Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

atv’nin sevilen dizisi Bir Zamanlar Çukurova son bölümüyle önemli bir sahnesiyle gündeme damgasını vurdu. Sabah gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ, Bir Zamanlar Çukurova dizisinde etkili bir şekilde işlenen o muhteşem sahneyi analiz etti. İşte Yüksel Aytuğ’un dikkat çeken o yazısı…

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

Enflasyonla topyekun mücadelede tarladan pazar ve markete gelen ürünlerin fiyatını şişiren hal mafyası ve aracılara savaş açılmışken, atv'nin 'Bir Zamanlar Çukurova' dizisi de son bölümüyle hem kampanyaya destek oldu, hem de insafsız fırsatçılara tokat gibi bir mesaj verdi.

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

'Demir' şehir lokalinde toplantı yaparken, arka masada sebze-meyve aracılarının yaptığı konuşmaya kulak misafiri oldu. Aracılar; portakal hasadının bu yıl çok olduğunu, aslında büyük kentlerden talebin arttığını ama çiftçiyi umutsuzluğa düşürüp elindeki ürünü ucuzlatmak için alım yapmayarak beklediklerini söylüyorlardı.

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

'Demir', doğup büyüdüğü topraklardaki çiftçilerin mağdur edilmesine izin vermek istemedi.
İşi kabzımallık olmadığı halde, çiftçinin elinde kalan portakalı satın almak için toprak sahiplerini toplantıya çağırdı.

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

Ama rakibi 'Yılmaz' ondan önce davranmış ve çiftçinin elindeki tüm ürünü yüksek bir fiyattan satın alarak, bir Alman meyve suyu işletmesine satmıştı.

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

Böylece hem dardaki çiftçiyi kurtarmış, hem Çukurova'nın ürünlerini dünyaya tanıtmış, hem de rakibi 'Demir'den önce bölge insanının saygı ve güvenini kazanmış oldu.

Bir Zamanlar Çukurova'ya damga vuran bomba sahne

Ama senaryoya dahil edilen bu bölümün asıl amacı başkaydı.
Ellerini halkın gırtlağına daldıran fırsatçı simsarlarla mücadele etmek bir 'memleket meselesi' olmalıydı. Sadece devlet değil, ziraatın yapıldığı kentlerdeki sermaye sahipleri de hem yöre insanını koruyup kollamak, hem de büyük şehirlerdeki vatandaşın mağdur edilmesini önlemek için ellerini taşın altına koymalıydı.