Mustafa Akgül konuşmasında, Miraç hadisesinin yalnızca bir yolculuk olmadığını vurgulayarak, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın Resulullah'ın Allah Teâlâ ile olan görüşmesi olduğunu ifade etti.
"PEYGAMBERİMİZ KENDİSİ İÇİN DEĞİL, ÜMMETİ İÇİN İSTEDİ"
Mustafa Akgül, Miraç gecesinde Peygamber Efendimizin Allah Teâlâ'dan kendisi adına değil, ümmeti adına talepte bulunduğunu ifade etti. Günahkar ve zayıf ümmetinin Allah'ın rızasına nasıl ulaşacağını sorduğunu belirten Akgül, bu niyazın karşılığında ümmetin Peygamber Efendimize bağışlandığını ve cennetin onlara nasip kılındığını dile getirdi.
NAMAZ: ÜMMETİN MİRAÇ HEDİYESİ
Akgül, "Ümmetini sana verdim ey Habib, cennetimi anlara kıldım nasip. Sen ümmetini mi istiyorsun? Ben de cennetimi onlara nasip ettim ve ümmetini sana bağışladım. Zatımı mirat edindim zatını, bile yazdım adımı ile adını. Eşhedü en la ilahe illallah'tan sonra eşhedü enne Muhammeden Resulullah diyoruz. Sen ki miraç eyleyip ettin niyaz, ümmetinin miracını kıldım namaz. Namazın ümmetine de miraç hediyesi olarak namazı verdim. Kim de onu hakkıyla kılarlarsa senin gibi miraca çıkmış olacaklar. Çünkü Allah'la konuşmuş olacaklar." diyerek, beş vakit namazın ümmet için bir Miraç vesilesi olduğunu ifade etti.
Namazın, kulun Allah ile doğrudan konuşması olduğuna vurgu yapılarak, hakkıyla kılınan namazın kul için bir vuslat kapısı olduğu dile getirildi.
MİRAÇTA VERİLEN ÜÇ BÜYÜK HEDİYE
Programın hadis bölümünde, Sahih-i Müslim'de rivayet edilen bir hadis-i şerife yer verildi. Buna göre Peygamber Efendimize Miraç gecesinde üç büyük hediye verildi:
🕌Beş vakit namaz
🕌Bakara Suresi'nin son iki ayeti (Âmenerrasûlü)
🕌Ümmetinden şirke düşmeyenlerin büyük günahlarının affedileceği müjdesi
Akgül, bu hediyelerin ümmet için büyük bir rahmet kapısı olduğunu vurguladı.