Hem zayıflatıyor hem güçlendiriyor: Vücudumuzda yeni bir bölge keşfedildi
Kanada'daki McGill Üniversitesi'nin araştırması, vücudun kahverengi yağ üzerinden nasıl ısı ve enerji ürettiğini kontrol eden yeni bir moleküler mekanizmayı ortaya çıkardı. Keşfin; obezite, diyabet ve kemik erimesi gibi hastalıkların tedavisinde yeni ilaçların önünü açabileceği belirtiliyor.
Bilim insanları, insan vücudunun enerji yakma sistemine dair önemli bir bilinmeyeni çözdü. Kanada'daki McGill University araştırmacıları, kahverengi yağ dokusunun enerji yakmasını sağlayan alternatif mekanizmayı harekete geçiren moleküler "anahtarı" tespit etti. Araştırma, yalnızca kilo kontrolü açısından değil, kemik sağlığı ve metabolik hastalıkların tedavisi açısından da dikkat çekici sonuçlar doğurabilecek yeni bir kapı araladı.
KAHVERENGİ YAĞ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Vücutta iki temel yağ türü bulunuyor. Beyaz yağ, fazla enerjiyi depoluyor ve kilo artışıyla ilişkilendiriliyor. Kahverengi yağ ise tam tersine kalori yakarak ısı üretiyor. Özellikle soğuk havalarda vücudun sıcak kalmasını sağlayan sistemin merkezinde bu doku yer alıyor. Son yıllarda bilim insanları, kahverengi yağın enerji üretmek için iki farklı yol kullandığını ortaya koymuştu:
- Uzun süredir bilinen klasik UCP1 sistemi
- "Verimsiz kreatin döngüsü" adı verilen alternatif mekanizma
Ancak ikinci sistemin nasıl devreye girdiği bugüne kadar bilinmiyordu.
YENİ MOLEKÜLER MEKANİZMA ORTAYA ÇIKARILDI
McGill Üniversitesi'nden biyokimyacı Lawrence Kazak ve ekibi, soğuğa maruz bırakılan farelerin kahverengi yağ dokularını detaylı şekilde inceledi. İncelemelerde, "TNAP" adı verilen bir enzimin kritik rol oynadığı görüldü. Araştırmaya göre gliserol adlı molekül, TNAP enziminin üzerindeki özel bir bölgeye bağlanarak sistemi aktif hale getiriyor. Bilim insanları bu bölgeyi "gliserol cebi" olarak adlandırıyor.
Bu bağlantı gerçekleştiğinde kahverengi yağ daha fazla enerji yakıyor ve vücut ısı üretimini artırıyor. Kazak, çalışmanın önemini şu sözlerle anlattı:
"Bu çalışma, klasik sistemden bağımsız çalışan alternatif ısı üretim yolunun nasıl aktive edildiğini ilk kez gösteriyor."
KEŞİF KEMİK SAĞLIĞIYLA DA BAĞLANTILI
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise kemik sağlığıyla ilgili oldu. Bilim insanları, düşük TNAP seviyeleriyle ilişkili nadir bir hastalık olan hipofosfatazi üzerinde de inceleme yaptı. Bu hastalıkta kemikler yeterince sertleşemiyor ve zamanla zayıflıyor.
Ekip, İngiltere Biyobankası'ndaki yaklaşık 500 bin kişinin genetik verilerini analiz etti. Sonuçlarda, gliserol cebindeki mutasyonların düşük kemik yoğunluğu ve zayıf TNAP aktivitesiyle bağlantılı olduğu görüldü. Bu bulgu, TNAP enziminin yalnızca enerji yakımında değil, kemik mineralizasyonunda da kritik görev üstlendiğini ortaya koydu.
YENİ TEDAVİLERİN ÖNÜ AÇILABİLİR Mİ?
Araştırmacılar, keşfin ileride daha kolay uygulanabilen ilaçların geliştirilmesini sağlayabileceğini düşünüyor. Şu anda hipofosfatazi hastaları için kullanılan tedaviler haftada üç enjeksiyon gerektiriyor. Ancak bilim insanları, TNAP enzimini hedefleyen yeni moleküllerin enjeksiyon ihtiyacını azaltabileceğini belirtiyor.
McGill Üniversitesi'nden hücre biyoloğu Marc McKee, doğal ya da sentetik bileşiklerle TNAP aktivitesinin artırılmasının kemik sağlığını yeniden dengeleyebileceğini söyledi.