Ne romantizmi?
Tarih yeniden yazılıyor. Yüzyıllardır dış güçlerin hesaplaşma alanına dönüştürülen Ortadoğu, artık eski Ortadoğu değildir. Bölgede kurulan her denklemde Türkiye'nin adı geçiyor, Ankara'nın tavrı hesap ediliyor ve Türk devletinin iradesi dikkate alınıyor. Bir zamanlar Türkiye'yi sınırlarına hapsetmek isteyenler, artık biz Ortadoğu denklemi kuramayacaklarını gördü.
Bölgemizde yaşanan tüm gerilimler öyle bir hale geldi ki finalde yaşanan tüm gelişmeler Türkiye için bir avantaja dönüşüyor. Ankara da yaptığı akıllı diplomatik hamlelerle, kurduğu oyunla tüm bu gelişmelerin üzerine adeta bal döküyor. Bu nedenle önceki gün İsrail Başbakanı Netenyahu'nun ABD'de Başkan Trump ile yaptığı görüşmede düştüğü rezil durum bir tesadüf değildir.
Netenyahu'nun harita açarak "Bakın TürklerSuriye'nin kuzeyindeüsler kurarak işgaletti. Bu fotoğrafbize de Suriye'ningüneyini işgal etmehakkı doğuruyor" şeklindeki ahmakça söylemine verilen tokat gibi mesaj çok derin mesajlar taşımaktadır.
Başkan Trump "Türkler orayı işgaletmedi tam aksinedavetle gitti" diyerek İsrail Başbakanı'nın yüzüne açık açık adeta "Siz istenmeyenişgalcilersiniz. Türkler akıllı ve bölgede istenen, beklenen ülke" şamarını indirmiştir. Yıllardır bu sütunlarda "ABD Ortadoğu'yuTürkiye'yebırakacak. Çünkütüm şartlar bunugösteriyor. Bunamecburlar" diye yazdığımda benimle dalga geçenler oldu.
"Çok romantiksin" diyerek gülenler de. Bu konuda yalnızdım ve "Seçmelerdensaçma" yapan adamdım çok kişiye göre. Artık bunu sadece ben söylemiyorum. Son olarak emekli Yunan Büyükelçi Giorgos Aifantis "Çoban adası ileGirit adası arasınakablo döşemeyekalktığımızdaTürklerden izinistemedik. Onlarda savaş gemilerinigönderip projeyidenize gömdüler" dedi.
Yunan Büyükelçi hızını alamadı ve "Trump bölgedeTürkiye'yi bir GÜÇ,bir KUTUP halinegetirmek" istiyor itirafında bulunarak bombayı patlattı. Evet ABD bunu yapmak zorunda. Eğer Çin ile gerçek anlamda mücadele ve rekabet etmek istiyorsa, arka bahçesi Ortadoğu'yu Türkiye'ye bırakmaya mahkum. Bölgede istikrar ve barış olmadan asla Çin ile rekabete veya mücadeleye girmesi mümkün. Barış ve istikrarı ise sadece ve sadece Türkiye sağlayabilir.
Bazıları "Yine romantiksin" diyerek gülebilir. ABD'nin en derin adamı, başkanları yöneten adam Henry Kissinger bile "Ortadoğu'da barışınsağlanması içinOsmanlı devletininkurulmasınıönerdim" demiştir. Kissinger, bir yemekte eski dostu Atlantik Records firmasının sahibi Ahmet Ertegün'le sohbet ederken; "Ahmet, Ortadoğu'da barış sağlamanın en iyi yolu tümünü Türkler'e geri vermek ve Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktır" diyor.
Bugün yaşadığımız tüm gelişmeler, ABD Başkanı tarafından İsrail'i yöneten bir numaranın dahi Türkiye ile dövülmesi asla tesadüf değildir. Çünkü Türk milleti, tarih boyunca yalnızca kendi vatanını savunmamış, bulunduğu coğrafyaya da yön vermiştir.
Selçuklu ve Osmanlı'nın adalet anlayışı, asırlarca sürdürdüğü devlet tecrübesi, Türkiye'nin güçlü devlet geleneği aynı kökten beslenmektedir. Bugün yeniden yükselen yalnızca bir ülke değil, bin yıllık Türk devlet aklıdır. Yıllarca Türkiye'ye "kendi içinekapan", "sınırlarınındışına bakma" diyenler vardı. Terör koridorları kurulurken sessiz kalmamızı, enerji yollarından dışlanmamızı, Doğu Akdeniz'de kuşatılmamızı istediler.
Fakat Türkiye tüm oyunları bozdu.
Orta Doğu'da tüm ülkeleri Ankara'ya mahkum hale getirdi. Güvenliğini tehdit eden yapılara karşı kararlılıkla hareket eden, diplomasi masasında da sahada da kendi iradesini ortaya koyan Yeni bir Türkiye var artık.
Bugün Irak'ta güvenlik konuşuluyorsa, Suriye'de Libya'da, Karabağ'da çözüm tartışılıyorsa Türkiye vardır. Kafkasya'da barış denklemi kuruluyorsa Türkiye vardır. Körfez ülkeleri yeni ekonomik ortaklıklar arıyorsa Türkiye masadadır. Enerji koridorları planlanırken Ankara'nın görüşü alınmaktadır.
Bunun nedeni yalnızca askerî güç değildir; bunun nedeni güçlü devlet iradesi, stratejik konum ve milletin kararlılığıdır. Türkiye, bölgesel dengelerin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir.
Ankara'nın dikkate alınmadığı hiçbir planın kalıcı başarı sağlaması mümkün değildir. Türkiye Yüzyılı, sadece ekonomik hedeflerden ibaret değildir. Türkiye artık yönlendirilen değil, yön veren bir ülkedir.
Ortadoğu'nun geleceği yalnızca çatışmalarla değil, yeni güç dengeleriyle şekillenmektedir. Bu yeni dönemde Türkiye, devlet geleneğinden aldığı tecrübeyle bölgesinde söz sahibi 1 numaralı güce dönüşüyor. Hayırlı uğurlu olsun. Varsın İsrail sürekli "Osmanlıyeniden kuruluyor" diye ağlayıp dursun.