Bülent Erandaç
Bülent Erandaç

Savaşırız resti

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirdiği jeopolitik öneme sahip Mekke Anlaşması ve ardından gelen, "Kim olursa olsun, biri Türkiye'ye saldırırsa gerekirse savaşırız" resti; dostlarımızda sevince, düşmanlarımızda ise paniğe yol açtı.

Yüzyıldır emperyalist ülkelerin ve sömürgeci güçlerin "böl-yönet" politikalarıyla parçalanan, iç çatışmalarla enerjisini tüketen İslam dünyası, tarihi bir uyanışın eşiğinde bulunuyor. Coğrafi ve siyasi olarak darmadağın edilmiş, sesi kısılmış milyarlarca Müslüman, bugün artık küresel sistemin adaletsizliklerine karşı yeniden güçlü bir ses olmaya çalışıyor.

Bu muazzam toparlanmanın ve büyük dirilişin merkezinde ise kararlı duruşuyla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yer alıyor. Başkan Erdoğan, sadece Türkiye'nin değil; Filistin'de zulüm gören mazlumların, Keşmir'de hakkı gasbedilen çaresizlerin, Afrika'da sömürülen halkların ve Batı'da İslam düşmanlığıyla kuşatılan milyonların da gür sesi olarak doğru bildiği yolda yürüyor.

BARIŞ İSTİYORUZ ANCAK...

"Dünya beşten büyüktür" haykırışı, sadece küresel sistemin çarpıklıklarına yönelik bir itiraz değil, aynı zamanda İslam dünyasının özgüvenini yeniden inşa eden tarihi bir manifesto niteliği taşıyordu. Pazar gecesi de son derece önemli bir gelişme yaşandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda: "Biz savaşı değil, barışı konuşuyoruz. Ama eğer biri Türkiye'ye saldıracaksa, Türkiye o savaşı yapmaktan çekinmez ve ondan kaçmaz" şeklindeki kararlı sözleriyle küresel ve bölgesel dengeler açısından son derece kritik bir mesaj verdi.

Bu açıklama, sadece İsrail çevrelerinin Türkiye'yi hedef alan agresif söylemlerine karşı verilmiş doğrudan bir rest değil; aynı zamanda Ankara'nın bölgesel güvenlik mimarisindeki oyun kurucu ve caydırıcı pozisyonunun en üst düzeyden ilanı oldu.

Erdoğan, bu çıkışıyla Türkiye'nin kendi egemenliğini ve jeopolitik güvenliğini doğrudan hedef alabilecek dolaylı ya da dolaysız her türlü tehdide karşı kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın ardından yaptığı tarihi açıklamada, "Bize saldıran kim olursa olsun savaşırız" diyerek Türkiye'nin kırmızı çizgisini açıkça ortaya koydu.

Bu çıkışın ardından ABD Başkanı Donald Trump ve İngiltere Başbakanı ile telefon görüşmeleri gerçekleştirildi. Başkan Trump'la bire bir görüşebilen ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack da harekete geçti. Barrack, Ankara'nın olası bir askerî karşılığına da atıfta bulunarak, Türkiye'nin kendi topraklarına doğru yönelen uçakları gözlemlemesi üzerine "anlaşılır bir şekilde kendi karşılığını vermek üzere hazırlık yapmış olabileceğini" belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığının çok sert biçimde kınadığı saldırıyı ABD de "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirerek İsrail'e yönelik nadir görülen bir eleştiri yaptı.

Sonuç: Artık Siyonist İsrail yönetimi ve arkasındaki küresel güçler, bölgedeki her adımlarını hesaplarken karşılarında "gereğini yapmaktan asla çekinmeyecek", etkin, güçlü ve caydırıcı bir bölgesel askerî güç olarak Türkiye'nin bulunduğunu unutmamak zorunda. Türkiye, barıştan yana tavrını korurken, hiçbir tehdide de boyun eğmeyeceğini bir kez daha gösterdi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin