Hangisi daha fazla ‘dehşet verici ve akıl dışı’?
Başkan adaylığı yarışındaki Trump yeni NATO söylemi ile dünya gündemine yerleşti. Daha önce NATO'yu "modası geçmiş bir örgüt" olarak nitelediği ve yüzde 2'lik savunma harcama kotasını karşılamayan üyeleri suçladığı biliniyordu. Trump bu defa, Güney Carolina'daki mitingde "harcama kotasını karşılamayan müttefiklere karşı Rusya'yı ne isterse yapmaya teşvik edeceğini" söyledi. Bu açıklama Cumhuriyetçilerin Ukrayna'ya yeni askeri desteği Kongre'de bloke ettiği ve Putin'in NATO'nun beş kez genişlemesini Ukrayna'daki savaşın temel sebebi ilan ettiği mülakattan sonra geldi.
İttifakın 5. Maddesi'ne göre saldırıya uğrayan müttefikin savunulması gerekirken, Trump bir de Rusya'yı cesaretlendirmekten bahsetti. Beyaz Saray "dehşet verici ve akıl dışı" bularak reddetse de Trump'ın cümleleri ABD'de giderek güçlenen izolasyoncu eğilime işaret ediyor. Soğuk Savaş sonrasında Washington'un kurduğu "liberal dünya düzeninin" artık Amerikan çıkarlarına çalışmadığı fikri giderek ABD kamuoyunda yaygınlaşıyor.
***
***
Alman aklı da gelen dünyanın tehlikelerine hazırlanmak zorunda olduğunu biliyor.Alman Genelkurmay Başkanı Breuer, 11 Şubat'ta "Rusya tehdidi sebebiyle beş yıl içinde savaşa hazır hale gelmek zorunda olduklarını" açıkladı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise bir yandan "birbirimizi savunmayacağımıza dair herhangi bir söylem, ABD dahil hepimizin güvenliğini baltalıyor" diyerek "ittifaka yapılacak her saldırıya hep birlikte sert bir karşılık verileceği" fikrini öne çıkarıyor. Diğer yandan ise Avrupa'nın Rusya ile, "muhtemelen on yıllarca sürecek bir çatışma" için hızlı silah üretimine geçmesini istiyor.
***
Kasım seçimlerinde ABD Başkanı seçilmesi durumunda Trump, Batı ittifakı için Pandora'nın kutusunu açacak gibi görünüyor. "Güce dayalı milli çıkar" anlayışını büyük bir özgüvenle seslendiren Trump'ın başkan seçilmesi Rusya'nın saldırganlığının ve İsrail'in katliamlarının umursanmayacağı bir döneme gidiş demek olur. Ya da belki de İsrail'in Gazze'deki katliamlarını durdurmayan Biden yönetimi zaten kutuyu açtı bile.
***
"Özgürlükler, demokrasi ve insan hakları" gibi değerlere dayandığı düşünülen Batı ittifakı, İsrail'in Filistinlileri toplu imha etmesine sessiz kalarak insanlığı sefalete, BM Genel Sekreteri Guterres'in tabiriyle dünyayı "kaos çağına" sürüklüyor. Rusya-Ukrayna savaşı ciddi bir kırılma getirmişti zaten. Büyük güç rekabetinin nasıl hızla savaşa dönebildiğini biliyoruz artık. Savaşın hem yaygınlaştığı hem de sıradanlaştığı günlerdeyiz. Gücü olanın hukuku ve insanlığı yok sayabileceğini en çarpıcı şekilde ortaya koyan ise İsrail'in Gazze'deki katliamları oldu. İsrail ordusu, Gazze'deki son "güvenli bölge" olan Refah'a dün ağır bombardımana başladı. Soykırım davasını da Biden yönetiminin sözde uyarısını da dinlemeyen Netanyahu, yine hastaneleriyle, okullarıyla, BM kurumlarıyla ve 2 milyon sivil Filistinlisiyle Gazze'nin yok edilebileceğini gösteriyor dünyaya. Siz karar verin.Trump'ın tehditkâr "parasını vereni korurum" yaklaşımımı mı, Biden yönetiminin Netanyahu'nun yeni katliamlarına göz yumması mı daha fazla "dehşet verici ve akıl dışı?"