2040'ta hangi ülkeler susuz kalacak? 33 ülkede alarm çanları çalıyor: Türkiye listede mi?

Giriş Tarihi:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
2040'ta hangi ülkeler susuz kalacak? 33 ülkede alarm çanları çalıyor: Türkiye listede mi?

Küresel ölçekte artan nüfus, tüketim ve iklim değişikliği su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. 2040 yılına yönelik analizler, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 33 ülkenin “aşırı yüksek su stresi” kategorisinde yer alabileceğini gösteriyor. Su arzındaki daralma ve talepteki artış, çok sayıda sektörü doğrudan etkiliyor.

2040 yılına ilişkin değerlendirmeler, Türkiye dahil 33 ülkede su arzı ile talep arasındaki dengenin bozulabileceğine işaret ediyor. Artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleri su kaynaklarını sınırlandırırken, nüfus artışı ve üretim faaliyetleri su tüketimini yükseltiyor. Bu durum, tarım, sanayi ve şehir yaşamında su kullanımını doğrudan etkiliyor.

Su artık sadece çevresel bir sorun değil; ekonomik büyümenin, gıda üretiminin, halk sağlığının ve ulusal güvenliğin temelidir. (A Haber)Su artık sadece çevresel bir sorun değil; ekonomik büyümenin, gıda üretiminin, halk sağlığının ve ulusal güvenliğin temelidir. (A Haber)

KÜRESEL SU TALEBİ ARTIYOR, ARZ DARALIYOR

Dünya genelinde su kaynakları üzerindeki baskı artış gösteriyor. İklim değişikliği kaynaklı kuraklık, düzensiz yağışlar ve yükselen sıcaklıklar su arzını sınırlandırırken, kentleşme, tüketim alışkanlıkları ve çatışmalar su talebini artırıyor. Elektrik üretimi ve hayvansal gıda üretimi gibi alanlarda yoğun su kullanımı, talep artışını hızlandıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.

Türkiye dahil 33 ülke “aşırı yüksek su stresi” ile karşı karşıyaTürkiye dahil 33 ülke “aşırı yüksek su stresi” ile karşı karşıya

33 ÜLKE "AŞIRI YÜKSEK SU STRESİ" İLE KARŞI KARŞIYA

ABD merkezli Dünya Kaynakları Enstitüsü'nün (WRI) çalışmasında 167 ülke analiz edildi. Araştırma, 2040 yılında Türkiye'nin de dahil olduğu 33 ülkenin "aşırı yüksek su stresi" kategorisinde yer alacağını öngörüyor. Türkiye'nin listede 27. sırada bulunması, mevcut su kaynakları ile artan talep arasındaki baskının sürdüğünü gösteriyor.

Aşırı yüksek su stresi riski ile karşı karşıya olan ülkeler şöyle sıralanıyor: Bahreyn, Kuveyt, Katar, San Marino, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Filistin, İsrail, Suudi Arabistan, Umman, Lübnan, Kırgızistan, İran, Ürdün, Libya, Yemen, Makedonya, Azerbaycan, Fas, Kazakistan, Irak, Ermenistan, Pakistan, Şili, Suriye, Türkmenistan, Türkiye, Yunanistan, Özbekistan, Cezayir, Afganistan, İspanya ve Tunus.

Kuraklık savaşı tek başına başlatmaz, ancak sosyoekonomik fay hatlarını kırarak çatışmayı kaçınılmaz hale getirir. Kuraklık savaşı tek başına başlatmaz, ancak sosyoekonomik fay hatlarını kırarak çatışmayı kaçınılmaz hale getirir.

ORTA DOĞU SU KRİZİNİN MERKEZİNDE

AA'ya göre, yüksek risk grubundaki ülkelerin önemli bölümü Orta Doğu'da bulunuyor. Bölge ülkeleri yer altı suyu rezervleri ve deniz suyunun tuzdan arındırılması gibi yöntemlere bağımlı durumda.

Su kaynaklarındaki değişim, tarımsal üretimden sanayiye kadar geniş bir alanda etkili oluyor. Su arzındaki daralma, üretim maliyetlerini ve gıda fiyatlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Enerji üretiminde kullanılan su miktarı da bu sürecin önemli bileşenlerinden biri. Körfez kıyılarında faaliyet gösteren 400'ü aşkın tuzdan arındırma tesisinin ise içme suyu temini başta olmak üzere tarım ve sanayi üretimi açısından kritik altyapı unsurları arasında yer aldığı belirtiliyor.

Su krizinin en ağır bedelini öncelikli olarak kadınlar ve kız çocukları ödüyor. Su krizinin en ağır bedelini öncelikli olarak kadınlar ve kız çocukları ödüyor.

MİLYARLARCA İNSAN TEMEL SU HİZMETLERİNE ERİŞEMİYOR

UNESCO verilerine göre, 2024 itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 26'sı güvenli içme suyu hizmetlerinden, yüzde 41'i ise güvenli sanitasyon imkanlarından yoksun bulunuyor. UNESCO Su Bilimleri Bölümü Direktörü Abou Amani; 2,1 milyar insanın içme suyundan, 3,4 milyar insanın ise güvenli sanitasyon hizmetlerinden mahrum kaldığına, yaklaşık 1,7 milyar kişinin ise evde temel hijyen hizmetlerinden yoksun olduğuna dikkat çekiyor.

Amani, su güvenliğini "İnsan ve ekosistem sağlığını sürdürmek için yeterli miktarda ve kabul edilebilir kalitede suya erişimi güvence altına alma ve sel, heyelan, toprak çökmesi ile kuraklık gibi suyla ilgili tehlikelere karşı can ve mal güvenliğini etkin şekilde koruma kapasitesi" olarak tanımlıyor.

33 ülke için su; artık sadece yaşamın değil, ulusal güvenliğin, ekonominin ve jeopolitik istikrarın tek belirleyicisidir. Sistemsel hazırlık bugün başlamalıdır. 33 ülke için su; artık sadece yaşamın değil, ulusal güvenliğin, ekonominin ve jeopolitik istikrarın tek belirleyicisidir. Sistemsel hazırlık bugün başlamalıdır.

Su güvenliğinin yalnızca suya erişimle sınırlı olmadığını; kalite, yönetim kapasitesi, altyapı ve dayanıklılık unsurlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Amani, "Su güvenliğini özellikle acil kılan şey, gıda üretiminin, enerji üretiminin, halk sağlığının ve ekosistem istikrarının temelini oluşturmasıdır. Su güvenliği olmadan sürdürülebilir kalkınma sağlanamaz." ifadelerini kullandı. Dünya nüfusunun en az yüzde 50'sinin, (yaklaşık 4 milyar insanın) yılda en az bir ay boyunca yüksek su stresi yaşadığını belirtti.

Krizi musluklar kurumadan önce yönetmek; altyapı ve dayanıklılık yatırımlarını askeri savunma bütçeleri kadar ciddiye almak gerekir. Krizi musluklar kurumadan önce yönetmek; altyapı ve dayanıklılık yatırımlarını askeri savunma bütçeleri kadar ciddiye almak gerekir.

"DAY ZERO" RİSKİ BAZI ŞEHİRLERDE GÜNDEMDE

ABD'deki Tufts Üniversitesi Su Diplomasisi Programı Direktörü Prof. Dr. Shafiqul Islam, bir şehir ya da bölgede su rezervlerinin kritik eşiklerin altına inerek musluklardan su akmaması ve toplumun susuzluk riskiyle karşı karşıya kalması durumunu tanımlayan "Day Zero" kavramına dikkat çekti.

Bu durumun geçmişte Güney Afrika'nın Cape Town kentinde yaşandığını hatırlatan Islam, "Day Zero artık varsayımsal bir senaryo değil, dünya çapında birçok kent ve bölge için acı bir gerçek haline geldi. 2 milyardan fazla insan Day Zero Krizi ile karşı karşıya kalma riski altında." dedi.

"Kuraklık tarımı, enerji üretimini, gıda fiyatlarını ve halk sağlığını etkileyebilir, ekonomik stresi ve bazen de göç baskısını artırabilir." diyen Islam, kuraklığın tek başına istikrarsızlığa neden olmayacağını vurguladı. Her bölgenin dinamiklerinin farklı olduğuna dikkat çekerek, su krizinin nedenlerinin doğru analiz edilmesi, erken önlemler alınması ve sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesiyle risklerin azaltılabileceğini ifade etti.

Mobil uygulamalarımızı indirin