Mekke Savunma İttifakı’nda müthiş hamleler
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın New York'taki diplomatik temasları ve askeri kurmayların Riyad'da katıldığı stratejik zirveyle birlikte, sahada fiilen uygulanabilir askeri ve siyasi bir mimariye dönüşüyor.
Yemen'de İran destekli Husiler'in Kızıldeniz kıyı şeridini ve Babülmendep Boğazı'nın kilidi olan Meyyun Adası'nı ele geçirmesi, küresel ticaret yollarında büyük bir panik yaratırken; Türkiye'nin Suudi Arabistan ile kurduğu savunma paktı çerçevesinde verilen askeri sinyaller bölgedeki kartları yeniden dağıtıyor. Başkan Erdoğan, Mekke Savunma İttifakı ile ilgili stratejik diplomatik ve askeri temaslarını artırırken, ardı ardına çok önemli uyarılarda bulunuyor.
Başkan Erdoğan'ın son yaptığı askeri sinyal niteliğindeki açıklama oldukça dikkat çekti: "İttifakın üyesi olan Suudi Arabistan'a yönelik tehditlerin (Hürmüz Boğazı ve Körfez'deki sivil/ekonomik altyapıyı hedef alan saldırılar) tırmanması durumunda, ittifak mekanizmaları işletilerek istihbarat, lojistik, mühimmat ve hatta tehdidin boyutuna göre ileri askeri destek verilecek."
Başkan Erdoğan'ın bu stratejik çıkışı, Mekke Paktı ile kurulan yeni güvenlik şemsiyesinin, Suudi Arabistan veya Pakistan'ın toprak bütünlüğüne yönelik somut tehditlerin artması durumunda Türkiye'nin askeri ve lojistik kapasitesiyle sahaya aktif destek üreteceğini küresel aktörlere ilan eden bir güç projeksiyonu özelliği taşıyor.
Başkan Erdoğan, BM zirvesi marjında New York'ta ABD Başkanı Trump'la beraber Körfez ülkeleri toplantısına katıldı. Bu toplantıda Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki kriz detaylı şekilde ele alındı.
Bu kritik temaslar sonrası Erdoğan'ın New York'ta Newsweek dergisine verdiği mülakatta yer alan, tehdidin boyutuna göre "daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir" ifadeleri ve hemen ardından Ankara, İslamabad ve Riyad askeri komuta kademesinin Suudi Arabistan'da acil koduyla toplanması, bu ittifakın artık "ete kemiğe büründüğünün" en net göstergesidir. Başkan Erdoğan, Newsweek mülakatında paktın felsefesini açıklarken çok net bir çizgi çizdi:
"Anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmektedir."
Bu tanım, akıllara doğrudan NATO'nun meşhur 5. maddesini getiriyor. Erdoğan'ın tehdidin boyutuna göre istihbarat, mühimmat veya "daha ileri askeri desteğin" de masada olduğunu belirtmesi, ittifakın dinamik ve esnek bir askeri kapasiteye sahip olduğunu ilan ediyor.
SONUÇ: Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, 1 Ekim'de açılacak TBMM Genel Kurulu'nda değerlendirilerek onaylanması bekleniyor.
Başkan Erdoğan'ın "Gerekeni yaparız" açıklaması, sürecin "istihbarat paylaşımı, lojistik destek ve mühimmat sağlama" gibi aşamalardan başlayarak, durumun ciddiyetine göre "ileri askeri desteğe" evrilebileceğini netleştiriyor.