Ailede kanser öyküsü olanlar dikkat! Uzmanlar hastalık riskini azaltacak 5 tavsiyeyi paylaştı
Aile öyküsünde kanser olan milyonlarca kişi, riskin tamamen genetik kaderden ibaret olup olmadığını merak ediyor. Peki bilim insanlarına göre kanserin pençesinden kurtulmak için gerçekten yapılabilecek adımlar var mı? Uzmanların açıkladığı beş kritik öneri, kalıtsal risk faktörlerine rağmen hastalığın önüne geçmenin yollarını ortaya koyuyor.

Aile öyküsünde kanser bulunan milyonlarca kişi, bu hastalığa yakalanma riskinin gölgesinde yaşıyor. Bilim insanları, kanserin genetik kökenleri olduğunu ancak her vakanın kalıtsal özellik taşımadığını vurguluyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü verilerine göre, kanser vakalarının yalnızca yaklaşık yüzde 10'u kalıtsal genetik değişimlerden kaynaklanıyor.

Genomik ve hassas tıp alanında çalışmalar yürüten Dr. Helen Messier, yakın akrabalarda benzer tür kanserlerin görülmesinin "ailevi kanser sendromu" olasılığını artırabileceğini belirtiyor. Özellikle birden fazla birinci derece akrabada aynı tür kanserin görülmesi, genetik danışmanlık ve tarama gerekliliğini gündeme getiriyor.
Peki aile öyküsünde kanser olanlar risklerini azaltmak için neler yapabilir? Uzmanların önerdiği beş adım şöyle:

1. DÜZENLİ EGZERSİZ: EN BASİT KORUYUCU GÜÇ
Uzmanlar, haftada en az 150 dakika egzersizin kanser riskini azaltabileceğini belirtiyor. Güney Karolina Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Cedrek McFadden, "Mükemmel bir program yerine düzenli hareketi hedefleyin" diyor.

Araştırmalar, fiziksel aktivitenin kolon ve meme kanseri riskini yüzde 12-23 oranında düşürdüğünü ortaya koyuyor. Egzersizin insülin dengesi, hormon metabolizması ve kilo kontrolü üzerinde de olumlu etkileri bulunuyor.

2. Sağlıklı Beslenme: Akdeniz Tipi Diyet Öne Çıkıyor
Dr. Messier, özellikle kolon kanseri riski taşıyanların işlenmiş etlerden uzak durması gerektiğini söylüyor. Lif, tam tahıl, sebze ve meyve açısından zengin diyetlerin kolon kanseri riskini azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
Uzmanlar, zeytinyağı, balık, bakliyat ve taze sebzelerin ağırlıkta olduğu Akdeniz tipi beslenmeyi "altın standart" olarak nitelendiriyor.




