Bekir Hazar
Bekir Hazar

Devrimci Türkiye

Bizde bir muhalif lider vardı. Tıpkı diğer muhalifler gibi savunma sanayiimize sallıyor "Maalesef dindar olduğu için vasıfsız mühendislerle çalışıyorlar" diyerek yaylım ateşi açıyordu.

Sırf oy aşkına yalan yanlış konuşuyordu. Halbuki savunma sanayiimizde ideolojisine ve inancına bakmaksızın her kesimden mühendislerimiz harıl harıl çalışıyordu.

Şimdi "Dindar ve vasıfsızlar" diye suçlanan o mühendislerimizin geldiği noktayı içimizdeki yerli Amerikalı muhaliflerimizden değil, dışarıdaki akademisyenlerin gözünden aktarıp bu kafadakilerin gözüne sokalım.

Belki oradan beyinlerine gider (!) O bir Oxford mezunu İngiliz Profesör. Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde izlediği bağımsız politikaya ve artan etki alanına dikkat çekiyor. "Türkler kabına sığmıyor" diyor. Adı Tim Wilson.

Türkiye'nin sadece tekil silahlar değil, bütünleşik askeri sistemler üretebildiğinin altını çiziyor. "Türkler devrim yaptı" diye kameralar karşısında konuşuyor.

KAAN, HÜRJET, Bayraktar İHA'lar ve elektronik harp sistemleri gibi projeler sayesinde ülkenin fiili bir sanayi devrimi gerçekleştirdiğini vurguluyor. Türkiye'nin teknolojik hedeflerinin yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadığını belirtiyor. TEKNOFEST etkinliklerinin; yapay zeka, robotik, tarım ve ileri mühendislik alanındaki vizyonu gözler önüne serdiğini ve dünyaya kritik bir mesajlar verdiğini haykırıyor.

Wilson sözü İsrail'in Demir Kubbesi'ne getiriyor. "Genellikle yanlış anlaşılıp abartılıyor" diyor. Ona göre Demir Kubbe, sık roket ve havan ateşi altındaki coğrafi olarak küçük bir devletin yoğun nüfuslu bölgelerini korumak için tasarlanmış dar kapsamlı, taktiksel bir kalkan. Asla bütün ülkeyi kapsayan ulusal bir şemsiye değil.

Türkiye'nin Çelik Kubbesi ise tek bir batarya veya dar bir bölge korumasından öte, ülkenin geniş sınırlarını, farklı yönlerden gelebilecek çoklu tehditlere karşı koruyan ağ merkezli, çok katmanlı ve kapsamlı bir savunma mimarisi. Wilson'a göre bu durum coğrafi ve stratejik zorunlulukların doğurduğu çok daha üstün ve entegre bir yaklaşım.

Yani "Türk mühendisleri harika iş çıkardı" diyor. "Çelik Kubbe, dışa bağımlılığın maliyetini gören Türkiye'nin kendi kendine yetme iradesinin somutlaşmış halidir. Gerçek gücün sadece tek bir füze modelinde değil, entegre komuta katmanında ve veri füzyonunda yattığını Türkiye bu sayede dünyaya kanıtlamıştır." diye bağırıyor.

İngiltere'nin devrimci Türkiye ile askeri anlaşmalara gitmesini "ZORUNLULUK" olarak görüyor. Çelik Kubbe yörüngesinin NATO içinde ABD merkezli olmayan bağımsız bir yetenek düğümü sunduğunu vurguluyor. "Bu durum, Türkiye'yi sadece bölgesel bir aktör yapmakla kalmamakta, aynı zamanda onu Avrupa güvenliği için VAZGEÇİLMEZ bir konuma taşımaktadır." diye nara atıyor adeta.

Türk mühendislerinin muazzam başarılarını adam binlerce kilometre öteden görüp dünyaya ilan ediyor. "Ankara, geleneksel Batı ittifaklarının ya da klasik müttefiklik tanımlarının sınırlarına sıkıştırılamayacak kadar bağımsız bir dış politika izlemektedir. Türkiye; kendi askeri teknolojisini üretebilmesi, kendi stratejik ortaklıklarını kurabilmesi ve bölgesel krizlerde bağımsız bir ses haline gelmesi sayesinde küresel sistemde geleneksel çizgi izleyen ülke konumundan çıkıp oyun kurucu bir merkeze dönüşmüştür." diyerek hem de. Bitti mi? Hayır. Devam ediyor;

"Batı ittifakıyla olan bağlarını tamamen koparmadan ama onlara bağımlı da kalmadan; kendi göbeğini kendi kesen, kendi askeri-endüstriyel kompleksini inşa eden ve bölgesel istikrarın kaderini belirleyen bağımsız bir küresel merkez konumuna yükselmiştir."

Tim Wilson'dan daha uzaklarda, okyanus ötesinde Columbia Üniversitesi Profesörü Jeffrey Sachs gibi dünyaca ünlü yabancı akademisyenler var mesela. O da Türkiye'nin savunma sanayii hamlesiyle stratejik merkez haline geldiğini, NATO içerisindeki hiyerarşi ve bağımsızlık DENGELERİNİ SARSACAK düzeyde başarılı ve inkar edilemez bir askeri teknolojik sıçrama ve DEVRİM yaptığını bas bas bağırıyor.

"Türkler BATI merkezli askeri hiyerarşiyi bozdu, tekeli kırdı, dengeleri darmadağın etti" diyor. ABD basınından da "Türk mühendisleri Ankara'yı Elon Musk'a rakip yapıyor. Aselsan, uzayı 198 uydu ile dolduracak" manşetlerini okuyoruz.

Mühendislerimizin ne kadar vasıflı, bizim savunma şirketlerimizi yargılayacağını bile söyleyen VİZYONSUZ muhalefetimizin ise ne kadar vasıfsız olduğunu daha anlatmaya gerek var mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin