Savaşın ekonomik faturası: Orta Doğu çatışması küresel piyasaları nasıl etkiledi?
Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Nisan 2026 Küresel Finansal İstikrar Raporu, Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatlarından sermaye akımlarına kadar geniş bir alanda kırılganlık yarattığını ortaya koydu. Raporda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal baskının arttığı ve politika müdahalesinin kritik hale geldiği açıklandı.
Küresel finans sistemi, Orta Doğu'daki çatışmanın etkisiyle daha kırılgan bir yapıya girdi. IMF'ye göre artan enerji fiyatları, yükselen enflasyon beklentileri ve sıkılaşan finansal koşullar birlikte hareket ederek piyasalarda yeni risk kanalları oluşturuyor. Bu süreç, hem gelişmiş ekonomilerde borç dinamiklerini zorluyor hem de gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışı ve finansal istikrarsızlık riskini büyütüyor.
Orta Doğu çatışmalarının küresel piyasaya etkileri ve yeni nesil risk kanalları (Görsel: A Haber)
KÜRESEL FİNANS SİSTEMİ ÇOKLU ŞOK BASKISI ALTINDA
IMF'nin Küresel Finansal İstikrar Raporu, finansal sistemin aynı anda birden fazla riskle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Orta Doğu'daki savaşın uzaması, enflasyonist baskıları kalıcı hale getirirken finansal koşullarda ani sıkılaşma riskini artırdı.
Rapora göre küresel piyasalarda işleyiş şimdilik düzenli olsa da riskler "asimetrik" seyrediyor. Çatışmanın uzaması halinde finansal koşulların daha hızlı ve sert şekilde sıkılaşabileceği vurgulanıyor. Bu durum, biriken kırılganlıkların tetiklenmesiyle finansal istikrar üzerinde yeni baskı alanları yaratıyor. Özellikle emtia ithalatına bağımlı ve kırılgan ekonomilere sahip gelişmekte olan ülkelerde varlık fiyatları belirgin şekilde baskı altında kalıyor. İşte küresel ekonomiyi bekleyen temel tehditler ve öne çıkan veriler…
Sermaye akımlarındaki dengesiz yapı ve artan kamu-banka bağı, kırılgan ekonomilerde finansal istikrar riskini derinleştiriyor. (Görsel: A Haber)
Tahvil Piyasalarında Vade riski ve Faiz Baskısı Büyüyor
Orta Doğu'daki savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı etki, enflasyon beklentilerini 0,3 ile 0,8 puan arasında yukarı taşıdı. Bu gelişme, özellikle ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya'dan oluşan G4 ekonomilerinde tahvil faizlerinin hızla yükselmesine neden oldu.
Son üç yılda G4 ülkeleri borçlanma vadelerini 0,1 ila 2,6 yıl arasında kısalttı. Bu durum, borcun daha kısa sürede ve daha yüksek faizle yenilenmesi anlamına gelen "rollover riski"ni artırıyor.
Ayrıca devlet tahvillerinin en az yarısının yatırım fonları ve hanehalkı gibi fiyat duyarlı yatırımcıların elinde olması, piyasalardaki kırılganlığı derinleştiriyor. Faizlerdeki ani değişimler, bu yatırımcıların hızlı pozisyon değiştirmesine yol açarak dalgalanmayı artırıyor.
Pandemi sonrası gelişmekte olan ülkelerde bankaların kamu borçlarını üstlenme oranı %15'ten %20'ye yükseldi. (Görsel: A Haber)
Gelişmekte Olan Ülkelerde "K Tipi" Ayrışma ve Bankacılık Riski
Savaş sonrası en sert finansal düzeltme gelişmekte olan piyasalarda görüldü. Özellikle petrol ithalatçısı ülkelerin para birimleri ciddi değer kaybı yaşadı. Sermaye akımlarında "K tipi" bir ayrışma oluştu. Doğrudan yatırımlar gerilerken, daha oynak olan portföy borç akışları öne çıktı.
Bankacılık tarafında ise riskler derinleşiyor. Düşük kredi notuna sahip ülkelerde bankaların kamu borcunu üstlenme oranı pandemiden bu yana %15'ten %20'ye yükseldi. Bu durum devlet ile bankalar arasındaki risk bağını (sovereign-bank nexus) güçlendiriyor.
IMF analizine göre, düşük notlu ülkelerin yaklaşık yarısında bankacılık sistemleri ciddi bir şok senaryosunda yeniden sermayelendirmeye ihtiyaç duyabilir. Devlet tahvili ve kredi değerlerinde %40'lık düşüş senaryosunda sermaye yeterlilik oranlarının %10'un altına indiği hesaplanıyor. Bu tablo, kredi daralması ve ekonomik büyümede yavaşlama riskini artırıyor.
Az sayıda teknoloji şirketinin toplam piyasa endekslerindeki ağırlığı tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaştı. (Görsel: A Haber)
Yapay Zeka Yatırımları Yeni Sistemik Risk Üretiyor
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık yapay zeka yatırımlarının finansal sistem üzerindeki etkisi oldu. "Hyperscaler" olarak adlandırılan büyük teknoloji şirketlerinin 2029'a kadar yapay zeka yatırımlarının %70'ini, yaklaşık 3,4 trilyon dolarlık kısmını gerçekleştirmesi bekleniyor.
Bu süreçte "döngüsel finansman" modeli yaygınlaşıyor. Aynı şirketler hem yatırımcı hem müşteri hem de finansör olarak birbirine bağlı hareket ediyor. Nvidia, Oracle gibi halka açık şirketler ile OpenAI ve xAI gibi halka açık olmayan (özel) şirketler arasında kurulan bu yapı, finansal sistemde zincirleme risk yaratıyor.
Yoğunlaşma da dikkat çekici boyuta ulaştı. ABD hisse senedi piyasalarında az sayıda büyük teknoloji şirketinin ağırlığı tarihsel zirveye çıktı. Piyasayı çok az sayıda dev teknoloji şirketi domine ediyor. Bu durum, tek bir şirket kaynaklı şokun tüm piyasaya yayılma riskini artırıyor.
Kısa vadeli türev işlemler ve yüksek kaldıraç, piyasalarda ani fiyat hareketlerini hızlandırarak oynaklığı keskinleştiriyor.(Görsel: A Haber)
Piyasaları Sarsan Yeni Kanallar: 0DTE Opsiyonlar ve Kaldıraçlı ETF'ler
Finansal piyasalarda teknik riskler de hızla büyüyor. Vadesine aynı gün dolan 0DTE opsiyonların payı S&P 500 işlem hacminin yaklaşık %60'ına ulaştı. İki yıl önce bu oran %40 seviyesindeydi. Bu hızlı artış, piyasa yapıcıların saniyeler içinde pozisyon değiştirmesine neden olarak ani fiyat hareketlerini tetikleyebiliyor.
Hedge fonlarının sabit getirili piyasalardaki riski de keskin şekilde arttı. 2020'de 9 trilyon dolar olan faiz türevleri ve tahvil pozisyonları 2025 itibarıyla 18 trilyon doların üzerine çıktı. Artan kaldıraç, olası bir "margin call" durumunda satış baskısını hızlandırarak piyasalarda zincirleme etki yaratma potansiyeli taşıyor.
Hisse ve tahvil arasındaki negatif korelasyonun zayıflaması, yatırımcıların klasik riskten korunma araçlarını etkisiz hale getiriyor.(Görsel: A Haber)
Geleneksel Portföy Koruma Stratejileri Çöküyor
Küresel Finansal İstikrar Raporu, yatırımcılar açısından kritik bir kırılmaya işaret ediyor. Geçmişte hisse senetleri ile tahviller arasında bulunan ters korelasyon zayıfladı. Artık piyasa düşüşlerinde tahviller de değer kaybedebiliyor.
2020 sonrası ayı piyasalarında hisse kayıpları ortalama %17'ye ulaşırken, tahvillerin de aynı dönemde değer kaybetmesi portföy koruma mekanizmasını zayıflatıyor. Bu değişim, yatırım stratejilerinin yeniden şekillenmesine neden oluyor.
