Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar...

Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar...

Bir dönem Türkiye’de sağlık sistemi adeta çökme noktasına gelmişti. Sigortası olmadığı için kapıdan çevrilen yaralılar, borcu ödenemediği için hastanelerde rehin tutulan bebekler ve hijyenden uzak hastane koridorları hafızalardaki tazeliğini koruyor. Başkan Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen sessiz devrimle, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla sağlık sistemi baştan aşağı yenilendi. Ancak geçmişin o karanlık günlerinde yaşanan çaresizlik, bugün gelinen noktanın ne kadar büyük bir başarı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sigortası olmadığı için tedavi olamayan hastalar, randevu alabilmek için geceden hastane kapılarında bekleyen vatandaşlar, borçları nedeniyle hastanelerde rehin tutulan hastalar… Bir dönem Türkiye'de sağlık sistemi adeta çökme noktasına gelmişti.

SİGORTASI YOK DİYE ÖLÜME TERK EDİLDİLER

Eski Türkiye'nin sağlık sisteminde çaresizlik adeta diz boyuydu. Göztepe SSK Hastanesi'nin hemen yanında kaza yapan bir taksi şoförünün yaşadıkları, o dönemin vicdan sızlatan özeti gibiydi.

Yaralı şoförün, sırf sigortası olmadığı gerekçesiyle hastaneye kabul edilmeyerek göz göre göre ölüme terk edilmesi, hafızalara kazınan en büyük skandallardan biri olarak kayıtlara geçti. Sedye bulunamayan acil servislerde hastalar yakınlarının kucağında taşınırken, yatak sırası bekleyenlerin çoğu zaman aynı yatağı paylaşmak zorunda kaldığı zifiri karanlık bir tablo hâkimdi.

Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar... - 1

KANSER HASTALARI BAHÇEDE ŞİFA BEKLİYORDU

Hastanelerin içinde yer bulamayan vatandaşların görüntüsü, o günlerde sıradan bir durum hâline gelmişti. Hastane bahçelerinde, açık havada tedavi edilmeyi bekleyenlerin arasında ağır kanser hastaları bile bulunuyordu.

Steril bir ortamda bulunması gereken bu hastalar, "piknik yapar gibi" bahçelerde, toz toprak içerisinde kaderlerine terk edilmişti. Sağlık personeli sayısının yetersizliği ise durumu daha da vahim hâle getiriyordu. Bir doktora binlerce hastanın düştüğü o dönemde doktor ve hemşireler, hastaların yüzüne dahi bakacak vakit bulamıyordu.

Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar... - 2

TÜYLER ÜRPERTEN İHMALLER: 8 YAŞINDAKİ YUNUS'UN KOLU KESİLDİ

Yanlış tedaviler ve ihmaller, birçok vatandaşın hayatını kararttı. Konya SSK Hastanesi'ne kolu kırıldığı için götürülen 8 yaşındaki Yunus Emre Ekinci, sistemin kurbanı olan çocuklardan sadece biriydi. Yanlış müdahale ve tedavi süreci sonucunda küçücük bir çocuğun kolu kesildi ve hayatı boyunca taşıyacağı bir engel oluştu.

Benzer bir dramı yaşayan bel fıtığı hastası hamal Hasan Demirci, 2001 yılında devlet hastanesine giremediği için acı içinde kıvranmış, çareyi fahiş fiyatlı özel hastanelerde aramak zorunda kalmıştı.

Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar... - 3

İNSANLIK AYIBI: HASTANELERDE REHİN KALAN BEBEKLER

O dönemin en utanç verici olaylarından biri de "rehin hasta" uygulamasıydı. Adana'da dünyaya gelen 1 aylık Murat Can, ailesi 1 milyarlık hastane faturasını ödeyemediği için günlerce hastanede rehin tutuldu.

Benzer şekilde Durmaz ailesinin isimsiz bebeği de 300 milyon liralık yoğun bakım faturası ödenemediği için annesinden koparıldı. Anne Naime Durmaz, adını dahi koyamadığı bebeğinin doktorların kucağında çekilmiş fotoğrafıyla avunmaya çalıştığını anlattı.

Baba Mehmet Durmaz ekmek parası için İstanbul'dayken, hastane yetkilileri aileyi bebeklerini terk etmekle suçlayarak paranın ödenmesini şart koştu.

Bir zamanlar Türkiye’de sağlık! İlgisizlik, randevu çilesi, bitmeyen kuyruklar... - 4

SKANDAL BİLİRKİŞİ RAPORU: "TAZMİNAT İÇİN ÖLMELERİ GEREKİYOR"

Kızılay'dan alınan kanın AIDS'li çıkması sonucu hayatları kararan Müzeyyen Işıkgöz ve kızı Rukiye'nin hikâyesi ise sistemin ne kadar acımasız olduğunu ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı ve Kızılay aleyhine açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, adeta bir hukuk skandalına imza attı.

Raporun içeriğini aktaran yetkililer, "Maddi tazminata hükmedilmesi için anne ve kızın henüz ölmemiş olmasının delil yetersizliği olarak görüldüğünü." ifade etti. Yani mevcut değerlendirmeye göre maddi tazminat alabilmek için bu iki insanın cenazesinin ortada olması gerekiyordu.

Yaşadıkları büyük acıya rağmen anne ve kızın hayatta olmaları, alacakları tazminat miktarının yalnızca kan parası olan 1 milyon 990 bin lira ile sınırlı kalmasına neden oldu.

Başkan Erdoğan'ın liderliğinde gerçekleştirilen sessiz devrimle, "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturuyla sağlık sistemi baştan aşağı yenilendi. A Haber'in hazırladığı "Bir Zamanlar Türkiye" belgeseliyle, o dönemin sağlık sistemindeki çarpıcı tablo mercek altına alındı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin