Bekir Hazar
Bekir Hazar

Tiksinti köle

Giriş Tarihi:

ABD'nin İsrail tarafından esir alınıp köleye çevrildiğini sürekli gündeme getiriyoruz burada. Bu tablonun ABD'yi dünyanın en süper ahmağı durumuna getirdiğini vurguluyoruz.

Şimdi aynı cümleler ABD'den de gelmeye başladı. Amerikalı ünlü yorumcu Tucker Carlson NewYork Times'a bir röportaj verdi. "Trump Netenyahu'nun KÖLESİ ve REHİNESİ" dedi üzerine basa basa.

Trump'ın bir bağımsız karar alıcıdan çok bir rehine tavırları gösterdiğini belirterek "Bu bir köleliktir. Bu bir insanın diğer bir insan üzerinde kurduğu tam kontroldür" dedi dün.

Koskoca ABD Başkanı'nın cücük kadar İsrail'in ve onun eli kanlı soykırımcı Başbakanı Netenyahu'nun uşağı haline geldiğini tüm dünyaya ilan etti.
Çocukları ünlü siyasetçilere sunarak fuhuş yaptırıp görüntülerini çeken MOSSAD ajanı Epstein tarafından kıstırılmış bir ABD başkanı ve köleye çevrilmiş bir ülke var ortada. ABD'deki tüm siyasetçiler ve uzmanlar bunu biliyor. Dünyada da bunun farkında olmayan lider yok. Ancak kimse dillendiremiyor.

Son bir yıldır sadece bu sütunlarda bu köleleşmeyi anlatarak yalnız kaldık. Ancak şimdi konuyu dillendiren Amerikalıların da ortaya çıkması boşuna değil. Çünkü artık sabır kalmadı. Zira Kölelik Sistemi ABD'yi uçuruma sürüklüyor ve bunu görenlerin sayısı çığ gibi büyüyor.

Tam 6 milyon Epstein belgesi var ABD mahkemelerinde. Trump, gelen baskılar üzerine bunun yarısının açıklanmasına izin verdi.
Diğer yarısı ise tüm eleştirilere rağmen hala açıklanmıyor ve gizli tutuluyor. İfşa edilen 3 milyon belgede dahi Trump aleyhinde korkunç iddialar var. Kimbilir üstü örtülen ve kamuoyundan gizlenen 3 milyon belgede neler var? O gizlenen belgeler, sadece ABD kongre üyelerine açıldı.

Okuyanlar "Dehşete düştük. Öyle isimler var ki yer yerinden oynar. Trump'ın da fişi çekilir" diyor. Tabii bunlar Amerikan adaletinin elinde olanlar. Bundan çok çok daha fazlası ise İsrail'in elinde bulunuyor.
MOSSAD ajanı Epstein öldürülmeden önce milyonlarca görüntü ve belgeyi İsrail'e gönderdi. ABD Başkanı Trump sürekli küresel sermayeyi hedef aldı. Düşman olduğunu açıkça ifade etti.

O küresel sermayenin neredeyse tamamı Siyonist ve İsrail'in kurucusu, en büyük destekçisi şirketlerdi. "Beni bu şirketler zorla savaşa sokmak istiyorlar. Onların oyununa gelmeyeceğim" diye haykırdı.

ABD ordusunu dünyadan çekeceğini, Siyonist küreselci sistemden çıkarıp, ulusalcı cephede hizaya sokacağını vaad etti.
"ABD'yi bunlar soyuyor" diye bağırdı. "En büyük düşmanımız ABD Merkez Bankası" diye haykırdı. O ABD Merkezi Bankası'nın sahibi dünyanın en zengin sekiz ailesi, Siyonizm'in bir numaralı finans imparatorlarıydı. İçlerinde İsrail'in kurucusu olarak Tel Aviv'de meydanlara heykeli dikilenler bile vardı. Trump bu Siyonist para firavunlarının sürekli ABD'yi savaşlara soktuğunu belirterek "Ben savaşları durduran bir Başkan olarak tarihe geçeceğim" dedi. Siyonist küresel sisteme meydan okudu.


Bu kandan beslenen Siyonist akbabalar için "Bizi Irak'ta savaşa soktular. Trilyon dolarlar harcattılar.
Tabutlara konulan Amerikan askerleri oldu. Kazanan, Irak'ı sömürerek trilyon dolarları cebine indiren bu şirketler oldu.
Hepsini bitireceğim.

Artık yemezler" dedi. Ve bir baktık o Trump bir anda İsrail'in oyuncağı olarak İran'la savaşa giriverdi. ABD'li ünlü yorumcu Tucker Carlson'un dediği gibi bir anda Siyonist küresel sistemim kölesi oluverdi. Trump'ın danışman kadrosu içinde yer alıp istifa eden en yakın çalışma arkadaşları bile bu muazzam "U" dönüşünü dile getirdiler.

"Beyaz Saray'ı perde arkasından cücük kadar İsrail yönetiyor" diye isyan ederek hem de.
Kıstırılmış ve köleleştirilmiş olmanın getirdiği ruh hali Trump'ı tam bir zırdeliye dönüştürüyor. ABD Başkanı "Hürmüz'de gemilere çıkıp el koyuyoruz. Çok para kazanıyoruz. Aynı korsanlar gibiyiz" diye kendini övecek bir şizofreniye girdi.

Bırakın günlük, artık saatlik açıklamaları bile birbirini tutmuyor. Köleleşmek ve ABD'yi bugünün en büyük soykırımcısının suç ortağı haline getirmek ülkeyi satmak, sırtından vurmak demektir.
Yeryüzünün her yerinde İsrail'in kuyruğundaki ABD'ye öfke ve nefret çığ gibi büyüyor. ABD'den Japonya'ya seyahat eden bir gencin videosu sosyal medyada viral oldu önceki gün. "Gittiğim ülkelerde ABD'li olduğumu öğrendiklerinde insanlar bana aşağılayan bakışlarla bakıyorlar. Avrupa dahil her yerde böyle.

Bizden tiksiniyorlar" diye bağırıyordu. "Bundan utanç duyuyorum" diye çığlık atıyordu. O yüzden mazlumların sesi ve hamisi olan Türkiye'nin pasaportu dünyanın her yerinde sevgiyle kucaklanıyor. "Nerede kaldınız" diyerek hem de. ABD'li genç gibi utanç içinde değilim. Ülkemle gurur duyuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin