Neler oluyor neler
Adam huzursuz ve huysuz biriydi. Mülkiye Valisi olan babası emekli olunca bir Musevi okulunda öğretmenliğe başladı. Haliyle oğlu olan bizim adamı da İstanbul'daki bu Yahudi okuluna yerleştirdi.
Ardından bir süre Ermeni okulunda okudu. Öğrencilik yılları boyunca Galatasaray Lisesi'nde ve daha sonra İmparatorluk okulunda tıp öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında Sultan Abdülhamid Han'a karşı ayaklanan darbeciler kervanına katıldı ve okuldan atıldı.
Torpil bulup geri döndü. Ancak otuz yaşında mezun olabildi. Şairdi, filozoftu ancak siyasete de meraklıydı. Osmanlı döneminde önce milletvekilliği ardından Milli Eğitim bakanlığı yaptı. İttihatçı kafaydı. Yani Batı aşığıydı. İngilizlerle sıkı fıkıydı. Londra'dan gelen büyükelçiyle can ciğerdi.
Sevr anlaşmasını imzalayan delegelerden biriydi. Sultan Abdülhamid Han can düşmanıydı. Ömrünün büyük bölümünü onunla mücadeleyle geçirdi. O yüzden İngilizler bu kullanışlı adamı çok seviyordu. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın büyük üstadı seçildi. 1919'da Danıştay Başkanlığı bile yaptı.
O dönemin İngilizci Masonu Talat Paşa'nın bir numaralı adamıydı. Sultan Abdülhamid Han'ı birlikte devirip Meşrutiyet ilan ettiler. Halk galeyana gelince caddelerde at üzerine çıkıp nutuklar çekti. Darbenin ne kadar haklı olduğuna kalabalıkları inandırma görevini almıştı. Osmanlı'nın son döneminde Devletin Bakanlığını yapacak kadar zirveye tırmanan Mason filozof ve şair, Ürdün'e sürgüne gitti. Çıkan af sonucu yurda döndü. "Hesaplaşmaya değil helalleşmeye geldim" dedi.
Sultan Abdülhamid Han'a karşı "İngiliz atı" olup darbecilerin en önünde yürümekten pişmandı. "Büyük hata yaptım" diyordu. Son yıllarında Necip Fazıl Kısakürek ile tanıştı. Ona duyduğu pişmanlığın altında her gün ezildiğini söyledi. Bazı anekdotlar da anlattı.
Sultan Abdülhamid Han'ı devirince Mason Talat Paşa ile büyük coşku içinde İngiliz elçiliğine koştuklarını söyledi. Tebrik ve takdir bekliyorlardı sonuçta. Ancak İngiliz elçi onları kapıdan içeri sokmadı. Büyük şok yaşadılar. Bu nasıl olabilirdi? İngiliz aşkına koca imparatorluğun dibine dinamit döşemişler, Padişah'ı halletmişlerdi.
Kapılar yüzlerine nasıl kapanırdı? Uzun yıllar bu sorunun cevabını aradı. Kahroldu. Yıllar sonra emekli olmuş o elçiyle yurt dışında karşılaştı. "Biz İngiltere için Padişah'ı devirdik. Elçiliğe geldiğimizde teşekkür beklerken kapıdan kovulduk. Neden?" diye sordu. İngiliz elçinin cevabı ilginçti; "Biz size Padişah'ı mı devirin dedik? Talimatımız çok farklıydı. Emre uymadınız. İngiltere sizden hilafetin kaldırılmasını istedi. Siz gittiniz Padişah'ı tahtından kaldırdınız. Hilafeti kaldırmadığınız için o dönem size çok öfkeliydik ve kapıdan kovduk" dedi. Mason üstadı şair ve filozof darbecinin adı Rıza Fikret'ti. Yaşadığı pişmanlıkları ve bu olayları Necip Fazıl Kısakürek'e anlattı.
İngiliz elçinin "Padişah Halife unvanıyla bir mektup yazıyor, Hindistan'daki tüm Müslümanlar ayaklanıyor, İngiltere'nin başı orada belaya giriyor." dediğini de aktardı. "Sultan Abdülhamid Han'a isyan edip düşmanlık yaptığımdan dolayı içim yanıyor" dedi. Ardından oturdu bir şiir yazdı. O şiirde "Neredesin sevketlim, Sultan Hamid Han? Feryâdım varır mı bârigâhina? Târihler ismini andıgı zaman, sana hak verecek ey koca Sultan; Bizdik utanmadan iftira atan. Asrın en siyâsî Padişâhına! Hem zâlim, hem deli " dedik, ihtilâle kıyam etmeli dedik; Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik; Çalıştık fitnenin intibahına. "Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz! Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz! Sade deli değil, edepsizmişiz! Tükürdük atalar kıblegâhına!" dedi. Pişmanlık şiir kıtalarca uzayıp gitti.
İngiliz elçinin arabasına at olanlardan sonra tam bir asır geçti. Bizim muhalefet attan düşüp Üsküdar'ı da Silivri'yi de geçemezken, Ortadoğu'nun petrol haritasını çıkaran Abdülhamid Han'ın torunları yeryüzünde tarih yazıyor. Büyük servete sahip S.Arabistan ve nükleer silahları olan Pakistan ile birlikte İslam NATO'suna adım attıyor. Çok sayıda ülke de buna katılmak için sırada.
Dünyada ve Ortadoğu'da dengeleri değiştiriyoruz. Savunma Sanayii teknolojileri ve liderlik vasfıyla Abdülhamid Han'ın torunları "TerörsüzTürkiye"den sonra "Terörsüz Bölge" için kolları sıvayarak, tüm dünya medyasında ve analizlerde "Osmanlıgeri dönüyor" haykırışlarına tanıklık ediyor. Tüm ezilen halklar Türkiye'nin liderlik ve öncülük ettiği bu oluşuma sevinç gözyaşları döküyor. İran'ın Tebriz kentinde bile ABD'yi protesto eden yüzbinler "ÇırpınırdıKaradeniz marşıyla" yürüyor. Acayip şeyler oluyor. Çok acayip. Maşallah. İktidar, arabaya at olan değildir. Çünkü görüldüğü üzere "At binenin, kılıç kuşanandır."