Bülent Erandaç
Bülent Erandaç

Türkiye nükleer çağda

BAŞKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın Seul ziyareti, Türkiye ile Güney Kore arasındaki stratejik ve ekonomik ilişkileri zirveye taşıyan, kelimenin tam anlamıyla bereketli bir diplomasi çıkartması oldu. Seul'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile bir araya gelen Başkan Erdoğan, iki ülke arasında bilim, teknoloji, madencilik, enerji ve nükleer enerji alanlarında 4 kritik anlaşmaya imza attı. Ziyaretin en stratejik kazanımı ise Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi başta olmak üzere yeni nükleer yatırımların önünü açacak devasa finansman ortaklığı oldu. Ziyaretin en kritik ve küresel yankı uyandıran adımı nükleer enerji alanında atıldı.

Güney Kore ile imzalanan bu zapt, Türkiye'nin ikinci nükleer santral projesi olan Sinop Nükleer Güç Santrali için Güney Kore'nin finansal gücünü ve teknik birikimini Türkiye'ye taşıyor. Ziyaretin öne çıkan diğer bir kazancı ise savunma sanayii oldu. Kore Savaşı'ndan gelen "Kan Kardeşliği" vurgusuyla iki lider Altay tankı ve Fırtına obüsleri gibi başarılı ortak projelerin sayısını artırma kararı aldı. Özellikle TUSAŞ bünyesindeki TEI tarafından geliştirilen yerli PD170 İHA motoruna Güney Kore'nin yoğun ilgi göstermesi, Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı tescilledi. Türkiye, jeopolitik fay hatlarının ve küresel enerji krizlerinin tam ortasında, kendi kaderini yerin altındaki fosil yakıtlara değil, atom çekirdeğinin muazzam enerjisine bağlayarak yüzyıllık makus talihini kırıyor ve yarının dünyasına enerji bağımsızlığı manifestosu ilan ediyor.

Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye, bu küresel enerji satrancında oyun kurucu bir vezire dönüşüyor. Yıllardır teoride kalan, ambargolarla ve siyasi baskılarla ertelenen nükleer enerji vizyonu, önce Mersin Akkuyu'da, bugün Seul'den imzalanan tarihi anlaşmalarla çok hızlandı. Türkiye, net bir şekilde ifade etmek gerekir ki, küresel nükleer ligin kapılarını ardına kadar açarak resmen nükleer çağa girmiş bulunuyor. Bu büyük dönüşümün ilk ve en stratejik kalesi Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali, kararlı adımlarla ilerliyor. Üçüncü nükleer santral adresi olarak Kırklareli (İğneada) bölgesi belirlenmiş durumda ve burada Çin ile yürütülen ileri düzey müzakereler son aşamaya yaklaşıyor. Türkiye, dördüncü ve beşinci büyük lokasyonlar için geleneksel devasa yapılar inşa etmek yerine, coğrafi olarak sanayinin kalbi olan Trakya ve hinterlandını tahkim ederken, dördüncü ve beşinci nükleer güç adımlarını Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Samsun, Çorum, Yozgat gibi Anadolu'nun organize sanayi bölgelerine (OSB) ve enerji yoğun endüstri merkezlerine yönlendiriyor.

İşte bu noktada karşımıza ezber bozan bir teknoloji çıkıyor: Küçük Modüler Reaktörler (SMR). Türkiye, devasa santraller inşa etmenin yanı sıra fabrikalarda üretilip tırlara yüklenerek istenen bölgeye taşınabilen modüler nükleer sisteme geçiyor. Hazırlanan yeni yasa taslağıyla, büyük sanayi kuruluşlarının şebekeden bağımsız kendi nükleer gücünü kurmasının önü açılıyor. Dahası, yerli savunma sanayimizin devleri önümüzdeki birkaç yıl içinde toryum yakıtlı milli SMR teknolojisini geliştirmek için kolları sıvamış durumda. Türkiye, nükleeri sadece tüketen değil, teknolojisini üreten bir güç olmayı hedefliyor.

Bu muazzam pazar potansiyeli, küresel aktörlerin de iştahını kabartıyor. Kanada, Çin ve Rusya'nın Türkiye'nin nükleer hamlelerine olan ilgisi katlanarak sürüyor. Batı'da Kanada ve ABD SMR teknolojisiyle kapımızı çalarken, Doğu'da Çin ve Rusya konvansiyonel ve yeni nesil reaktörlerle masada kalmaya devam ediyor. SONUÇ: Türkiye nükleer alanda vites yükseltirken, dijital çağın, yapay zekanın ve ağır sanayinin devasa elektrik talebini garanti altına almayı hedefliyor. 2027'de Akkuyu ile başlayacak olan nükleer rönesans, Sinop'la büyüyecek, Kırklareli ile perçinlenecek ve modüler SMR'lerle Türkiye'nin kılcal damarlarına kadar yayılacak. Türkiye Yüzyılı nükleer güçle de ilmek ilmek örülüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin