Pakistan ve İran hattında yeni dönem: Batı’nın ikiyüzlü politikası deşifre oldu

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Pakistan ve İran hattında yeni dönem: Batı’nın ikiyüzlü politikası deşifre oldu

İslam dünyasının kalbi Pakistan'da atarken, bölgedeki dengeleri kökten sarsacak tarihi bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Pakistan ve İran arasındaki asırlık rekabet yerini stratejik bir "arabuluculuk" hamlesine bırakırken, A Haber ekranlarında konuşan Tarihçi Yazar İsmail Öz, küresel satranç tahtasındaki sinsi hamleleri tek tek deşifre etti.

İslam dünyasının merkezi konumundaki Pakistan'da kritik bir diplomasi hareketliliği yaşanırken, bölgesel dengeleri etkileyecek önemli gelişmeler gündeme geldi.

Pakistan ile İran arasındaki uzun yıllara dayanan rekabet, yerini arabuluculuk temelli yeni bir sürece bırakırken, A Haber'e konuşan tarihçi-yazar İsmail Öz, küresel güçlerin stratejik hamlelerini değerlendirdi. Pakistan'da eğitim kurumlarının tatil edildiği ve İran heyetinin karşılandığı bu hassas süreçte, Batı'nın bölgeye yönelik politikaları ve Gazze'deki insani kriz de analiz edildi

İRAN'IN "DEVRİM İHRACI" VE PAKİSTAN HATTINDAKİ VEKALET SAVAŞLARI

Pakistan ve İran arasındaki tarihsel gerilimin derinliklerine inen İsmail Öz, "Yani bir kere tabii ki burada aslında biz Pakistan ve İran arasında da aslında uzun bir dönemdir sürekli değişik rekabetler görüyoruz, değil mi? Yani Pakistan içerisinde de çok ciddi bir şekilde bir Şii nüfus barındırdığını, dolayısıyla İran'ın kendi toplumsal tarafıyla değerlendirdiğinizde ve yine İran'ın aslında ta devrimden bu tarafa bunu bir devrim ihracı mantığıyla değerlendirdiğinizde kendi inançdaşlarını veya mezhepdaşları üzerinden bir proksi olarak, bir vekalet zemini olarak değerlendirip aslında Pakistan'a dönük de çok fazlaca birtakım girişimleri olduğunu da biliyoruz" ifadelerini kullandı.

Bu rekabetin bölgedeki etkilerine değinen Öz, sürecin Pakistan ve İran arasındaki tarihsel kırılmayı yumuşatabilecek bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

DÜNYA BU DİPLOMASİYİ KONUŞUYOR

Pakistan'ın küresel arenadaki yeni rolünün tarihi bir eşik olduğunu belirten İsmail Öz, "Amerika Birleşik Devletleri tabii bir tarafıyla da biliyorsunuz Pakistan Başbakanı bu görüşmeleri Pakistan tarihi açısından da çok önemli bir konuma oturttu. Yani bugüne kadar hiç Pakistan bu kadar uluslararası zeminde bir arabulucu pozisyon üstlenmemişti ve dolayısıyla bugün dünya Pakistan'ı konuşuyor diye çok yüksek bir atıfta da bulunmuş oldu. Tabii bu çerçevede okulları tatil ettiler vesaire. Pek çok açıdan Pakistan bu konuya çok ciddi bir hazırlık ve önem atfetti" sözleriyle sahadaki hazırlığın boyutunu aktardı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

MATEM KIYAFETLERİ VE AĞIT KÜLTÜRÜ

Sıcak bölgedeki karşılamanın sembolik değerine dikkat çeken Öz, "İran heyeti zaten bir matem kıyafetleriyle buraya indi. Zaten biliyorsunuz Kerbela olayları dolayısıyla Pakistan bu anlamda siyah, ağıt ve bu zemine çok dönük bir toplum. Yıllardır kendisini bu hüzünle yaşamaya alıştırmış da bir toplum" şeklinde konuştu.

Öz, bu ağıt kültürünün son diplomatik gelişmelerle birlikte çok daha kritik bir yere oturduğunu, Pakistan'ın dünyaya verdiği mesajların bu sıcak görüntülerle desteklendiğini belirtti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

ASKERİ GÜÇLE "BURADAYIZ" MESAJI VE CİNNAH'IN GİZLİ MİRASI

Pakistan'ın İran'a karşı duruşunu analiz eden İsmail Öz, "Ama bir tarafıyla dediğim gibi sanki İran'a 'Yani biz askeri varlığımızla da gücümüzle de her şeyimizle buradayız' mesajını da belki bu anlamda vermiş oluyor. 'Siz endişe etmeyin, biz bunun her boyutuyla buradayız' demek istiyor belki. Biliyorsunuz yani Pakistan'ın kurucu lideri, sembolik lideri Cinnah bile aslında Şii kökenli birisidir. Ama mezhepçilik politikasını tabii daha çok öne çıkarmayıp belki biraz daha oradaki Sünni toplumu da gözeten bir tarafta kalarak o tarafını daha çok kapatarak bir siyaset izlediği için de pek çok kimse belki onun Şii olduğunu bile bilmiyordur, hatırlamıyor olabilir. En azından Pakistan bu farklılıkları da yönetebilecek bir tarafı da ortaya koymuş oluyor tarihsel zeminde. Butto ailesi hakeza böyle biliyorsunuz" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

BATI'NIN İKİRCİKLİ FELSEFESİ: JOHN LOCKE'DAN "GEREKSİZ İNSAN" ALGISINA

Batı dünyasının insan hakları maskesinin nasıl düştüğünü anlatan Öz, "Dünya insan hakları, insan hayatı, onuru, haysiyeti dendiğinde ne kadar ikircikli olduğunu bu Batı zihniyetinin ve felsefesinin... Bunun felsefi temellerinin ta efendim John Locke'lara kadar, efendim gerçekten mesela işte İngiliz, Fransız edebiyatçılarına kadar bunun pek çok boyutu var. Gerçekten üzücü bir tablo. Yani bu ikircikli tavır, birilerinin insan olarak kabul edilip birilerinin fuzuli insan olarak görülmesi, gereksiz insan olarak görülmesi, 'Bunlar olmasa da olur' gibi bakılması..." sözleriyle Batı felsefesindeki dehşet verici ayrımı deşifre etti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

İMAJLAR SAVAŞI VE "FRAMING" OPERASYONU: ZİHİNLER NASIL MANİPÜLE EDİLİYOR?

Modern medya dilindeki sinsi yöntemlere değinen İsmail Öz, "Yani bu tabii biliyorsunuz göstergebilim diye bir şey vardır, yani semiyoloji olarak bu imajlar... Aslında biz gerçekten de bir yönüyle çok ciddi bir şekilde bu imajlar savaşının içerisindeyiz, bu semboller savaşının içerisindeyiz. Siz insanlara bir düşünceyi felsefi detaylarla aktaramazsınız; orada bir dil yakalayabilmeniz ve insanları belli bir sembol etrafında birleştirmeniz gerekir. Medya dilinde 'framing' dediğimiz çerçeveleme haliyle bir haber hangi çerçevede sunuluyor? İşte bunlarla aslında zihinlerin manipüle edilebildiği bir tabloya çok net bir şekilde ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

GAZZE'NİN ÇOCUKLARI: İNSANLIK TARİHİNİN KARA LEKESİ

Gazze'de yaşanan dehşet anlarına dair kahreden bir tespitte bulunan Öz, "Ama şu fotoğraf aslında sayfalarca, günlerce konuşmadan çok daha etkili bir şey aslında. Anlayan, gören, görmek isteyen gözler için çok acı bir şey. Yani bu çocuklar da herkes gibi insan, değil mi? Henüz oyun çağında olan bu çocuklar bunu hak etmediler, etmiyorlar. İnsanlık tarihi açısından gerçekten de kara bir leke olarak da mutlaka kalacaktır. Batı bunu görse de görmese de bunlar tarihteki yerlerini aldılar. O görmeyiş bile bana göre Batı'nın işte o ikircikliğine, insanları ötekileştirmesine ne kadar da yakışan da bir şey tabii onlara" şeklinde konuştu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

SİYONİST İTTİFAKI VE BATI'NIN ÜRETTİĞİ KATLİAM DÜNYASI

İnanç sistemlerinin Batı'da nasıl saptırıldığını anlatan İsmail Öz, "Bugün bu Hristiyan Siyonistlerle ittifak yaparak aslında bu inançların, bu mezhep anlayışlarının Batı'ya gittikten sonra aldıkları halle birlikte insanların önüne getirdikleri bu zulümle karşı karşıyayız. Doğu'ya ait Yahudilik de, Hristiyanlık da, İslam da bu bölgenin kodlarını taşıyor. Ama Batı'ya gidip Batı'nın o Greko-Romen mitolojik kökleriyle birleşmiş anlayışlarını ürettiği bu püriten kolların bugün getirdiği dünya bu kadar büyük bir katliamı üreten de dünyaya dönüşüyor" sözlerini kaydetti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

BATI'NIN ZULMÜ SINIR TANIMIYOR

Batı merkezli radikalizmin kendi dindaşlarına bile acımadığını belirten Öz, "Haçlılara karşı bu bölgedeki o Doğulu dediğimiz Yahudiler de, Doğulu dediğimiz Hristiyanlar da Haçlıların zulmüne karşı Müslümanlarla savaştılar biliyor musunuz? Tarihte bunun örnekleri var. Bakın İran'daki sinegogu vurdular değil mi? Gazze'de kiliseleri vurdular. Bunlara göre Doğu kilisesi de kilise değil. İnsansız topraklara topraksız insan diyorlardı değil mi, Gazze için, Filistin için? Şimdi bu insana verilen değeri nereye koyuyor?" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

SİYONİST İHANETİ: KENDİLERİNE KUCAK AÇANLARA ZULÜM YAĞDIRIYORLAR

Yahudilerin Batı'daki tarihsel sürgünlerini ve Müslümanların onlara açtığı kucağı hatırlatan Öz, "Batı'da sürekli onları yaktılar, öldürdüler, onlara başka elbiseler giydirdiler aynen cüzamlı hastalara yaptıkları muameleleri yaptılar. Her yerde zulme uğrayan bir Yahudilik var ama bu Siyonistler, bu gerçekliği de inkar ederek kendilerine kucak açan Müslümanlara bugün zulüm yağdırıyorlar, katliam yapıyorlar, topraklarına göz dikmişler. Efendim neymiş? Gazze'ye doğru, Lübnan'a doğru, Suriye'ye doğru topraklarımızı genişleteceğiz, Arz-ı Mevud yapacağız" sözleriyle Siyonist planın kodlarını deşifre etti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)

TRUMP'IN "YENİ FETİH" ÇIKIŞINA SERT TEPKİ: NEYİ FETHETTİN?

Donald Trump'ın "fetih" söylemlerindeki tutarsızlığı eleştiren İsmail Öz, "Şimdi kalkıp mesela, özür diliyorum, şimdi Trump diyor ki: 'Yeni fetihler yapacağız.' Neyi fethettin ki yeni fetih yapıyorsun? Senin eski fethin de mi vardı ki yeni bir fetih yapıyorsun? Madem fetih yapıyorsun niye anlaşma masasındasın? Hangi fetihten sonra fetheden oturmuş da fethettiği yerle anlaşma yapmış?" sorusuyla küresel güçlerin yarattığı çelişkiyi gözler önüne serdi.

Öz, konuşmasını "Gerçek feryadımızı aslında konuşmalarımız, cümlelerimiz manipüle olmasın diye aslında birçok şeyi içimize gömüyoruz. İçimizdeki feryadı kısarak konuşuyoruz bir taraftan da. Bu da acı değil mi yani?" ifadeleriyle noktaladı.

Pakistan ve İran hattında yeni dönem: Batı’nın ikiyüzlü politikası deşifre oldu - 11

Mobil uygulamalarımızı indirin