Bekir Hazar
Bekir Hazar

Türk usulü

Küresel etkinin geleceği artık Afrika'da şekilleniyor. Türkiye Afrika'ya milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Limanları kontrol eden ülkelerden biri.
Askeri varlığını büyük oranda genişletiyor.

Ankara'nın hedefi dünyanın en önemli noktalarından birinde maden kaynakları, nakliye yolları ve nüfuz elde etmek. Yumuşak gücüne daha büyük katkılar sağlamak.

Güneyimizdeki kıtada Türkiye stratejik hareket ediyor. Sömürgeci mantıkla değil, kalkınma odaklı adımlar atıyor. Bu strateji de Ankara'ya muazzam bir konumun sahibi olmayı getiriyor. Giderek artan Türk etkisi Afrika'nın her yanını sarıyor.

Durdurmak, dizginlemek artık zor. Dünya savaşlara odaklanırken Türkiye Afrika'da yatırımlarına, ilişkilerini geliştirmeye durmaksızın devam ediyor. Akın akın, dalgalar halinde stratejik arena ele geçiriliyor. ABD'nin bölgedeki zayıflığını su yüzüne çıkaran Mekke ittifakından sonra deniz yolları ittifakına katılmaya hazırlanıyor.

Türkiye ittifaklarla İsrail'in tahakküm döngüsünü kırmaya odaklandı. 1 milyon 400 bin askeri bu ittifak sayesinde sahaya sürecek güce ulaştı. Yeni ülkeler, yeni ordular da yolda. Binlerce tank, yüzlerce savaş uçağı ve nükleer güç ile finans da sağladı. Kızıldeniz'deki hazırlıklar, kıtaya çok daha derin bir nüfuz etmenin bir kapısıdır.

Afrika'nın paylaşımını anlatan bir manzara var. Ancak bu defa sömürerek değil, eğitim, ekonomik kalkınma, ticaret, madencilik ve limanlar yoluyla, kıtanın refah düzeyi artırılarak bu paylaşım Türk usulü hayata geçiyor. Dünyanın en önemli rezervleri olarak günümüze damga vuran nadir toprak elementlerinin yüzde 15'i Afrika'da. Dahası Türkiye birkaç ülkeyle birlikte bunlarda da kontrolü ele geçirip söz sahibi oluyor. Hava yolları ve silah ihracatı ile stratejik kazanımlara ulaşıyor.

Büyük adımlar sadece Afrika ile bitmiyor. Ortadoğu'da da ABD merkezli düzen zayıflarken, Türkiye'nin bölgesel ağırlığı her geçen gün katlanarak artıyor.

ABD merkezli yürüyen güvenlik dengeleri kırılma noktasına taşındı. Artık 50 yıl önce Ortadoğu'da ABD öncülüğünde kurulan düzenden bahsetmek mümkün değil. Bölgesel denklem Ankara'ya kayıyor.

Ortadoğu'da Washington'dan bağımsız Ankara merkezli yeni bir güvenlik düzeni oluşturuluyor. Türkiye'nin içinde bulunduğu ittifaklar Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek.

ABD-İran-İsrail savaşı bölgeyi Ankara'ya doğru itiyor. İsrail dünyada izole oluyor, Türkler ise söz sahibi. Her alanda en büyük kazanan Türkiye. Bir ittifak kuruyor, milyarlarca dolar silah ihracatı kapısını açıyor.

Bu alanda satış rekorları kırıyor. Bir yılda yüzde elli artırdı. Ekonomik ilişkileri ve ticaret hacmi de genişliyor. Ankara için çok derin ve stratejik fırsatlar doğuruyor.

Bir imza Türkiye'nin gelir artırma hamlesi olarak da karşımıza çıkıyor. Uzun vadeli ticari ilişkilere stratejik ağlar örüyor. İttifaklar Türkiye'nin ihracat ve yatırım motoruna dönüşüyor. Enerji diplomasisi de Türkiye'yi yeni bir merkez haline getiriyor.

Sadece askeri kapasite ile değil, enerji koridorları, ekonomik yatırımlar ve diplomatik temaslarla Ankara bölgesinde söz sahibi bir aktöre dönüşüyor. Farklı alanlarda eş zamanlı yürütülen girişimler, birbirini tamamlayan kapsamlı bir stratejinin parçası.

Türkiye artık hızla dünyanın enerji geçiş merkezi olmaya gidiyor. Bu tablo da birçok ülkenin Ankara'ya bağımlı olması anlamına geliyor. Türkiye geçmişe nazaran çok daha büyük hamleler yapan, dünyanın pek çok yerinde masa kuran bir oyun kurucu.

Irak, Suriye, Lübnan ekseninde Türk politikaları bile İsrail'in radarında artık. Nereye bakacağını şaşıran bir Tel Aviv ve hasetle izleyen bir Avrupa var artık.

Şimdi bu cümlelere bakarak bana "Vay be, amma da şişirmişsin, amma da yalakalık yapmışsın" diyenler çıkacak elbette. Yıllardır benzer şeyler yazdığımda bazı aklıevveller bu şekilde saldırdı bana. Ancak bu defa rahat olsunlar.

Yukarıdaki analizlerin tamamı İngiliz, İsrail medyasından alıntıdır. Bana ait tek cümle yok. Eğer hâlâ yalakalık olarak tanımlayacaklarsa bunu İngiliz ve İsraillilere söylemeleri lazım.

Bu ve bundan çok daha fazlası hemen her gün adamların gazetelerinden, televizyonlarından fışkırıyor. Adamlar binlerce kilometre öteden Türkiye'nin dış politikasını, muazzam hamlelerini, büyüyen nüfuzunu ve yumuşak gücünü, geleceğin neler getireceğini görüp dizlerini dövüyor, her an ah vah ediyor.

Dışarıda müthiş şeyler oluyor. Ancak içeride olmayı benimsemiş ittihatçı muhalif kafalar asla Silivri'den öteye geçecek vizyona, öngörüye, dünyayı işitmeye, anlamaya, "Türkler fena geliyor" feryatlarına ulaşabilecek kapasite ve beyne sahip değiller. Onların beyinleri de kalpleri de, dünyayı anlama ve okuma kabiliyetleri de mühürlü. O yüzden tek gündem maddeleri var.

O da Erdoğan'ı indirmek. Başka bir proje üretecek, dünyaya entegre olacak tek bir çabaları yok. O yüzden iktidar konusunda sıfır kere sıfırlar. Hep sıfır kalacaklar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin