Suriye'de terör temizliği! Süveyda'dan Halep'e ne planlanıyor?
Suriye hükümetinin 3 Ocak’ta YPG’ye karşı başlattığı kapsamlı operasyonlarda önemli başarılar elde edildi; terör örgütünün direnci kırılarak birçok bölgede kontrol sağlandı. Peki, Halep’te terör operasyonuna giden süreç nasıl başladı, kentin stratejik önemi neydi? Terörden arındırılan bölgelerde neler yaşanıyor, Suriye’de yeni dönemde hangi planlar hayata geçiriliyor? A Haber editörü Kübra Urhan, hazırladığı dosya haberde bu süreci tüm yönleriyle mercek altına aldı.
Suriye ordusunun Halep operasyonuna giden süreç, diplomatik temaslarla şekillendi. Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart mutabakatında belirlenen sürenin dolmasına rağmen görüşmelerin devam ettirilmesine karar verildi.
Bu kapsamda 4 Ocak'ta taraflar yeniden bir araya geldi. Ancak SDG, Şam yönetiminin kabul edemeyeceği taleplerle masaya oturdu. Örgüt; silahlı yapısının korunmasını, şehir merkezlerinde özerk güvenlik mekanizmaları kurulmasını, fiili kontrolün sürmesini ve komuta akademilerinde kadro talep etti.
Dış politika uzmanı Yeliz Albayrak
Dış politika uzmanı Yeliz Albayrak, sahadaki gelişmelerin arka planında İsrail'in belirgin bir etkisi olduğuna dikkat çekerek, "İsrail'in burada hem ideolojik düzeyde hem de diğer grupları cesaretlendirmeye yönelik sürdürülen ciddi bir desteği var. Bu sürecin devam etmesini istiyorlar. Son dönemde yaşanan saldırı ve çatışmaları SDG açık şekilde üstlenmedi. Aksine, 10 Mart mutabakatına sadık kaldıklarını dile getirdiler. Bir yandan kendi tabanlarına 'direniş sürüyor' mesajı verirken, diğer yandan merkezi yönetime mutabakata uydukları izlenimini vermeye çalışıyorlar. Aslında iki taraflı bir oyun oynanıyor" değerlendirmesinde bulundu.
SDG elebaşı Mazlum Abdi'nin uzlaşmadan yana olduğu yönünde değerlendirmeler yapılırken, arkasına İsrail desteğini alan ve başını Fehman Hüseyin'in çektiği silahlı kanadın ise terör eylemlerini sürdürme konusunda ısrarcı olduğu belirtildi.
Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar
Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, YPG/SDG içindeki görüş ayrılıklarına dikkat çekerek, Kandil grubu ile SDG yönetimi arasında temel bir strateji ayrışması yaşandığını belirtti. Olçar, Kandil çizgisinin silahlı mücadeleyi sürdürmekten yana olduğunu, SDG'nin başındaki Mazlum Abdi'nin ise taleplerini koruyarak daha çok uzlaşı ve normalleşme arayışında bulunduğunu ifade etti.
Abdi'nin; toprak özerkliği, enerji kaynaklarından pay alma, Türkiye sınırı boyunca otonom alanlar oluşturma, bazı karakolların devri ve yapıyı bozmadan Suriye Milli Ordusu içinde kalma gibi hedefleri bulunduğunu vurgulayan Olçar, "YPG/SDG içinde tek ve yekpare bir görüş yok. Silahlı saldırıların sürmesini isteyen bir fraksiyon olduğu gibi, 10 Mart mutabakatını daha normalleşmiş bir zemin olarak görüp buna uyulmasını savunan bir kesim de var. Bunun yanında hâlâ net bir pozisyon almamış, kararsız gruplar da bulunuyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bu aşamada YPG'nin yerel bir yapı ya da yalnızca Suriye içi bir aktör olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı vurgulanıyor. Sahadaki kararların tek bir merkezden alındığına dikkat çekilirken, bu merkezin Suriye sınırları dışında olduğu ifade ediliyor.
Şam yönetiminin elindeki veriler ve sahadaki bulgular, YPG'nin komuta zincirinin Kandil'e uzandığını ortaya koyuyor. Bu tespit, artık yalnızca Türkiye tarafından değil, Suriye devleti tarafından da açık şekilde dile getiriliyor.
Şam yönetiminin talepleri netti: Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinin boşaltılması. Ancak YPG, bu iki bölgeden çekilmek bir yana, militan sevkiyatını artırdı, mahalleleri mühimmatla tahkim etmeyi sürdürdü. Bununla da yetinilmedi; 4 Ocak'ta yapılması planlanan görüşmelerden yalnızca bir gün önce Suriye güvenlik güçlerine yönelik saldırı gerçekleştirildi. Bu gelişme, Şam açısından bardağı taşıran son damla oldu ve operasyon için düğmeye basıldı.
Suriye ordusu, ülkenin en büyük ve en stratejik kenti olan Halep'te uzun süredir YPG kontrolünde bulunan Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine girdi. Terör örgütünün konuşlandığı noktalar tek tek hedef alındı. Operasyon, sadece askeri bir hamle olarak değil, aynı zamanda 2016'nın soğuk günlerinde Halep'te yarım kalan bir hesabın kapanması olarak da değerlendiriliyor.
O dönemde Doğu Halep'te rejim güçlerinin Rus hava desteği ve İran destekli unsurlarla ilerleyişi sürerken, kuşatmanın tamamlanması için kritik öneme sahip Castello yolunun kesilmesi gündeme gelmişti. Bu hattın kapanması, kenti yalnızca coğrafi olarak değil, insani açıdan da tam anlamıyla bir kıskaca alacaktı.