Savaşın uzaması senaryosunda küresel büyümede sert yavaşlama ihtimali güçleniyor.(Görsel: A Haber)
Küresel Büyüme İçin Aşağı Yönlü Risk Artıyor
IMF'nin "Growth-at-Risk" analizine göre savaşın uzaması halinde küresel büyümenin %5 olasılıkla %0,75'in altına düşmesi mümkün. Bu senaryo, küresel ekonomide sert yavaşlama riskinin masada olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, artan riskler karşısında politika yapıcıların şu adımları atmasını öneriyor…
- Merkez bankalarının likidite araçlarını hazır tutması ve piyasa işleyişini desteklemesi gerekiyor
- Kamu borcunun sürdürülebilirliği için mali disiplinin sıkılaştırılması şart
- Enerji şokuna yönelik desteklerin geçici ve hedefli olması gerekiyor
- Basel III standartlarının tam uygulanması kritik önem taşıyor
- Banka dışı finans kuruluşlarıyla bağlantılar daha sıkı denetlenmeli
- Veri paylaşımı ve uluslararası koordinasyon artırılmalı
- Likidite ve kurumsal kredi risklerini ölçmek için bankalar ve mümkünse banka dışı finansal kuruluşlara stres testi uygulanmalı
Banka dışı finansal kuruluşların artan payı, gelişmekte olan ülkeleri küresel risk iştahındaki dalgalanmalara daha açık hale getiriyor.(Görsel: A Haber)
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE "BANKA DIŞI" YATIRIM RİSKİ BÜYÜYOR
IMF'nin Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun ikinci bölüm analizine göre, küresel finansal krizden bu yana banka dışı finansal kuruluşların gelişmekte olan piyasalara yönlendirdiği yatırımlar tarihi zirveye ulaştı. Bu akışların 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 4 trilyon dolar seviyesine çıktığı belirtilirken, söz konusu büyüklüğün hem fırsatları hem de finansal kırılganlıkları artırdığı vurgulandı.
Yatırım fonları, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinin portföy borçlarındaki payı son 20 yılda iki katına çıkarak %80'e ulaştı. Bu değişim, bankalara bağımlılığı azaltırken piyasaları küresel risk iştahına daha duyarlı hale getiriyor.
Küresel belirsizlik dönemlerinde hedge fonların hızlı çıkışları, gelişmekte olan ülkelerde kur ve likidite şoklarını tetikliyor.(Görsel: A Haber)
En Nızlı Sermaye Çıkışı Hedge Fonlardan Geliyor
Rapora göre küresel belirsizlik dönemlerinde en hızlı çıkışı hedge fonlar ve pasif yatırım fonları gerçekleştiriyor. VIX endeksindeki sert yükselişler, gelişmekte olan ülkelerde GSYH'nin yaklaşık %1'i büyüklüğünde portföy çıkışına yol açabiliyor. Bu durum, kur şokları ve finansman maliyetlerinde hızlı artış anlamına geliyor.
Makroekonomik İstikrar Doğrudan Etkileniyor
Ani sermaye çıkışları, gelişmekte olan ülkelerde üç temel etki yaratıyor:
- Yerel para birimlerinde değer kaybı
- Borçlanma maliyetlerinde artış
- Ekonomik büyümede yavaşlama
Yüksek kamu borcu, düşük rezerv ve zayıf kurumsal yapı, bu etkileri daha da derinleştiriyor.
Dijital varlıklar ve şeffaf olmayan kredi piyasaları, para politikası etkinliğini zayıflatabilecek yeni kırılganlık alanları yaratıyor.(Görsel: A Haber)
Stablecoin ve Özel Kredi Piyasaları Yeni Risk Alanı
Raporda yeni finansal araçlara özel vurgu yapılıyor. Stablecoin'ler, özellikle zayıf ekonomilerde yerel para yerine kullanılma riski taşıyor. Bu durum "para ikamesi" yoluyla para politikası etkinliğini zayıflatabiliyor. Ayrıca stablecoin'ler likidite dönüşümü nedeniyle run riskine açık. Geniş çaplı kullanım, sermaye akışı oynaklığını artırabilir ve finansal istikrarı tehdit edebilir.
Özel kredi piyasaları da şeffaflık eksikliği nedeniyle izlenmesi gereken yeni bir alan olarak öne çıkıyor.
Artan sistemik riskler karşısında ülkeler arası veri paylaşımı ve eşgüdümlü politika adımları finansal istikrar için belirleyici oluyor.(Görsel: A Haber)
Küresel Koordinasyon ve Veri Paylaşımı Kritik Hale Geldi
IMF, artan riskler karşısında politika çerçevesinin güçlendirilmesini öneriyor. Raporda, riskleri minimize etmek için ülkelerin kurumsal kalitelerini artırmaları, mali tamponlarını güçlendirmeleri ve döviz rezervlerini yeterli seviyede tutmaları öneriliyor. Ayrıca, denetim boşluklarının giderilmesi için uluslararası iş birliğinin ve veri paylaşımının elzem olduğu ifade ediliyor. Özetle IMF'ye göre;
- Makroekonomik temeller ve kurumsal kalite güçlendirilmeli
- Mali ve dış tamponlar artırılmalı
- IMF Entegre Politika Çerçevesi doğrultusunda risk yönetimi uygulanmalı
- Banka dışı finansal sistemde düzenleyici boşluklar kapatılmalı
- Uluslararası veri paylaşımı genişletilmeli
- Stablecoin ve özel kredi piyasaları sürekli izlenmeli
Enerji, borç ve sermaye kanallarından beslenen çok katmanlı riskler, küresel finans sistemini yeni bir dalgalanma dönemine taşıyor. (Görsel: A Haber)
SONUÇ: FİNANSAL SİSTEM YENİ BİR KIRILMA EŞİĞİNDE
IMF raporu, küresel finans sisteminin klasik risklerin ötesine geçen çok katmanlı bir baskı altında olduğunu ortaya koyuyor. Enerji fiyatları, borç dinamikleri, sermaye akımları ve yeni finansal araçlar aynı anda risk üretirken; sistemin dayanıklılığı politika müdahalesinin hızına ve koordinasyonuna bağlı hale geliyor. Mevcut tablo, Orta Doğu'daki savaşın devam etmesi durumunda önümüzdeki dönemde küresel ölçekte finansal dalgalanmaların daha sık ve daha sert yaşanabileceğine işaret ediyor.
(Görsel: A Haber)
FİNANSAL KAVRAMLAR
-
Volatilite şokları: Piyasalarda fiyatların kısa sürede sert ve öngörülemez dalgalanmasıdır.
-
Basel III: Bankaların krizlere dayanıklılığını artırmak için getirilen uluslararası sermaye ve likidite kurallarıdır.
-
Run riski: Yatırımcıların veya mevduat sahiplerinin aynı anda paralarını çekmeye yönelmesi riskidir.
-
Rollover riski: Borçların vadesi geldiğinde, borcu ileri tarihe taşıma (borç çevirme/öteleme) veya hiç yenilenememe ihtimalidir.
-
Asimetrik risk: Olumsuz senaryoların olumlu olanlara göre daha yüksek etki veya olasılığa sahip olmasıdır.
-
K tipi ayrışma: Ekonomide bazı kesimler büyürken diğerlerinin aynı anda küçülmesidir.
Sovereign-bank nexus: Devlet ile bankalar arasındaki karşılıklı finansal risk bağıdır. -
Hyperscaler: Büyük ölçekli veri ve teknoloji altyapısıyla piyasayı domine eden dev teknoloji şirketleridir.
-
Döngüsel finansman: Aynı şirketlerin birbirine yatırımcı, müşteri ve finansör olduğu kapalı finans yapısıdır.
-
0DTE opsiyon: Vadesi aynı gün dolan ve kısa vadeli yüksek riskli işlem imkanı sunan opsiyon türüdür.
-
Margin call: Zarar büyüdüğünde yatırımcıdan ek teminat talep edilmesidir.
Ters korelasyon: İki varlığın genellikle zıt yönlerde hareket etmesi durumudur. -
Growth-at-Risk: Ekonomik büyümenin kötü senaryoda ne kadar düşebileceğini ölçen risk analizidir.
-
Stres testi: Finansal sistemin kriz senaryolarına karşı dayanıklılığını ölçme yöntemidir.
-
Hedge fon: Yüksek riskli ve aktif yönetilen yatırım stratejileri kullanan fon türüdür.
-
VIX endeksi: Piyasalardaki korku ve belirsizlik seviyesini ölçen göstergedir
-
Stablecoin: Değeri genellikle dolara sabitlenmiş kripto para türüdür.