Neden hep yalnız hissediyorsunuz? Sebebi çocukluğunuzda gizli olabilir

Neden hep yalnız hissediyorsunuz? Sebebi çocukluğunuzda gizli olabilir

Kimi insanlar yalnız kaldığında huzur bulurken, kimileri için yalnızlık daha derin bir duygusal yük anlamına geliyor. Yeni bir araştırma, bu farkın yalnız geçirilen süreden değil, bireylerin ilişki kurma biçimlerinden kaynaklanabileceğini ortaya koydu.

Avustralya'da gerçekleştirilen çalışma, güvenli bağlanma geliştiremeyen bireylerin yalnızlığı daha yoğun yaşama eğiliminde olduğunu gösterirken, yalnız kalma nedenlerinin de bu süreçte önemli rol oynadığını ortaya çıkardı.

YALNIZLIK HER ZAMAN TEK BAŞINA KALMAK ANLAMINA GELMİYOR

Uzmanlara göre yalnızlık, fiziksel olarak yalnız olmaktan farklı bir durum.

Bir kişi tek başına vakit geçirmekten keyif alabilir ve kendini yalnız hissetmeyebilir. Buna karşılık, çevresinde insanlar bulunmasına rağmen yeterince anlaşılmadığını, desteklenmediğini veya bir gruba ait olmadığını hisseden bireyler yoğun yalnızlık yaşayabiliyor.

Bu nedenle yalnızlık, kişinin sosyal çevresinin büyüklüğünden çok ilişkilerinin niteliğiyle bağlantılı görülüyor.

ARAŞTIRMACILAR BAĞLANMA STİLLERİ İLE YALNIZLIK ARASINDAKİ İLİŞKİYİ İNCELEDİ

Journal of Social and Personal Relationships dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları, yetişkinlerin bağlanma yönelimleri ile yalnızlık deneyimleri arasındaki bağlantıyı mercek altına aldı.

Çalışmada ayrıca bireylerin neden yalnız kalmayı tercih ettiği de değerlendirildi. Araştırmacılar bu motivasyonları iki farklı grupta ele aldı:

  • Öz-belirlenimli yalnızlık
  • Öz-belirlenimsiz yalnızlık
  • Neden Yalnız Kaldığınız Önemli Olabilir

Araştırmaya göre öz-belirlenimli yalnızlık, kişinin kendi isteğiyle yalnız kalması anlamına geliyor.

Yalnızlığı bilinçli bir tercih olarak yaşayan bireylerde olumsuz etkilerin daha düşük seviyede görüldüğü belirtildi. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)Yalnızlığı bilinçli bir tercih olarak yaşayan bireylerde olumsuz etkilerin daha düşük seviyede görüldüğü belirtildi. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)

Bu gruptaki bireyler yalnızlığı;

  • Dinlenmek
  • Düşünmek
  • Yaratıcılığı artırmak
  • Zihinsel olarak toparlanmak

gibi nedenlerle tercih ediyor.

Öz-belirlenimsiz yalnızlık ise daha farklı bir tabloyu işaret ediyor. Bu durumda bireyler yalnızlığı bir tercih olarak değil, reddedilme korkusu, sosyal kaygı, dışlanma hissi veya başka seçeneklerinin olmadığı düşüncesi nedeniyle yaşıyor.

GÜVENSİZ BAĞLANMA YALNIZLIĞI ARTIRIYOR

Araştırmaya 548 Avustralyalı yetişkin katıldı. Analizler sonucunda güvenli bağlanma geliştiremeyen bireylerin yalnızlığı daha yoğun yaşadığı görüldü.

Özellikle yüksek düzeyde bağlanma kaygısı yaşayan kişiler, ilişkilerinde terk edilme ve reddedilme korkusunu daha sık hissederken; kaçınmacı bağlanma eğilimine sahip bireyler ise yakınlık kurmaktan ve duygusal bağımlılıktan rahatsız olabiliyor.

Araştırmacılar, her iki grubun da yalnız kalmaya yönelik öz-belirlenimsiz motivasyonlarının daha yüksek olduğunu belirledi.

Araştırma sonuçları, bağlanma stilleri ile sosyal ve duygusal iyi oluş arasındaki ilişkiye ışık tutuyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)Araştırma sonuçları, bağlanma stilleri ile sosyal ve duygusal iyi oluş arasındaki ilişkiye ışık tutuyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)

YALNIZLIK HİSSİNİ AÇIKLAYAN TEMEL MEKANİZMA

Çalışmanın en dikkat çekici sonucu, yalnızlığın doğrudan bağlanma stilinden değil, bireyin yalnızlığı nasıl deneyimlediğinden etkilenmesi oldu.

Araştırmacılara göre güvensiz bağlanma eğilimleri, bireylerin yalnızlığı bir tercih yerine zorunluluk olarak yaşamasına neden oluyor. Bu durum da yalnızlık hissini güçlendiriyor.

Başka bir ifadeyle, yalnız kalmaktan rahatsız olan kişiler yalnızlığı daha yoğun yaşarken, yalnızlığı bilinçli bir tercih olarak görenlerde bu etki daha düşük seviyede kalıyor.

GÜVENLİ BAĞLANMA RUH SAĞLIĞINI DESTEKLEYEBİLİR

Uzmanlar, güvenli bağlanmanın yalnızlıkla mücadelede önemli koruyucu faktörlerden biri olabileceğini belirtiyor.

Sağlıklı ilişkiler kurabilen ve duygusal ihtiyaçlarını dengeli şekilde ifade edebilen bireylerin, sosyal çevrelerinde yaşanan değişimlerden daha az olumsuz etkilendiği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, yalnızlığın yalnızca sosyal çevrenin büyüklüğüyle açıklanamayacağını; kişinin ilişkileri nasıl algıladığı ve yalnızlığı nasıl anlamlandırdığının da belirleyici olduğunu vurguluyor.

Bilim insanlarına göre yalnızlık, yalnız kalmaktan çok sosyal ilişkilerin niteliğiyle bağlantılı bir duygu olarak öne çıkıyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)Bilim insanlarına göre yalnızlık, yalnız kalmaktan çok sosyal ilişkilerin niteliğiyle bağlantılı bir duygu olarak öne çıkıyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)

KESİN SONUÇ İÇİN DAHA FAZLA ÇALIŞMAYA İHTİYAÇ VAR

Araştırma önemli ipuçları sunsa da bilim insanları sonuçların doğrudan neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Buna rağmen elde edilen bulgular, yalnızlıkla mücadelede yalnızca sosyal bağlantıları artırmanın değil, bireylerin ilişki kurma biçimlerini ve duygusal ihtiyaçlarını anlamanın da kritik öneme sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin