Hastaların, karnabahar sebze tüketim sıklığı ile yaşam süreleri arasındaki istatiksel bağlantı araştırılmış. Pişirme, bu sebzelerdeki izotiyosiyanat miktarını azaltabildiği için, sorgulama, çiğ ve pişmiş olarak ayrı ayrı yapılmış. 8 yıllık bir takibe alınmış bu hastalar, bu süre zarfında hastaların 179'u ölmüş. Sonuç oldukça çarpıcı:
İstatiksel oranlamalara göre, karnabahar grubu sebze tüketim yoğunluğu ile hastaların ölüm oranları arasında güçlü bir ters orantı saptanmış. Bu etkinin, özellikle bu sebze grubunu çiğ tüketenlerde daha güçlü olduğu dikkati çekmiş. İlginç bir şekilde, sorgulamada yer alan diğer sebze ve meyvelerle hastaların yaşam süresi arasında bir ilişki bulunamamış.
LAHANA İLAÇ GİBİ BESİN
Fitokimyasal (hastalıklara karşı ilaç gibi besin) gücünün ötesinde, lahana günlük vitamin ve minarellerin karşılanması açısından da oldukça faydalı bir kaynaktır. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, C vitamini K vitamini, beta karoten ve hatta az miktarda da olsa göz dostu lutein içerir. Bunlara ek olarak tabii ki posa içeriği de oldukça yüksektir.
KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR
Bir kase pişmiş lahanayla neredeyse 4 gr. posa alırsınız. Bir kâse çiğ lahanada ise 2 gr. posa vardır. Düşünsenize bütün bu besleyici ve koruyucu besin öğelerinin hepsi dünyanın en düşük kalorili sebzesinde yani lahanada mevcuttur.
İngiltere'de yapılan Ulusal Kanser Araştırma Konferansı'nda da lahana grubu sebzelerde bulunan indol-3-karbinol adlı maddenin kanser hücrelerini öldürmeye yardım edebileceğinden bahsedilmiş, özellikle de kemoterapi alan hastalarda önerilmiştir.
Yıllar süren araştırmalar bu indollerin östrojen metabolizmasını olumlu yönde değiştirdiğini ve büyük ihtimalle bu şekilde kanser riskini azalttığını kanıtladı. Lahanadaki sülfür içeren bileşiklerdeki indol grubu gıdalarla aldığımız kanserojen maddeleri bağlayıp etkisiz hale getirebiliyor, yani bu sebzeden faydalanmak için de onu kürler halinde tek başına değil, normal öğünlerinizde almanız gerekiyor.
PROSTAT KANSERİ RİSKİNİ DE DÜŞÜRÜR
Lahananın kanser karşıtı özelliği içeriğindeki indoller ile sınırlı kalmaz. Kanser karşıtı değeri olan ve lahanada çokça bulunan diğer fitokimyasallar da vücudumuzda kansere karşı savaş veren birtakım enzimlerin üretimini artırır. Bu enzimlerin prostat kanseri riskini düşürdüğüne inanılmaktadır. Standford Üniversitesi Üroloji Bölümü'nün yaptığı Canser Epidemiology Biomarkers and Prevention'da da yayımlanan araştırmaya göre, günümüzde bilinen fitokimyasallar arasında özellikle lahanada dikkat çekici oranda bulunan sülforofan bu enzim aktiviterini en iyi şekilde desteklemektedir.
Lahanadaki bir başka kanser savaşçısı madde grubu 'glukosionatlar'. Bu aktif madde grubu, vücuda alındıktan sonra daha güçlü bir kanser savaşçısı olan 'izotiyosiyanat'lara dönüşüyor ve esas etkiyi bu madde gösteriyor. Bu konuda birçok çalışma mevcut. Çalışmalar genellikle 'turpgiller' ailesi üzerinde genel olarak yapılmış olsa da, 94 çalışmanın yüzde 70'inde lahananın bu konuda diğerlerinden daha etkili olduğu görüşü hakim, özellikle de mide, kalın bağırsak ve akciğer kanseri konusunda. Ayrıca; Amerika Kanser Araştırma Enstitüsü 'nün "Beslenme ve Kanser Araştırma Konferansı"nda izotiyosiyanat'ların kansorejenlere karşı oldukça iyi bilinen koruyucular olduğu belirtilmiştir.