Çocukluk masumiyeti suçla kırılıyor: Suç işleme yaşı neden düştü?
Çocuklarda suç işleme yaşının giderek düşmesi toplumda alarm zillerini çaldı. Son olarak 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülmesi, aile içi denetimsizlikten dijital dünyanın kontrolsüzlüğüne kadar pek çok sorunu yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, erken yaşta suça sürüklenmenin önüne geçilmesi için aile, okul ve devletin eş zamanlı ve kararlı adımlar atması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Suç artık sadece yetişkinlerin dünyasıyla sınırlı değil; şiddet, gasp ve hatta cinayet gibi ağır suçlar çocuk yaşlara kadar inmiş durumda. 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın, kendisinden küçük 15 yaşındaki bir çocuk tarafından hayattan koparılması, toplumda derin bir endişe yarattı.
Uzmanlar A Haber ekranlarında; ilgisizlik, denetimsizlik ve sınır eksikliğinin çocukları suça iten en tehlikeli zemin olduğunu belirtirken, aile içi iletişimden dijital dünyanın kontrolüne kadar pek çok alanda radikal adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
(foto: ahaber.com.tr)
HUKUKİ ÇERÇEVE VE "SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK" KAVRAMI
Suç işleme yaşındaki düşüş, hukuki düzenlemeleri ve ceza indirimlerini de tekrar gündeme getirdi. Türk Ceza Kanunu'nun çocuklara yönelik yaklaşımını değerlendiren Avukat Aydoğan Ahıkan, "Türk Ceza Kanunu'nda suça sürüklenen çocuklar açısından 15 ile 18 yaş arasındaki çocukların özellikle işlemiş oldukları suçlardan dolayı 1/3 oranında bir ceza indirimi söz konusu" ifadelerini kullandı. Toplumda "suça sürüklenen çocuk" teriminin yanlış anlaşılabileceğine dikkat çeken Klinik psikolog Mehmet Büyükçorak, "Bir terim üretilmiş durumda, 'suça sürüklenen çocuklar' diye ve bunun altına birçok şey süpürülüyor. Bundan kaçınmakta fayda olduğunu düşünüyorum, çünkü suça sürüklenmeyen aynı yaştaki çocukların ve ailelerin günahı ne?" sözleriyle bu nitelemenin yarattığı algıya dikkat çekti.
(foto: ahaber.com.tr)
AİLE İÇİ DENETİMSİZLİK VE SOKAĞIN KONTROLSÜZ ETKİSİ
Uzmanlara göre çocukların suça eğilimi bir anda oluşmuyor; aksine aile içindeki ilgisizlik ve denetim eksikliği bu süreci tetikliyor. Çocukların yaşam alanlarının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Avukat , "Aileler çocuklarını bireysel olarak bir hayata katmaya çalışıyor ama çocuğunun odasına bakacaksın; bıçak var mı, uyuşturucu var mı, sigara içiyor mu? En azından telefonlarını açıp kontrol edebilirler" şeklinde konuştu. Sokaktaki şiddet kültürünün ve "sert erkek" imajının çocukları suça ittiğini vurgulayan Klinik psikolog Mehmet Büyükçorak, "Toplum içerisinde 'erkeksen sertsin, sana yan bakamazlar, onurunu korumak için sana söz söyleyeni baskılaman gerekir' gibi bir yapı var. Sürecin çözülmesi için ailelerin iletişimi artırması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
(foto: ahaber.com.tr)
DİJİTAL DÜNYA VE SOSYAL MEDYA TEHLİKESİ
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte suçun mahiyeti de dijital mecralara kaydı. Çocukların artık sokaktaki yardımlaşma duygusundan uzaklaştığını söyleyen Avukat Aydoğan Ahıkan, "Sokağın yerini artık teknoloji tabanlı alanlar; sosyal medya, sanal bahis ya da oyun siteleri aldı. Orada şiddet için birtakım kişiler kendilerine eleman da buluyorlar" diyerek tehlikenin boyutunu aktardı. Sosyal medya kullanım yaşına yönelik kesin bir çözüm önerisinde bulunan uzman isim, "Sosyal medya mecralarına giriş yaşının mutlaka 15 yaşa sabitlenmesi, 15 yaş altının engellenmesi lazım. Ayrıca sosyal medya şirketlerinin sıkı filtreler ve denetimler uygulaması şart" sözleriyle dijital dünyadaki başıboşluğa dikkat çekti.
