Sultan Abdülhamid millî sermayenin de mimarıydı

Sultan Abdülhamid millî sermayenin de mimarıydı

Geleneksel dünyanın yerini modern ulus-devletlerin almaya başladığı ve bütün kurumların yapılarının değiştiği bir devirde ayakta durmaya çalışıyordu imparatorluklar. Değişimin odağında ise bankacılık vardı. Bunun yansıması olarak, Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren faaliyete geçen yabancı bankalara mukabil, millî bir finans sistemi tesis edilememişti. Bu durumdan en çok muzdarip olan kesim ise çiftçilerdi. Bu boşluğu doldurmak maksadıyla Midhat Paşa öncülüğünde Memleket Sandıkları kuruldu.

1863'te çiftçilerin oluşturduğu kaynakla kurulan bu organizasyon millî bankacılığın ilk örneği olup, Ziraat Bankası'nın da temellerini atmıştı.
Ardından Memleket Sandıkları'nın yerini Menafi Sandıkları almış ve 1888'de modern bir kuruluş olarak Ziraat Bankası vücuda gelmişti.

ÇİFTÇİLER MAĞDUR EDİLMESİN
Göz ardı edilen bir başka husus vardır ki, o da Sultan II. Abdülhamid'in teşebbüsleriydi. Hünkâr, çiftçilerin mağdur edilmemesi için büyük çabalar sarf etmekte, yurt dışından araç-gereç ve makinalar getirtmekteydi. En iyi gübre ve tohumlar temin edilmiş, ziraat makinalarının Osmanlı ülkesinde yapımı için büyük gayretler sarf edilmişti. Çiftçilerin yüksek faiz ile borçlanması onları sarraflara muhtaç etmekteydi.

İşte bu noktada Sultan Hamid, Ziraat Bankası'nın esaslarını tespit, faaliyetleri için yetkilileri teşvik etmişti. Bankanın sermayesi, aşar vergisine yüzde 20 zam yapılmak suretiyle tedarik edildi. Zamanla banka işleyişinin de oturmasıyla bu yüzde 20'ler de sahiplerine iade edildi. Bankanın merkezi Dersaadet'te kuruldu ve her vilayet merkezinde birer şube açıldı.

Sultan Abdülhamid, bir taraftan ülke içinde reformlar yaparken diğer taraftan iktisadî açıdan devleti kalkındırmak düşüncesindeydi.
Böylelikle hem dış borçlar ödeniyor, hem de ülkede tesis edilen banka işlemleri ve krediler günden güne artıyordu. Çiftçiler üzerinde müspet neticeler veren bu uygulamaları Sultan Abdülhamid yakından takip ediyor, tarımın yanında hayvancılık konusunda da finans sağlanıyordu.
Acaba hürriyet propagandası yapanlar bunları görüyor muydu dersiniz?
Heyhat!

Sultan Abdülhamid millî sermayenin de mimarıydı - 1

MİLLî MÜCADELE'NİN FİNANSÖRÜ
Sultan Abdülhamid'den sonra artık Ziraat Bankası ile alakalı kanun çıkarılmış ve tohum kredisi dahi verilmişti. Millî Mücadele'nin buhranlı yılları bankanın bünyesini olumsuz etkilese de kurum ayakta kalmayı bilmiş, sonraki yıllar için kendini yenilemişti. İstiklal Harbi esnasında da aktif rol alan banka, Yunanistan'a karşı oluşturulan Kuva-yı Milliye müfrezelerinin giderlerini karşılamak için finansör vazifesi gördü.

Harp sonrası banka tekrar bütünlüğünü elde etti ve 1924'te çıkarılan Bütçe Kanunu ile bir devlet müessesi olmaktan çıkarılıp anonim bir şirket
haline geldi. Bu yıllarda Türkiye'yi başka bir felaket bekliyordu:

Sıtma. Bütün dünyayı kasıp kavuran sıtma salgını Türkiye'yi de tesiri altına almış, köylüler tarlalarını terk ederek harmanlarını yüz üstü bırakmıştı.
Sıtmadan korunmak ve tedavi etmek için geliştirilen kinin ilacı, hükümet tarafından taşraya gönderiliyordu. Yurt dışından tedarik edilen kininin ithalatı Sağlık Bakanlığı tarafından yapılırken, ilacın dağıtımını Ziraat Bankası üstlendi. Sınırlı imkanlarla bu zor vazifeyi yerine getiren bankanın bu insanî hizmeti takdire şayandı. 1929 Dünya Ekonomik krizi ve II. Dünya Savaşı'nın menfi tesirlerini atlatmakta yine mühim bir rol oynayan Ziraat Bankası, ekmeğin karneyle verildiği günlerde halkı tasarrufa alıştırmak için çeşitli imkanlar sundu.

Günümüze kadar birçok format değişikliği geçiren banka halihazırda faaliyetlerini sürdürmektedir.

Kaynak: Derin Tarih

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin