
TÜRK BAYRAĞI VE MİLLİ BİRLİK SİYASETİ
Şubat ayında başlatılan "Bayrak" temalı etkinliklerin, terörsüz Türkiye politikasının bir devamı niteliğinde olduğunu belirten Bakan Tekin, "Çocuklarımız ülkemizde barışı, insan haklarını, demokrasiyi ve hukuk devletini egemen kılacak ve bayrağımızın bize bu alanları sunan bir enstrüman olduğunu anlayacak farkındalık etkinlikleriyle başlasın istedik" açıklamasında bulundu.
RAMAZAN AYI VE DAYANIŞMA RUHU
6 Şubat depremlerinin yıl dönümüyle birleşen Ramazan ayında yardımlaşma ve dayanışma duygusunun pekiştirilmesini hedeflediklerini belirten Tekin, okullara gönderilen genelgenin anayasal dayanaklarına dikkat çekerek, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın anayasadan ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatımızdan aldığı ana görevlerden bir tanesinin bu olduğunu referanslandırarak, gönüllülük üzerine bir Ramazan ayı etkinliği yapılmasını arzu ettik" dedi.
"TALİBANLAŞTIRMA" İTHAMLARINA TOKAT GİBİ CEVAP
Yapılan değerler eğitimine yönelik haksız eleştirilere sert tepki gösteren Bakan Yusuf Tekin, bir grubun bu çalışmaları "Talibanlaştırma" olarak nitelendirmesini eleştirerek, "Ben milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek şeyler yapalım diyorum, onlar 'bunu yaparsanız toplumu Talibanlaştırmış olursunuz' diyorlar. Bu metni aldılar ve asla hak etmediğimiz hakaretamiz ifadelerle bizi, idarecilerimizi ve öğretmenlerimizi zan altında bıraktılar" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde çocukların "bizi biz yapan değerleri" sahiplenmesi için çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurguladı.
eğitim GERÇEK LAİKLİK TANIMI DERSİ
Laiklik kavramının arkasına sığınarak inanç özgürlüğüne saldıranlara yönelik çarpıcı bir tanım yapan Tekin, "Benim bunca yıllık okumalarımdan edindiğim laiklik tanımı; insanların dini inanç ve ibadet hürriyetlerinin güvence altına alındığı siyasal rejimlerdir" ifadelerini kullandı. Bu duruşun aksine, inançlı kesime yönelik baskıcı tutumların çağ dışı olduğunu kaydetti.
"ASIL GERİCİ AZINLIK KENDİLERİDİR"
Okullardaki neşeli atmosferi ve çocukların heyecanını görmezden gelenleri eleştiren Tekin, "Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, okullardaki cıvıl cıvıl çocukları ve bu coşkulu etkinlikleri 'gerici azınlığın provokasyonu' olarak niteleyenler asıl gericilerdir" şeklinde konuştu. Kendilerini sanatçı ve aydın olarak tanımlayan kişilerin bu millete hakaret etme hakkı olmadığını belirtti.
HAKARETLER YARGIYA TAŞINIYOR
Sürecin peşini bırakmayacaklarını ilan eden Tekin "Temsil ettiğim Milli Eğitim camiası, bu etkinliklere gönüllü katılan öğrencilerimiz ve velilerimiz adına, bu ağır hakaretlerin mutlaka bir özür gerektiren suç silsilesi olduğunu düşünerek konuyu yargıya taşıma kararı aldım" sözleriyle hukuki mücadelenin fitilini ateşledi.
Bakan Tekin "Süreci yargıya taşıyacağız." dedi.
ÖZGÜR ÖZEL'İN "HAKARET" SAVUNMASINA TEPKİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Keçiören Belediye Başkanı'na yönelik ifadelerini "kişilik analizi" olarak nitelendirmesine tepki gösteren Bakan Yusuf Tekin, "Anadolu'nun her tarafında herkesin aleni bir biçimde küfür olarak tanımladığı ifadeleri Özgür Özel kişilik analizi diye tanımladı. Benim midem o kadar geniş değil, buradaki şeyleri her açıdan hakaret olarak kabul ediyorum" ifadelerini kullandı. Yapılan çalışmaların "Talibanlaştırma" olarak yaftalanmasına karşı çıkan Tekin, bu tür yaklaşımların kendisi için kabul edilemez olduğunu sözlerine ekledi.
"ANAYASA HER TÜRK VATANDAŞINI KAPSAR"
Anayasa'nın başlangıç kısmına ve temel ilkelerine dikkat çeken Bakan Tekin, "Her Türk vatandaşının milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içerisinde temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri gereğince yararlanması anayasal bir haktır" şeklinde konuştu. Milli değerlerin sadece belirli bir kesime ait olmadığını belirten Tekin, "Ekranda gördüğünüz çocukların ve velilerin hepsi milli kültür ve medeniyet kavramı etrafında bundan gayet doğal bir biçimde eşit olarak faydalanmak durumundadır" sözleriyle milli dayanışma vurgusu yaptı.
"LAİKLİĞİ KENDİ ARZULARINA GÖRE TANIMLIYORLAR"
Muhalefetin laiklik üzerinden yürüttüğü eleştirilere de değinen Bakan Tekin, "Onlar laikliği, dini inançların ve ritüellerin nasıl modernleştirileceğini, nasıl kendi arzu ettikleri formata sokulabileceğini tanımlama yetkisini kendilerinde gördükleri için bunun dışındaki her şeyi laiklik ilkesiyle çelişiyor sayıyorlar" değerlendirmesinde bulundu. Kendi laiklik anlayışının evrensel olduğunu ifade eden Tekin, "Anayasa'nın bana verdiği görev, milli kültürü, milli dayanışmayı, birliğimizi ve beraberliğimizi tanımlayacak işleri yapmayı bizim için zorunlu kılıyor" diyerek kararlılık mesajı verdi.
SAHADAN TAM DESTEK: ÖĞRETMENLER MUTLU
Okullarda yürütülen etkinliklerin gönüllülük esasına dayandığını hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Kimsenin oruç tutup tutmadığına kimse karışmıyor, kimseyi zorunlu olarak bir şeye dahil etmiyoruz. Bu tamamen gönüllülük esasına dayalıdır" dedi. Öğretmenlerden ve toplumun her kesiminden olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Tekin, "Gittiğim okullarda veya sosyal medya üzerinden bize ulaşan öğretmen arkadaşlarımız, bu sevinci ve mutluluğu paylaşan, yapılanların doğru olduğuna dair güzel mesajlar iletiyorlar" ifadelerini kullandı.
Okullardaki etkinliklerin içeriğine ve kapsamına dair bilgiler paylaşan Milli Eğitim Bakanı, "Yazın ekinde örnekler var, her okul düzeyine göre okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise için etkinlik örnekleri mevcut. Bu çerçevede yapılacak ama asıl genelgemizde tamamen hepsinin gönüllülük esasına göre olduğu yazıyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklamayla birlikte, etkinliklerin bir zorunluluk değil, isteğe bağlı bir değerler eğitimi çalışması olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu.
SADECE RAMAZAN DEĞIL, MİLLİ DEĞERLER SİLSİLESİ
Etkinliklerin sadece Ramazan ayı ile sınırlı olmadığını, geniş bir değerler eğitiminin parçası olduğunu belirten Bakan, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın ana görevlerinden bir tanesi, içinde yaşadığımız toplumun temel değerlerini çocuklarımızın kabul etmesi. O yüzden 2023 yazında yaptığımız şeyden başladım, Çanakkale'den Gazze'ye vatan savunması temasından bahsettik. Orman, ağaç sevgisi, doğa sevgisi veya bayrak etkinliğinden bahsettik. Bizim yapmak istediğimiz şey toplumsal barış, milli birlik ve beraberliktir" sözleriyle yürütülen projelerin vizyonunu aktardı.
SENDİKALARIN BOYKOT ÇAĞRISINA SERT CEVAP
Programda söz alan Murat Özer, "Türk milleti adına gerçekten yüzünüz ak çıktı bu genelgeyle, bir veli olarak teşekkür ediyorum" diyerek bazı sendikaların öğretmenlere "uygulamayın" talimatı verdiğini hatırlattı. Bu duruma tepki gösteren Bakan, sendikaların otoriter tavırlarını eleştirerek, "Bu tür genellemeleri yapanların tavrını fazla otoriter buluyorum. Geçen yıl bir sendika toplumsal cinsiyet anlatmak üzere üyelerine talimat verdi, Türkiye genelinde sadece 8 öğretmen katıldı. Sendikanın üye sayısı ise on binlerle ifade ediliyor" şeklinde konuştu.
ÖĞRETMENLERİMİZ SAĞDUYULUDUR
Öğretmenlerin genelgenin amacını çok iyi anladığını belirten Bakan, "Öğretmen arkadaşlarımız genelgemizi okudular, ne murat ettiğimizi gördüler. Böyle tepeden inmeci bir tavrı ben görmedim, sendikanın protesto etmesine de gerek yok, istemeyen öğretmenimiz katılmayacak. Bana ulaşan böyle bir olumsuz bilgi yok" ifadelerini kullanarak, eğitim camiasının bu değerleri sahiplendiğini vurguladı.
"KENDİ ZİHİNLERİNDEKİ TANIMLA ÖRTÜŞMEDİĞİ İÇİN RAHATSIZLAR"
Yeni müfredatın uygulanmaya başlamasıyla birlikte yükselen seslerin ideolojik bir temeli olduğunu belirten Bakan Yusuf Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ndeki tanımlamalar ve anlatılar, kendi zihinlerindeki laiklik ilkesiyle örtüşmediği için rahatsız oldular" ifadelerini kullandı. Eleştirilerin odağındaki isim, müfredatın özgürlükçü yapısının belirli çevrelerde yankı uyandırdığını dile getirdi.
"1930'LU YILLARIN TOTALİTER ANLAYIŞI"
Kendi laiklik tanımı ile eleştirenlerin bakış açısı arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyan Bakan Tekin, "Onların laiklik tanımıyla benimki arasında fark var. Ben özgürlük üzerinden bakıyorum, onlar totaliter bir perspektifle daha farklı bir 'laikçilik' tanımlaması içindeler" sözleriyle aktardı. Bu kesimlerin yaklaşımını geçmişe benzeten Tekin, "Onların tanımlaması 1930'lu yıllardaki laiklik anlayışıyla benzer bir anlayış, ben öyle bakmıyorum" şeklinde konuştu.
İNSAN HAKLARI VE İNANÇ HÜRRİYETİ VURGUSU
Müfredatın içeriğinde inanç özgürlüğünün temel bir değer olarak yer aldığını hatırlatan Bakan Tekin, "Bizim müfredatımızda insan hakları merkezli, dini inanç ve ibadetlerin güvence altına alınması merkezli bir tanım var" açıklamasında bulundu. Bakan, yeni eğitim modelinin toplumsal barışa hizmet ettiğini vurguladı.
GELECEK NESİLLER HOŞGÖRÜYLE YETİŞİYOR
Eğitim sisteminin çocuklar üzerindeki etkisine değinen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Müfredatımızda çocuklarımızın; arkadaşının, komşusunun dini inanç ve ibadet hürriyetine saygı göstermesi anlamında bu hoşgörü ve laiklik tanımı mevcut" ifadelerini kullandı. Tekin, okullarda öğretilen bu değerlerin, eleştirilenin aksine toplumsal bir ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.
75 BİN OKULDA TİTİZ DENETİM SÜRECİ
Okullardaki denetim mekanizmasının işleyişine dair önemli bilgiler paylaşan Bakan Yusuf Tekin, "Yaklaşık 75 bin civarında okulumuz Milli Eğitim Bakanlığımızın teftiş birimi tarafından sürekli rutin denetime tabi tutulur. Ayrıca şikâyet üzerine de denetimler yapılır." ifadelerini kullandı.
Denetimlerin kapsamının oldukça geniş olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Bu denetimlerde okullardaki fiziki koşullardan ücret politikasına kadar, özellikle özel okullarda; kamu okullarında ise akla gelebilecek her türlü hukuka aykırı durum ya da bireysel şikâyet, Bakanlığımızın Teftiş Kurulu tarafından hassasiyetle ve ciddiyetle takip edilir." dedi.
MÜFREDAT OYUNUNA GEÇİT YOK
Bazı özel okulların müfredat dışına çıkarak öğrencileri yalnızca sınav odaklı bir sisteme yönlendirmesine tepki gösteren Bakan Tekin, "Bazı derslerde müfredattaki tanımlamaların dışına çıkılıp sınavlara hazırlık adı altında farklı uygulamalara gidildiğini görüyoruz. Örneğin beden eğitimi dersinin yerine ilave matematik dersi koyulabiliyor. Oysa programlarımız pedagoglar tarafından çocuklarımızın yaş grubuna uygun; akademik, sosyal, sanatsal ve sportif gelişimlerini destekleyecek şekilde hazırlanmıştır." açıklamasında bulundu.
ÖĞRENCİLERİN PSİKOLOJİSİ ÖNCELİĞİMİZ
Şikâyetler üzerine yapılan denetimlerde pedagojik hassasiyet gösterildiğini belirten Bakan Tekin, "17 Ocak'ta bize ulaşan bir şikâyet üzerine müfettişlerimiz gerekli incelemeyi yaptı. Bu süreçte öğrencilerimizin psikolojik olarak etkilenmemesi için rehberlik servisleri devreye girer ve denetimler bu hassasiyet gözetilerek yürütülür." ifadelerini kullandı.
"BU YAKLAŞIM EKREM İMAMOĞLU MANTIĞI"
Bakanlığın denetim yetkisine yönelik eleştirilere de yanıt veren Bakan Tekin, süreci geçmişteki kreş tartışmalarına benzeterek şunları söyledi:
"Bir eğitim kurumu açılıyorsa, bu okul öncesi bir kurumsa bizden ruhsat almalı; bakım hizmetiyse Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan izin almalı. Denetim yetkisi devletin doğal hakkıdır. Bu süreci farklı yorumlamak doğru değil."
Denetimlerin hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Tekin, muhalefetin ve bazı medya organlarının eleştirilerine de tepki gösterdi.
ADINI KOYMAYALIM, ÖZGÜRLÜKLERİ KONUŞALIM"
Tartışmanın odağında kavramların ardına sığınılarak yapılan hak ihlalleri yer alırken, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Gelin adını koymayalım, özgürlükler üzerinden konuşalım, sonra isimlendiririz. Şurada uzlaşmamız lazım; insanların dini inanç ve ibadet hürriyeti, temel hak ve hürriyetlerin bir parçası mıdır, değil midir?" ifadelerini kullandı. İnançlı bir insanın inancını tanımlama yetkisinin, o din hakkında bilgisi olmayan kişilerde olamayacağını belirten Bakan Tekin, "Bir kişinin inancını tanımlama yetkisi, o dine inanmayan, o din hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılabilir mi? Yapıldığı zaman bu bir özgürlük müdür?" sözleriyle mevcut vesayetçi anlayışı sorguladı.
CHP'NİN "411 EL" KAOSUNA VERDİĞİ DESTEK HATIRLATILDI
2008 yılında AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yaptığı değişiklikle üniversitelerde eğitim hakkının önündeki kılık-kıyafet engelini kaldırdığını hatırlatan Bakan Tekin, CHP'nin bu özgürlük hamlesini Anayasa Mahkemesi'ne taşıyarak süreci nasıl tıkadığını anlattı. Tekin, "Hepimiz şunu biliyoruz; anayasada biçim açısından değişiklikler mahkemeye taşınabilir ama içerik olarak taşınamaz. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, bunu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı ve malum '411 El Kaosa Kalktı' manşetleriyle bu süreç yaşandı" dedi.
"BAŞÖRTÜSÜ HUZURU BOZAR" DİYEN DEMODE ZİHNİYET
CHP'nin o dönemdeki iptal başvurusundaki çarpıcı ifadelere dikkat çeken Milli Eğitim Bakanı, ana muhalefetin inanç hürriyetine bakışını, "Orada dini inanç ve ibadet hürriyetini nasıl tanımladıkları her şeyi açıklıyor. Mesela diyorlar ki; başörtüsüne hürriyet getirmek toplumun huzurunu bozar" ifadeleriyle aktardı. Bu bakış açısının temel bir problem olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Problem, özgürlüklerin sınırını ve tanımını yapma yetkisini kendilerinde görmelerinden kaynaklanıyor. Neyin modern, neyin ilerici veya gerici olduğuna karar verme yetkisini kendilerinde buluyorlar. Bu asla kabul edilebilir bir yaklaşım değil, aksine çok demode bir yaklaşımdır" diyerek sözlerini noktaladı.
ÖĞRETMEN ATAMASI OLACAK MI?
Temmuz ayında kaç öğretmen ataması yapacağımızı açıklayacağız.
Eğitim gündeminin sıcak başlıklarının ele alınacağı programda, kamuoyunda tartışma yaratan 168 imzalı laiklik bildirisi, okullarda düzenlenen Ramazan etkinlikleri ve son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nın attığı adımlar masaya yatırılacak.
Bu akşamki programda yapılacak açıklamaların, eğitim alanındaki tartışmalara yeni bir boyut kazandırması ve kamuoyundaki soru işaretlerine açıklık getirmesi bekleniyor. Eğitim camiası ve veliler, Bakan Tekin'in vereceği mesajlara odaklanmış durumda.