Süper Lig’de parasını hak edenler ve etmeyenler!
FORBES Türkiye'nin bu yıl dördüncüsünü yayınladığı "Futbol Verimlilik Raporu" son 10 yılda beş kat büyüyen futbol gelirlerinin doğru bir kadro planlaması için kullanılmadığını ortaya koyuyor. Başkanlar, şirket yönetiminin en temel kurallarını bile ihlal ederek plansız futbolcu transferleriyle kulüplerini dibe çekmeye devam ediyor.
Bu ay Türkiye'nin en önemli gündemlerinden biri, lig maçlarının yayın ihalesinden dolayı futbol olacak. 25 Kasım'da yapılacak ihale, gelecek sezondan itibaren maçların hangi kanalda yayımlanacağını belirleyecek. Şimdiden konuşulan rakamlar dudak uçuklatan cinsten. Oluşacak rakamı kestirmek güç olsa da (beklenti yıllık 600 milyon dolar) ihale sonrasında, futbol kulüplerinin elde edeceği büyük gelir, ülke futboluna biçilen değerin ne kadar yükseldiğiyle ilgili methiyeler düzüleceği kesin. Ancak yine herkesin aklının bir kenarında, kulüplerin oluşan kaynağı ne kadar akıllıca harcayacağıyla ilgili sorular olacak.
FORBES Türkiye'nin bu yıl dördüncüsünü yayımladığı "Futbol Verimlilik Raporu" kulüp yönetimlerinin milyon euro'lar harcayarak transfer ettikleri futbolcuların performanslarını analiz etmeye devam ediyor. Ortaya çıkan sonuçlar dolaylı olarak kulüp yönetimlerinin ellerindeki kulüp kaynaklarını nasıl bir yetkinlikle harcadıklarını da gösteriyor.
2015/2016 futbol sezonunda, Türkiye Süper Ligi'nin Borsa İstanbul'da da işlem gören dört büyük kulübünde oynayan (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor) 102 futbolcunun sportif performansları ile kazandıkları yıllık gelir analiz edilerek "gerçek maliyetleri" gözler önüne serildi. Listenin zirvesinde gerçek maliyetleri yüksek olan verimsiz futbolcular var. Sıralamada geriye gidildikçe aldığı ücret ne olursa olsun verimliliği yüksek oyuncular yer alıyor.
Ancak önceki "Futbol Verimlilik Raporu"nda da vurgulandığı gibi faturanın verimsiz olarak görülen futbolculardan önce kulüp yönetimlerine kesilmesi gerekiyor. Hayatlarını kazanmak için sahaya çıkan futbolcular elbette kazandıkları parayı maksimize etmeye çalışacak. Buradaki sorun, hak edip etmediğine bakmadan milyon euro'ları savuran kulüp yönetimlerinde. Futbolcuların verimlilik analizinden önce Türkiye'deki futbol endüstrisinin durumuna bakmakta fayda var. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de futbolun en önemli finansman kaynaklarından birini yayın gelirleri oluşturuyor. 2010'da yapılan son ihaleyi, yıllık 321 milyon dolarlık bedelle Digitürk kazanmıştı. Vergiler ve diğer ödemelerle birlikte ihalenin yıllık bedeli 425 milyon dolara kadar çıkmıştı. Dört yıllığına yapılan anlaşma, 2014'te Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Digitürk arasında yapılan protokolle iki yıl daha uzatılmıştı. Böylece Digitürk altı yıla uzayan süre zarfında futbol maçlarını yayımlamak için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödemiş oldu.
TFF Başkanı Yıldırım Demirören, yeni ihaledeki beklentisini yıllık 600 milyon dolar olarak açıkladı. İhalenin kaç yıllık süreyi kapsayacağı henüz netleşmese de bir önceki ihalede olduğu gibi sürenin altı yıla çıkması durumunda, yayıncı kurumun kasasından 3,6 milyar dolar çıkacak.
Demirören, ihaleye altı şirketin gireceğini açıkladı. Digitürk, D-Smart gibi televizyon yayın platformlarının yanı sıra iletişim operatörleri Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone'un da ihalede yer alması bekleniyor. (İhaleyi Digiturk yıllık 500 milyon dolar+KDV vererek kazandı)
1994'te yapılan ilk futbol yayın ihalesinde dönemin televizyon kanallarının (Cine 5, ATV, Show TV, Kanal D ve Star TV) oluşturduğu konsorsiyum 7,2 milyon dolara kazanmıştı. 22 yıl sonra bugün konuşulan rakamsa ilk ihalenin yaklaşık 83 katı. Tabii bu kulüplerin sadece yayın gelirlerindeki büyümeyi gösteriyor.































