Dekolonize Film Günleri'nde ses getiren yapımlar! Görkemli kapanış: Kayıp Vatan
2026 Dünya Dekolonizasyon Forumu kapsamında düzenlenen “Dekolonize Film Günleri”, İstanbul’daki Atlas Sineması’nda yoğun katılımla dün (13 Mayıs) kapılarını açtı. 13-14 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen etkinlikte sömürgecilik, kültürel tahakküm, hafıza, kimlik ve direniş temaları sinema üzerinden tartışmaya açılıyor. Günün programını A Haber muhabiri Ahmet Nazif Vural aktarırken kapanış filmi olarak seçilen Kayıp Vatan'ın Myanmar'daki Müslümanların yaşadığı sömürgeleşme ve hak ihlallerini konu aldığını ifade etti.
World Decolonization Forum 2026 Dekolonize Film Günleri Atlas Sineması'nda başladı. 13 Mayıs Çarşamba günü başlayan program bugün de gerçekleştiriliyor.
SÖMÜRGECİLİK ZİHİNLERİ ETKİLEMEYE DEVAM EDİYOR
Dünya Dekolonizasyon Forumu'nun önemli bir ayağı olan 'Dekolonizasyon Film Günleri', sömürgeciliğin ve kolonyalizmin yıkıcı etkilerini dünya çapında ses getiren yapımlarla beyaz perdeye taşıyor. Enstitü Sosyal ve NUN Okulları iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, sömürgeciliğin sadece toprakla sınırlı kalmadığı, zihinlerdeki etkilerinin de hala devam ettiği gerçeği sanat yoluyla izleyiciye aktarılıyor.
SÖMÜRGECİLİK SADECE TOPRAKTA DEĞİL ZİHİNLERDE
Atlas Sineması'nda düzenlenen ve büyük ilgi gören etkinlikte, 500-600 yıllık sömürgecilik faaliyetlerinin günümüzdeki yansımaları masaya yatırıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen akademisyen ve aktivistlerin fikirlerini beyan ettiği forumda, sömürgeciliğin çok boyutlu yapısına dikkat çekildi. A Haber muhabiri Ahmet Nazif Vural, "Sömürgeciliğin sadece toprağı alıp yönetmek değil, zihinlerde de olduğunu belirtti" ifadelerini kullandı. Forumun açılışında konuşan Dr. Esra Albayrak, "Biz burada Batı'ya karşı değil Batı içinde buradayız, Doğu için de buradayız." sözleriyle etkinliğin birleştirici ve evrensel mesajını aktardı.

DÜNYA ÇAPINDA SES GETİREN YAPIMLAR
Film günleri kapsamında izleyicilerle buluşan yapımlar, sömürgecilikle mücadeleyi farklı coğrafyalardan örneklerle ele alıyor. Ahmet Nazif Vural, "Sömürgecilikle alakalı, kolonyalizmle alakalı oldukça önemli dünya çapında ses getirmiş filmler bir kez daha burada gösterime giriyor," sözleriyle seçkinin önemini vurguladı. Etkinlik süresince 'Grain' (Tahıl), 'Karakız', 'Son Baykam' ve 'Camp de Thiaroye' gibi önemli yapımlar sinemaseverlerle buluşurken, her bir film sömürgeciliğin farklı bir boyutuna ışık tuttu." dedi.
GÖRKEMLİ KAPANIŞ: KAYIP VATAN
Dekolonizasyon Film Günleri, bugün saat 21.00'de yapılacak olan özel bir gösterimle sona eriyor. Kapanış filmi olarak seçilen 'Kayıp Vatan', Myanmar'daki Müslümanların yaşadığı sömürgeleşme ve hak ihlallerini konu alıyor. Ahmet Nazif Vural, "Bu forum dünya çapında oldukça büyük ses getirdi ve yaptıkları sadece bugünü değil; 20, 30, 50 belki de 100 yıl sonra da arkasında o izi bırakmaya devam edecek" diyerek forumun tarihsel mirasına vurgu yaptı. Sömürgecilik anlayışının hafızalardan silinmesi gerektiğinin altı çizilen etkinlik, sanatın dönüştürücü gücüyle sona erdi.
İKİNCİ GÜN PROGRAMINDA NELER VAR?
Dekolonizasyon Film Günleri'nin ikinci günü, Semih Kaplanoğlu'nun yönettiği "Tahıl" filmiyle başlayacak. Film, distopik bir atmosferde modern dünyanın teknoloji, bilgi ve doğa üzerindeki tahakküm ilişkilerini sorguluyor.
Ardından, Afrika sinemasının babası olarak anılan Senegalli yönetmen Ousmane Sembène'nin kısa öykülerinden birinden uyarlanan, Sahra Altı Afrika sinemasının ilk uzun metrajlı filmi "Kara Kız" gösterilecek. Film, sömürgecilik sonrası dönemde devam eden kültürel yıkımı ve kimlik arayışını ele alacak.
| SAAT | FİLM ADI |
|---|---|
| 11:00 | Tahıl (Grain) |
| 13:30 | Kara Kız (Black Girl) |
| 15:30 | Son Mohikan (The Last of the Mohicans) |
| 18:00 | Thiaroye Kampı (Camp de Thiaroye) |
| 21:00 | Kayıp Dünya (Lost Land) |
"Son Mohikan" filmi, Kuzey Amerika'da Fransızlar ve İngilizler arasında yapılan sömürge savaşlarının yerli halklar üzerindeki yıkıcı etkilerine ve kültürel hafızanın kaybına odaklanacak. Seçkide ayrıca Ousmane Sembène'nin "Camp de Thiaroye" filmi de yer alacak.
1988 yapımı film, izleyiciyi İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki sömürge düzenine götürüyor ve Fransız ordusunda savaşmış Senegalli askerlerin bir terhis kampındaki bekleme sürecini ve sömürge yönetimi ile askerler arasındaki gerilimlerden kaynaklanan hak ihlallerini inceliyor.
Program, Japonya, Fransa, Malezya ve Almanya ortak yapımı olan ve Rohingya dilinde çekilen ilk uzun metrajlı film olma özelliğini taşıyan Kayıp Dünya'nın gösterimiyle sona erecek.
2025 yapımı film, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarının savaş, yıkım ve vatansızlık deneyimlerini, Bangladeş'teki bir mülteci kampından Malezya'ya, ayrılmış aileleriyle yeniden bir araya gelme umuduyla tehlikeli bir yolculuk yapan iki çocuğun öyküsü üzerinden anlatıyor.
İki gün sürecek program, farklı dönem ve coğrafyalardan filmler aracılığıyla sömürgecilik deneyiminin kültürel, politik ve insani boyutlarını görünür kılmayı amaçlıyor.
Dokuz filmin ücretsiz olarak gösterime sunulacağı iki günlük program, sinema tarihinde iz bırakmış yapıtları seyirciyle buluşturuyor. Dekolonize Film Günleri; Kıbrıs'ın bölünmüş hafızasından Avustralya'daki "Çalınan Nesil" trajedisine, 18. yüzyıl Güney Amerika'sındaki yerli direnişinden Myanmar'da Rohingya halkına yönelik işlenen soykırıma kadar sömürge tarihini, kültürel hafızanın yok edilmesini, yerinden edilme ve direnişi sinema aracılığıyla görünür kılıyor.

KÜLTÜREL TAHAKKÜM BEYAZ PERDEYE TAŞINDI
Tarihsel hafıza ile toplumsal adalet arasındaki ilişkiyi farklı dönemler ve hikâyeler üzerinden işleyen seçki, sömürge düzeninin bireyler ve toplumlar üzerinde bıraktığı siyasal, kültürel ve insani etkileri beyaz perdeye taşıyor.
Program, geçmiş sömürge pratikleri ile günümüzde ekonomik, kültürel ve dijital alanlarda devam eden benzer güç ilişkileri arasında eleştirel bir bağ kurmayı amaçlıyor.
İŞTE PROGRAMIN DETAYLARI
Program, 13 Mayıs'ta Derviş Zaim'in, Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü içinde bir toplumun hafıza, kimlik ve iyileşme arayışını işlediği Çamur (2003) filmiyle başladı.
Ardından Roland Joffé'nin Misyon (The Mission, 1986) filmi, 18. yüzyıl Güney Amerika'sında yerli halkların sömürge düzeni altında verdikleri varoluş mücadelesini İspanya ve Portekiz arasındaki tarihî gerilim üzerinden ele alacak. Gösterimler, Phillip Noyce'un Avustralya'daki Aborjin çocukların ailelerinden koparılarak asimile edilmelerini konu alan Çit (Rabbit-Proof Fence, 2002) filmiyle devam etti.
Günün ilerleyen saatlerinde İran sinemasının önemli yönetmenlerinden Majid Majidi'nin Güneşin Çocukları (Khorshid, 2020) filmi izleyiciyle buluştu. Film, çocuk emeği, yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik meselelerini Tahran'ın kenar mahallelerinde yaşam mücadelesi veren çocuklar üzerinden anlatıldı.






