Gücü görenler
Türkiye'nin savunma ve diplomasideki muazzam hamleleri, mazlumların hamiliğine soyunması, gönül coğrafyasına son 20 yılda yaptığı muhteşem yatırımlar, stratejik konumu ve tüm dünyada artan nüfuzu ile geldiği nokta bambaşka bir boyuta ulaştı.
Maalesef bu gücü bu ülkede idrak edemeyenler, yapılanları görse de kör takılanlar, umursamayanlar az değil. Hem askeri hem de Yumuşak Güç olarak artık şampiyonlar ligindeyiz. Bunu sürekli burada dile getirdiğimde eleştirenler, her şeye ideolojik ve saplantılı yaklaşanlar, "Biz yapamayız, ancak Batı yapar" düşüncesiyle zehirlenmiş ittihatçı kafalar eleştiri yağdırıyor. Kimi hakaret ediyor, kimi sövüyor.
Dünyadan bihaber bu zavallılara gülüp geçmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Dünyayı önlerine koysak Mars'ı ister bunlar. Türkiye artık Avrupa'nın güvenliği için bir numaralı GÜÇ haline geldi. ABD'ye olan güvensizlik ve Washington'un zigzaglar çizerek sürekli "Savunmanızda artık ben yokum" mesajları Avrupa'da sinirleri patlatmak üzere. Nitekim İspanya'dan dün "Bu ABD'ye güvenilmez.
Avrupa olarak kendi ordumuzu kuralım" çağrısı geldi. Ancak yetersizler. Böylesine bir orduyu kurabilmek için en az 2 trilyon dolar harcayıp, 20 yıl üzerinde çalışmaları gerekiyor. Üstelik tam bir mutabakat gerekiyor. O da zor görünüyor. O yüzden NATO'nun en büyük 2. Ordusuna sahip Türkiye'ye olan ihtiyaçları dağları aştı. Almanya bile şu anda Türkiye'nin ürettiği 6000 km. menzilli YILDIRIMHAN balistik füzesini envanterine katmak istiyor. İnsansız hava araçları sektöründe çok sayıda Avrupa ülkesi Türkiye ile ortak olmak için sıraya girdi.
Enerjide Ankara'ya bağımlı hale gelen Avrupa, askeri anlamda da hızla aynı noktaya taşınıyor. "Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin dünyaya olan ihtiyacından çok daha fazla hale geldi." Şimdi içimizdeki ittihatçı, ezik ve saplantılı kafalar bu cümleye "Amma da uçtu ha" diye gülüp saldıracaklar. Ancak bu sözler bana ait değil.
15 gün önce Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff sarfetti bu cümleyi. "Dünyada çok büyük rol oynayacak bir ülkeden bahsediyorum" diye ekleyerek hem de... Fransa'nın ulusal kahramanı ve eski Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle "Türkiye olmadan Avrupa'nın güvenliği düşünülemez" diye üzerine basa basa haykırıyordu. Aradan yıllar geçti şimdi askeri anlamda çıplak kalan Avrupa'nın tek sarılacağı başkent Ankara günlerini yaşıyoruz artık.
"Avrasya'nın kilidi Türkiye'dir" diyordu Alexander Dugin. "Boğazlar'a sahip olan dünyanın anahtarlarından birine sahip olur" ilanını yapıyordu İngiliz Başbakan Chrichill. "Türkiye'ye egemen olan, Ortadoğu'ya egemen olur." diyordu Alman Mareşalı Helmuth von Moltke the Elder.15 Temmuz'da bize FETÖ eliyle egemen olmak istediler, başaramadılar. O yüzden Ortadoğu'ya egemen olmanın anahtarı artık Ankara'nın elinde.
İsrail'in en büyük korkusu bu ve sürekli televizyonlarında dizlerini döven askerleri bağırtıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar artık uçağı kaldıran ve geri dönüşü olmayan bir rotaya, Kızılelmaya süren Türkiye'yi durdurma şansları yok. O yüzden gölge CIA Stratford başkanı Friedman "21.
Yüzyılda Türkiye bölgesel değil, küresel bir güç olmaya adaydır" diye boşuna bağırmıyor.
ABD eski Başkanı Clinton Beyaz Saray'da kabul ettiği dönemin Başbakanı Ecevit'e "Sizin Balkanlardan, Kafkaslara, Ortadoğu'dan Asya ve Afrika'ya kadar çok geniş bir coğrafyada muazzam gücünüz var. Gelin birlikte çalışalım" diyordu.
Ecevit anlamıyor ve "Türkiye laiktir laik kalacak" cevabını veriyordu. Allah'a şükür artık bu ülke kafasını dışarıya çıkaranlar ve bu muazzam gücü kullananlar tarafından yönetiliyor. Üstelik Clinton'un bahsettiği o muazzam güç hayal bile edemeyeceğimiz bir yüksekliğe fırladı bugün. O yüzden geçtiğimiz haftalarda AEI uzmanları "Afrika Boynuzu'nda Türkiye kilit arabulucu, ABD Ankara ile işbirliği yapmalı.
ABD bölgedeki kaosu durdurmak için Türkiye gibi güçlü bir aktörlerle işbirliği yapmalı; Ankara rakip bloklar arasında köprü kurabilecek nadir aktörlerden biri" çağrısı yaptılar. AEI deyip es geçmeyin. Devlet politika ağının üyesi bir düşünce kuruluşu. 1938'lerden beri ABD başkanlarına raporlar sunarak dış politikayı yönlendiren sayılı ciddi ve saygın kurumlardan biri.
Üstelik sadece Afrika'da değil dünyanın birçok bölgesinde bugün ABD, Türkiye'ye muhtaç hale geldi. Ortadoğu batağından çıkması bile bugün artık Ankara'nın elinde. O yüzden gücü gördüler Suriye'den apar topar çekilerek Ankara'ya "Buyurun, burada söz ve güç sizde" deiyerek pes etmek zorunda kaldılar. Ortadoğu'da Türkiye mottosu üzerinden hareket etmek zorundalar. Her geçen gün bunun izlerine ve işaretlerine tanık olacağız. Hazır olun...