Travma sonrası stres ve duygu durum bozukluğunun kişinin hayatına etkileri nelerdir? Tedavisi var mı? Psikolog Meryem Alpaslan anlatıyor
İnsanları korkutan, dehşet içinde bırakan, hiç beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, insan üzerinde oluşan etkilere biz travma diyoruz. Tüm kötü olayların hepsi travma oluşturmaz, travma olabilmesi için beklenmedik olması, ani olması gerekmektedir, peki travma hangi yöntemlerle tedavi edilebilir?
Psikolog Meryem Alpaslan, "Travma yaşayan bir bireyin hayata karşı olumsuz düşünceleri, özgüven kaybını, kendini suçlayıcı davranışları ve bunlarla birlikte gelen depresyon ve stres bozukluğunun kişi hayatında birçok olumsuzluğa sebep olmaktadır. Oldukça stresli yaşam olaylarıyla mücadelenin bir sonucu olarak görülen travma sonrası gelişim kavramı ile ilgili çalışmalar son yirmibeş yıl içinde katlanarak artmıştır. Hayatımız boyunca stresli bir yaşam yaşamışızdır. Gerek sınav dönemlerimiz, gerek sosyal çevrede yaşadığımız problemler, hatta trafik kazaları çok fazla ihtimal bizi zorlayan olaylarla karşı karşıya getirmiştir. Herkes stresle karşılaşır. Hayatımız boyunca buna neden olan olguları onlarla nasıl yüzleşeceğimize ve bu durumlarla nasıl baş edebileceğimizi düşünüyoruz. Peki Stres gibi hem biyolojik hem de psikolojik sonuçlara sebep olabilen bir rahatsızlıkla nasıl başa çıkabiliriz? Sorusuna yanıt olarak, TSSB ve duygu durum bozukluğu kaza sonrası çoklu travma, travma sonrası bilişler ve uyku bozuklukları arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. TSSB gelişiminde ve süregelen uykunun rolü karmaşık bir hal almaktadır, ancak TSSB ve uyku çalışmaları, bozukluğun doğasını ve tedavisini anlamak için önemli bir araçtır. Olumsuz yaşam olaylarının ardından oluşan uyku bozukluklarının kötü psikolojik sonuçları, TSSB'nin direncini kırmak ve iyileşmesini arttırmak için geliştirilecek müdahale stratejilerinin mantığını ortaya koyması bakımından tedaviye olumlu katkıda bulunacaktır. TSSB'de uyku bozukluğunu hedefleyen psikofarmakolojik ve davranışsal tedavilerin, TSSB'nin diğer belirtileri ve travmayla ilişkili psikiyatrik komorbiditelerin iyileşmesinde son derece etkili olduğu gösterilmiştir. Bir krizin hemen sonrasında birçok insan akut karmaşa durumu yaşar.

Bazıları, kendilerini büyük bir yük altında bulur ve yaşadıkları stresle tek başlarına mücadele edemeyeceklerini hisseder. Bu insanlara hemen yardım ulaştırılması gerekir. Bir terapi randevusu için günlerce ya da haftalarca bekleyecek zamanları yoktur; ayrıca genellikle uzun sureli terapiye devam edebilecek bir durumda da olmazlar. Davranışçı TSSB tedavisinde etkili olduğu yöntemlerden birisi uzun süreli maruz bırakmadır. Örneğin, danışanın travma yaratıcı olaydan sonra yaşadığı kaygıyla başa çıkmasına yardımcı olmak amacıyla rahatlama eğitimi ve girişkenlik eğitimi gibi geleneksel davranış terapi yöntemleri kullanılabilir. Uzun süreli maruz bırakma TSSB'de etkili bir tedavi yöntemidir. TSSB tedavisinin iyileştirilmesi gerektiği düşünüldüğünden, her an yeni yaklaşımlar geliştiriliyor. Ehlers ve meslektaşları (2005) bozukluğun bilişsel modeline dayanan bir TSSB tedavi yöntemi geliştirdiler. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve depresyonu bulunduğunu ve %95 oranında TSSB'li kişilerin birçoğunun da geçmiş̧ yaşamlarında majör depresyon geçirmiş̧ olduklarını göstermiştir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu vaka çalışmalarında, depresyon vakalarının büyük bir çoğunluğunun TSSB'ye karşı ikincil olduğu bulunmuştur. TSSB ve Majör Depresif Bozukluk ortak bir özelliğe sahiptir ya da çok önemli stres faktörleri travmatik durumun ortaya çıkmasıyla ya da her iki bozukluğun başlangıçlarıyla ilişkilidir. Buna benzer olarak depresyonlu hastalarda da olumsuz yaşam olayları depresif durumun başlangıcını meydana getirmektedir." ifadelerini kullandı.
DUYGU BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ NELERDİR?
Alpaslan sözlerine şöyle devam etti; "Peki bu duygu durum bozukluğunun nedenleri nedir? Biyolojik olarak beyinde bulunan mutluluk veren hormon ve tansiyonumuzdaki azalmalar depresyonla ilişkilendirilir. Psikodinamik olarak erken çocukluk döneminde görülen çatışmaların ve kötü duyguların depresyonla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Davranışsal olarak bilinçaltında aramak yerine pekiştiricilerin ve cezaların etkisi olduğu düşünülmektedir. Bilişsel olarak depresyon alanındaki araştırmacı Aaron Beck'tir. Travmalarımız sonucunda depresyona gireriz. Depresyonu yenmek için öncelikler neden kaynaklı olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Duygu durum bozukluklarının nedenlerinde biyolojik etkenler de vardır. Kalıtsal olabilmektedir. Ayrıca, duygu durum bozukluğu olan çoğu kişide uyku bozukluğuda görülebilmektedir. Duygu durum bozukluğunda birkaç hafta depresif birkaç hafta ise neşeli hallerine rastlayabilirsiniz. Sürekli değişen ruh halleri ile göz önünde bulunabilirler. Bu sebeple profesyonel bir destek almaları gerekmektedir."