Adam tam bir manyak. Türkiye Suriye'de ayrışmayı, terör devletlerini engellemeye çalışıyor. Bu manyak ise ayrışma için kendini yırtarken Türkiye'ye tehditler yağdırıyor. "Yıllar boyunca İsrail ile güçlü ittifak içinde bulunan Kürt müttefiklerimize yönelik Suriye'de küstahça bir saldırıyı ne tolere ederim ne de kabul ederim." diyerek de ağzındaki baklayı çıkarıyor. Utanmadan çekinmeden Suriye'nin parçalara ayrılmasını isteyen İsrail aşkına alçakça sözcülüğe soyunuyor.
Bu İsrail sözcülüğü ile Suriye'deki PKK'nın da Siyonizm'in ve Mossad'ın emrinde olduğunu adeta itiraf ediyor. Bunları normal karşılıyorum. Çünkü ruhlarını da tüm benliklerini ve mesailerini de İsrail'e satmış, cebini para doldurmuş tipler bunlar. Satın alındıkları o kadar belli ki, Uluslararası Ceza Mahkemesi çocuk ve bebek katili soykırımcı Netenyahu'ya yakalama kararı çıkarınca ilk zıplayan bu manyak oldu. "İsrailli dostlarımız için alınan bu karar rezalet" dedi. Ağzına geleni söyledi. Benim tuhafıma giden Suriye'de MOSSAD'ın kucağına oturan terör örgütüne operasyona hazırlanan Türkiye'ye saldırırken aptalca cümleler sarfetmesiydi.
Bu manyağın adı Lindsay Graham. ABD'li ama İsrail kuklası bir senatör. "Yeni Suriye hükümetinin, azınlıklara yönelik insan hakları ihlallerinin tolere edilmeyeceği konusunda uyarılması gerektiğine inanıyorum." diyordu. Suriye Ordusu Halep'te teröristleri temizledi ya hemen zıpçıktı gibi ortalığa fırlayıp "İnsan hakları ihlalleri var" demeye getiriyor bu zavallı yüzsüz. İnsanın "Ulan senin çok sevdiğin ve kendini sattığın İsrail Gazze'de 71 bin bebek-çocuk katletti, gıkın çıkmadı. Yeryüzünün en büyük insan hakları ihlali, savaş suçlarından biri İsrail tarafından canlı yayınlarda işlendi. Sen katilleri, soykırımcıları destekledin a utanmaz, arlanmaz, alçak" diyesi geliyor. Ancak fark etmez. Gidip suratına tükürerek bunları söylesen sırıtır bu tipler. Çünkü Yahudi lobisinin en çok fonladığı bir numaralı senatörlerin başında geliyor bu manyak. "Türkiye'ye sesleniyorum, akıllıca seçim yapın" diyor bir de ahmakça. Ne yapacaksınız ki? Türkiye'yi Venezuela mı zannediyorsun cahilin önde gideni? Yakın geçmişte kuklalarınız FETÖ ile denediniz de ne oldu? Türk Milleti 15 Temmuz'da FETÖ'yü değil, patronları CIA'yı, MOSSAD'ı, ABD ve İsrail'i mağlup edip yerin dibine sokmuştur. Bunu bile bile su üzerine çıkmaya çalışıyor bu Graham sazanı.
Bugün Avrupa'dan medet uman muhalefetimiz de o günlerde ABD'den Türkiye'ye müdahale istiyordu. Çok sevindiler 15 Temmuz'a, tankların arasından geçiş özgürlüğü tanınırken içten içten. Şimdi Türkiye'nin başkentini yönetiyorlar, susuz bıraktılar. Bir de üzerine utanmadan "İktidara gelirsek Ankara'daki su sorununu çözeceğiz" diye dünyanın en komik vaadinde bulunuyorlar. Başkent belediyesinde iktidar olduklarından haberleri yok. Liderleri Özgür Bey bununla da yetinmiyor, "Erdoğan dua ediyor yağmur yağmasın, Ankara da İstanbul da susuz kalsın diye" bağırışını yapıyor mitingde.
Mantığa bakar mısınız? Ankara'ya baraj yağdıran, su sorununu kökten çözen Erdoğan iktidarıdır. Şu anda Ankara'da su sorunu yok ki. Var olan tonlarca suyun borularla belediye tarafından evlere getirilememe sorunu var. Ankara'yı baraja boğan Erdoğan neden başkentin susuz kalması için dua etsin? Bu ülkeye tek çivi çakmayan, boruyu bile eksik eden beceriksizler varken ülke yağmura boğulsa ne olur? Yağmur yağmasın diye dua etmeye bile gerek yok. Zaten boru yok boru! İzmir belediyesi de dün şehirdeki susuzluğu camilere verilen suya bağladı iyi mi? Bunların zihniyeti böyle. Mezar başında rakı içenlerin duadan bahsetmesi de garibime gidiyor.
Halbuki bu iktidar sadece kendi halkı için değil zulüm gören tüm halklar için dua edip, yeryüzünün her yerinde onların imdadına yetişiyor. Bir video izlenme rekorları kırıyor sosyal medyada. Kamerunlu bir kadın, çocuğunu ücretsiz ameliyat ettirerek yardım eli uzattı diye Sultanahmet'te 10 dakika Başkan Erdoğan'a dua ediyor. Afrika'da, Türkistan coğrafyasında, Ortadoğu'da gittiğim tüm ülkelerde "Türkiye'den geliyorum" deyince insanların, halkların ellerini açıp ülkemize ve Erdoğan'a dua ettiğini defalarca gördüm. Ayasofya'yı mabede çevirip tekrar kutsal mekan ve ibadethane hüviyeti kazandırarak saygıyı getirdiği için Erdoğan'a dua eden Papazları bile gördük.
Türkiye'nin yeryüzünde, tüm mazlumlarla dolu gönül coğrafyasında milyarları içinde barındıran muazzam bir "DUA ORDUSU" var. Böyle bir mazlumlardan kurulu orduya liderlik eden, kendi ülkesi için beddua eder mi? "Boşuna dememişler suya götürüp susuz getirmek" diye. Bizim muhalefetin yaptığı tam da bu. İktidar başkente tonlarca su götürüyor, borusuz muhalefet Ankara'yı susuzluğa getiriyor. Bir de susmayarak su üzerine çıkmak istiyorlar iyi mi?