Görünmez salgın: Çiğneme sesi öfke yaratıyorsa nedeni psikolojik olabilir
Günlük hayatta çoğu kişinin fark etmediği çiğneme, nefes alma ya da tıklama sesleri bazı bireylerde yoğun öfke ve panik yaratabiliyor. Bilimsel veriler bu durumun "misofoni" olarak adlandırılan ve kaygı, depresyon ile travma sonrası stres bozukluğu ile bağlantılı bir nöropsikolojik rahatsızlık olabileceğini ortaya koyuyor.
Çiğneme sesi gibi sıradan uyarıcılara karşı ani öfke, panik ya da kaçma isteği hisseden kişilerde misofoni görülebiliyor. Araştırmalar bu durumun basit bir hassasiyet değil, genetik ve nörobiyolojik temeli olan bir rahatsızlık olduğunu gösteriyor. Bulgular, misofoninin özellikle kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu ile güçlü bağlantılar taşıdığını ortaya koyarak tedavi yaklaşımını da değiştiriyor.
GÜNLÜK SESLERE AŞIRI TEPKİ NORMAL DEĞİL
Misofoni, belirli seslere karşı kontrolsüz öfke ve yoğun rahatsızlık hissiyle tanımlanıyor. Çiğneme, yutkunma ya da kalem tıklaması gibi basit sesler, bazı kişilerde tehdit algısı yaratıyor. Bu durum sosyal ilişkileri, iş performansını ve günlük yaşam konforunu doğrudan etkiliyor.
PSİKİYATRİK HASTALIKLA GÜÇLÜ BAĞLANTI
Geniş ölçekli araştırmalar, misofoni yaşayan bireylerin büyük bölümünde en az bir psikiyatrik tanı bulunduğunu gösteriyor. Depresyon ve anksiyete oranı belirgin şekilde yüksek.
Oxford Üniversitesi klinik psikoloğu Jane Gregory, 2023 yılında yayınladığı araştırmada her beş kişiden birinin misofoni rahatsızlığına sahip olabileceğini belirtti. "Mizofoni, sadece belirli seslerden rahatsız olmaktan çok daha fazlasıdır." dedi.
GENETİK YAPI RİSK TAŞIYOR
Yoğun ses tepkisinin arkasında genetik bir yatkınlık bulunabileceğine dair bulgular güç kazanıyor. Amsterdam Üniversitesi'nden psikiyatrist Dirk Smit liderliğindeki araştırma ekibi, Psikiyatrik Genomik Konsorsiyumu, İngiltere Biyobankası ve 23andMe verilerini analiz ederek misofoni ile ilişkili genetik izleri inceledi. Çalışma, misofoni yaşayan bireylerin ciddi psikiyatrik bozukluklarla bağlantılı gen varyantlarını taşıma olasılığının belirgin şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Beyin içinde derin bir yapısal ilişki olduğunu ima eden Smit şu değerlendirmelerde bulunuyor:
"Bu, travma sonrası stres bozukluğuna duyarlılık sağlayan genlerin aynı zamanda misofoni olasılığını da artırdığı anlamına geliyor ve bu da her ikisini de etkileyen ortak bir nörobiyolojik sisteme işaret edebilir. Ve bu, travma sonrası stres bozukluğu için kullanılan tedavi tekniklerinin misofoni için de kullanılabileceğini düşündürebilir."