Mayıs 1948'de kur/dur/ulan İsrail'in, algılarla inşa ettiği ve yakın zamana kadar işine de yarayan korunma zırhında büyük delikler açılmış durumda.
Dünya çapında aklı başında olan herkesin nefretini kazanan İsrail terör yapısının ne zaman ve nasıl çökeceği, sadece bir zaman meselesi...