Ateş hattında 47 gün: A Haber ekibi İsrail'de neler yaşadı?

A Haber ekibi, İsrail ve Lübnan sınırında geçirdikleri 47 günün bilinmeyenlerini anlattı. Roketlerin yanı başlarına düştüğü anlardan gözaltı süreçlerine kadar yaşadıkları tehlikeleri paylaşan ekip, savaşın ortasında habercilik refleksiyle hareket ettiklerini vurguladı. Türk gazetecilere yönelik baskıya da dikkat çeken ekip, sahadaki zorlu koşulları gözler önüne serdi.
A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve kameraman Niyazi Kurt, bölgedeki sıcak çatışmaların tam ortasından, İsrail ve Lübnan sınırından Türkiye'ye döndü. 47 gün boyunca canlarını dişine takarak en çarpıcı görüntüleri ve en özel analizleri A Haber farkıyla ekranlara taşıyan tecrübeli ekip, ayağının tozuyla geldikleri stüdyoda ölümle burun buruna geldikleri o kritik anları, yaşadıkları gözaltı süreçlerini ve sahadaki psikolojik savaşı ilk kez paylaştı.
ÖLÜMLE BURUN BURUNA: ROKETLER BİR ARKA SOKAĞA DÜŞTÜ
Sahada yaşadıkları en tehlikeli anları anlatan Emine Kavasoğlu, "Savaş açısından baktığımızda en çok risk yaşadığımız nokta Nahariya bölgesiydi. Bir anda Lübnan'ın misillemesi başladı ve füzeler çok yakınımıza düştü. Bizi zorla sığınağa aldılar ama biz de ne yapacağımızı bilemedik. Ramat Gan'da yine canlı yayındayken inanılmaz bir patlama oldu ve roket hemen bir arka sokağımıza düştü. İtfaiyeden ve sivil savunmadan önce biz oraya ulaştık" ifadelerini kullandı. O anları kamerasına kaydeden Niyazi Kurt ise dehşetin boyutunu, "Kuzey tarafında, Metula'da patlama sesleri çok yakından gelmeye başlayınca tedirgin oldum. Bir akşam çatıda çekim yaparken füzenin düşüş sesini iki kez çok yakından duyduk. Özellikle küme başlıklı füzeler üzerimize gelmeye başlayınca o an ne olacağını bilemiyorsunuz çünkü füze başlıkları 25-30 parçaya bölünüyor" sözleriyle aktardı.

HABERCİLİK REFLEKSİ KORKUNUN ÖNÜNE GEÇTİ
Savaş bölgesinde çalışmanın psikolojik zorluklarına değinen Emine Kavasoğlu, "O dakikalarda risk altında olduğunuzu düşünmüyorsunuz. Tek amacınız o görüntüyü en iyi ve en sıcak şekilde izleyiciye verebilmek. Biz ne kadar büyük bir risk yaşadığımızı ancak yayın bittikten sonra ailelerimiz veya yöneticilerimiz arayıp 'iyi misiniz?' diye sorduğunda anlıyoruz" şeklinde konuştu. Kameraman Niyazi Kurt ise görev bilincini, "Sosyal medyadan arkadaşlarımız görüp haber veriyorlar 'iyi misiniz' diye. Biz o an hissetmiyoruz çünkü oraya odaklanıyoruz. İzleyici bizden o olayı göstermemizi bekliyor. Önce güvenliğimizi düşünüyoruz ama sonra artık o olayı yaşamak durumunda kalıyoruz ve kendimizi düşünmüyoruz" ifadeleriyle dile getirdi.

İSRAİL'DE TÜRK HABERCİ OLMAK: "ÜÇ KEZ GÖZALTINA ALINDIK"
İsrail makamlarının ve halkının Türk gazetecilere yönelik baskıcı tutumunu anlatan Emine Kavasoğlu, "İlk bir ay çok sıkıntılıydı. İsrail halkında herkesin kanına işlemiş bir ajanlık korkusu var. Yayın yaptığınız anda videolarınız çekilip farklı kanallarda paylaşılıyor. 'Nerelisin?' diye sorduklarında 'Türk'üm' dediğiniz anda her şey bitiyor. Üç kez gözaltına alındık, bir kez nezarette yattık. Gerginliği tırmandırmadan, soğukkanlılıkla görevimizi yapmaya çalıştık" dedi. Niyazi Kurt ise sahadaki zorlukları, "Orada iki göz yetmiyor, her zaman dört göz, beş göz gerekiyor. Emine abla yayın yaparken bir yandan etrafı gözetliyorum çünkü birisi gelip zarar verebilir veya tepki gösterebilir" sözleriyle tamamladı.


