İmparatorluk aklı
BİR devletin gerçek gücü, kaç tane uçak gemisine sahip olduğuyla ölçülmez. Asıl güç, başkalarının sana ne kadar itaat ettiğinde değildir. Senin kendi geleceğini ne kadar tayin edebildiğinde ortaya çıkar. Bugün Washington dünyanın en güçlü askerî gücüdür. Fakat güçlü olmak ile saygı görmek aynı şey değildir. Bir devlet dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olabilir; fakat milyonlarca insan onun politikalarını adaletsiz, müdahaleci veya güvenilmez görüyorsa ortada ciddi bir stratejik sorun vardır. İşte burada Türk tarihinin bize söyleyeceği çok şey vardır.
Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık altı asır boyunca üç kıtada hüküm sürdü. Balkanlar'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'dan Kafkasya'ya kadar farklı milletleri, dinleri ve kültürleri aynı devlet çatısı altında başarıyla yönetti. Osmanlı'nın gücü Devlet aklından geliyordu. Ve bugün Türkiye, dışarıdan enjekteyle 100 yıl uyutulduktan sonra o devlet aklını yeniden hatırlayan bir döneme girdi. İmparatorluk olmak başka, işgal etmek başkadır Tarihte toprak ele geçiren çok devlet oldu. Ama her fetheden devlet imparatorluk olamadı. Çünkü işgal etmek kolaydır. Yönetmek zordur. Bir şehre asker sokabilirsiniz. Ama o şehirde yüz yıl sonra da sizin bayrağınızın dalgalanmasını istiyorsanız, yalnızca asker yetmez. En önemlisi, insanların yeni siyasi düzeni kabul edebileceği bir sistem kurmak gerekir.
Osmanlı'nın başarısının temelinde bu vardı. Osmanlı, hâkim olduğu her yerde herkesi Türk yapmaya çalışmadı. Herkesi aynı kültüre dine zorlamadı. Bölgesel farklılıkları tanıdı. Yerel unsurlarla işbirliği yaptı. Dinî toplulukların kurumlarını korudu. Altı yüzyıllık tarih bize şunu kanıtladı: Osmanlı, farklı toplumları korkutarak yönetmedi. Onları kendi devlet düzenine bağlayacak mekanizmalar kurdu. Bu, gerçek devlet aklıdır. Washington'un problemi: Dünyayı yönetmek, dünyayı anlamak değildir Amerika'nın özellikle Orta Doğu'daki en büyük yanılgılarından biri, askerî gücün siyasi sonuçları otomatik olarak doğuracağına inanması oldu.
Washington bir ülkeye müdahale ediyor. Rejimi değiştiriyor. Yeni siyasi aktörler oluşturuyor. Asker gönderiyor. Ekonomik yaptırım uyguluyor.
Sonra da bütün bunların doğal sonucunun kendisine bağlı, istikrarlı ve Amerikan çıkarlarıyla uyumlu bir bölge olacağını düşünüyor. Fakat Orta Doğu Washington'daki toplantı odalarından yönetilebilecek bir coğrafya değildir. Bu toprakların binlerce yıllık tarihi vardır. Din ve Mezhep vardır. Aşiret ve Milliyetçilikle İmparatorluk hafızası vardır. Üstelik Sömürgecilik hafızası da vardır. Ve hepsinden önemlisi haysiyet duygusu vardır. Bir millete tankla girip sonra demokrasi dersi vermek, o milletin hafızasında kolay kolay unutulmaz. Irak bunun en açık örneğidir. 2003'te Saddam Hüseyin rejimi devrildi. Fakat Amerika savaş alanında kazandığı üstünlüğü siyasi meşruiyete dönüştüremedi. Çünkü bir devleti yıkmak, yeni bir devlet kurmak değildir. Bir rejimi devirmek kolaydır.
İnşa etmek zordur. Kralları, yönetenleri Washington'dan tayin edebilirsiniz ancak bu yöntemle halkları asla yanınıza alamazsınız. Hele hele girdiğiniz ülkelerde katliamlar yapıp yeraltı kaynaklarını sömürürseniz, soykırımlara ortak olursanız milyonlar size kin ve nefret besler. İşte ABD'nin kaybettiği nokta bu. Etrafımızda gittiği her ülkede nefreti üzerine çeken ve bu nedenle hakimiyeti asla kuramayan topal ördek bir Süper ahmak GÜÇ var karşımızda. Dünyanın her yerinde İsrail gibi bir cücük katil devletin kucağında gezerek asla imparatorluk olamazsınız.
"Venezuela'nın petrollerine konduk" diyerek açık itiraflarla kimseyi yanınıza alamazsanız. Bu kafayla 600 yıl hiçbir yere varamazsınız. Buna karşılık Osmanlı'nın girdiği yerlerde ben bu insanları nasıl sömürür ve öldürürüm demek yerine "Tamamını nasıl kendi devletim altında adalet ve hakkaniyetle yaşatırım. Nasıl halkımın bir parçası yaparım" çabası 600 yıllık bir imparatorluğu getirmiştir. O Devlet aklı, 100 yıl sonra bile torunlarına "Nerede kaldınız" diye sitem eden sevgi ve gönül dalgalarını getirmiştir. Aynı akılla bugün dünyanın her yerinde mazlumların yanına koşan, kan dökülmesini engellemek için çırpınan, her geçen gün güçlenen, dünyadaki sömürüye başkaldıran Yeni bir Türkiye kurulmuştur. O yüzden her yerde gözyaşlarıyla kucaklanıyoruz. O yüzden ABD bize yanaşmak, her geçen gün batağa saplandığı bölgeleri bize bırakmak zorunda. O yüzden dünyayı asla anlayamayan, Osmanlı tarihinden fersah fersah uzak bir halde bataklıklarda çırpınarak Batı'dan medet uman vizyonsuz muhalefetimiz asla bu ülkede iktidar olamaz. Osmanlı'yı, 600 yıllık bir imparatorluğu anlayamayanların ve düşman olanların hiçbir yerde kazanma şansı yok.