İklim krizinde yeni tehdit: Kongo’nun siyah gölleri karbon püskürtüyor
Dünyanın en büyük karbon depolarından Kongo Havzası'nda kritik bir değişim tespit edildi. Bilim insanları, göllerden atmosfere salınan karbondioksitin önemli bölümünün yeni değil, binlerce yıl önce depolanmış karbon olduğunu belirledi. Bu durum, küresel iklim dengesi açısından beklenenden daha hızlı bir bozulmaya işaret ediyor.

Kongo Havzası'ndaki Mai Ndombe ve Tumba göllerinde yapılan ölçümler, binlerce yıldır turbalıklarda depolanan karbonun atmosfere geri dönmeye başladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre göller, yüksek miktarda karbondioksit salarak artık karbon yutağı değil, potansiyel bir kaynak gibi davranıyor. Bu değişim, küresel iklim sistemini doğrudan etkileyebilecek yeni bir risk alanı oluşturuyor.

KARBON YUTAKLARI NEDEN KRİTİK?
Kongo Havzası, turbalık yapısı sayesinde karbonu binlerce yıl boyunca depolayabilen nadir ekosistemlerden biri. Dünya yüzeyinin yalnızca küçük bir bölümünü kaplamasına rağmen tropikal turbalıklardaki karbonun yaklaşık üçte birini barındırıyor. Bu yapı, küresel ısınmayı yavaşlatan doğal bir tampon görevi görüyor.

Ancak bu sistemin dengesi bozulduğunda, depolanan karbon hızla atmosfere karışabiliyor. Bu da iklim değişikliğini hızlandıran zincirleme bir etki yaratıyor.

GÖLLER KARBON KAYNAĞINA DÖNÜŞÜYOR
23 Şubat 2026'da Nature Geoscience dergisinde yayınlanan bir çalışma, Mai Ndombe ve Tumba göllerinin atmosferden daha yüksek CO2 yoğunluğuna sahip olduğunu gösterdi. Bu fark, göllerin sürekli olarak karbondioksit salmasına neden oluyor.
Daha kritik olan ise salınan karbonun kaynağı. Analizler, bu gazın önemli bir kısmının yakın dönem bitki örtüsünden değil, binlerce yıl önce oluşmuş turba karbonundan geldiğini ortaya koydu. Bu durum, sistemde eski karbon kaçağı yaşandığını gösteriyor.

BİNLERCE YILLIK KARBON ORTAYA ÇIKTI
Radyokarbon tarihleme sonuçları, göllerdeki karbonun 2.000 ila 3.500 yıl öncesine ait olduğunu ortaya koydu. Ölçümlere göre bu karbonun yaklaşık yüzde 40'ı doğrudan turbalıklardan taşınıyor. Bu bulgu, karbonun yalnızca toprakta sabit kalmadığını, su yolları aracılığıyla hareket ederek atmosfere ulaştığını gösteriyor. Aynı sinyalin gölü besleyen nehirlerde de görülmesi, sürecin bölgesel değil sistematik olduğunu ortaya koyuyor.







