DEAŞ'ın Türkiye'deki katliamları
Önce Irak'ta yapılandılar, sonra otorite boşluğundaki Suriye'ye sızdılar, 11 Eylül sonrası ABD'nin Ortadoğu'daki yeni politikasından faydalanarak dünyanın pek çok yerinden savaşçı topladılar. Silahlandılar, organize eylemlerle tüm ülkelerin güvenlik politikalarında değişime neden oldular, DEAŞ Terör Örgütü, Türkiye'de de birçok kanlı saldırı yaptı. Bir çoğu da güvenlik güçleri sayesinde önlendi. Ancak DEAŞ küresel tehdit olmayı hala sürdürüyor. İşte İslamiyet'i kullanarak eleman toplayan bu terör örgütünün Türkiye'de yaptığı katliamlar...
A HABER - Yıl 2003... Amerika Birleşik Devletleri 11 Eylül saldırılarıyla sarsıldı. Bir daha da hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Özellikle de Ortadoğu'da. Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush Irak'ın işgaline karar verdi.
"Irak'ı özgürleştirme operasyonu" adı altında yapılan o işgal kanlı bir dönemin de başlangıcı oldu.
O işgalin sonrasında Irak özgürleşmedi.
Aksine yüz binlerce insan öldü ve hiç bitmeyen bir kaos başladı.
Ülke terör sarmalına girdi. O terör sarmalının başını çeken örgüt ise DEAŞ oldu.
Yani açık adıyla Devlet'ül Irak ve'ş Şam yani DEAŞ.
DEAŞ dünyanın birçok yerinden militan topladı.
Büyüdükçe vahşeti de büyüttü.
Genç, yaşlı, kadın erkek, çoluk çocuk demeden katliam yaptı.
Ele geçirdiği coğrafyada İslam ile bağdaşmayan kanlı bir dönem başlattı.
Sadece Irak'ta değil Suriye'ye de bazı bölgeleri kontrolü altına aldı.
Büyük bir korku saldı.
Gün geçtikçe vahşileşti DEAŞ.
Sadece Irak ve Suriye'nin dışında da eylemler yapmaya başladı.
Batı'da ve Türkiye'de terör saldırıları düzenledi.
DEAŞ terörüyle en etkin mücadeleyi yürüten Türkiye bu yüzden öncelikli hedeflerden biri oldu.
O saldırılardan ilki Reyhanlı'da gerçekleşti.

REYHANLI'YA BOMBALI SALDIRI!
Tarihler 11 Mayıs 2013'ü gösteriyordu...
Güneşli bir cumartesi günüydü...
Öğle saatleriydi.
Hatay Reyhanlı'da halk yaza hazırlanılan bir hafta sonunu şehir meydanında, parklarda, çay bahçelerinde, çarşıda geçiriyordu.
Hayat normal akışında akıp gidiyordu. Ta ki saatler 13.37'yi gösterene kadar... Çünkü tam o vakitte belediye binası önünde bir patlama meydana geldi.
Bombalı araçtı patlayan... Halk ne olduğunu anlamadan sağa sola kaçışırken 13.40'ta yani 3 dakika sonra bu kez postane binasının önünde bir patlama oldu.
Yaklaşık 2 kilometrelik alan can pazarına döndü.
Alevler ve dumanlar arasından imdat ve çığlık sesleri yükseldi.
Hafta tatili olması nedeniyle izinli sağlık ve güvenlik personeli görev başına çağrıldı.
Çevre il ve ilçelerden Reyhanlı'ya birbiri ardına ambulanslar sevk edildi.
Vahşi saldırıda 52 kişi öldü.. 146 kişi ise yaralandı..
Saldırının şoku atlatılmaya çalışılırken bir provokasyon sahneye konuldu.
Provokatörler bölgedeki Suriyelileri hedef aldı.
Ancak milletin sağduyusu ve alınan tedbirler provokasyonun büyümesini önledi..
Türkiye DEAŞ dehşetiyle ilk kez Reyhanlı saldırısıyla tanıştı.
DEAŞ'ın Türkiye'deki katliamı belki de cumhuriyet tarihinin en büyük saldırılarından biri oldu.
Olaydan 4 yıl sonra ise çarpıcı bir bilgi ortaya çıktı.
MİT TIR'larını durduran ve FETÖ'nün şifreli haberleşme ağı "ByLock"u kullandığı tespit edilen eski Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman hakkındaki rapordaydı bu bilgi...
Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın hazırladığı raporda Şişman'ın Reyhanlı saldırısını düzenleyen teröristlerin yakalanmasını engellediği belirtiliyordu.
Raporda, MİT TIR'ları davasının tutuklu eski savcısı Şişman'ın, Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki terör saldırısını haber almasına rağmen operasyona izin vermediği tespitine yer veriliyordu.
Şişman'ın MİT'i suçlamak için saldırıya göz yumduğu ileri sürülüyordu.
Yani 52 kişinin hunharca katledildiği Reyhanlı saldırısının yapılabilmesi için Fetullahçı Terör Örgütü DEAŞ'la iş birliği yapmıştı...

NİĞDE'DE DEAŞ'LILARLA ÇATIŞMA
Tarih: 20 Mart 2014...
Yer: Niğde Ulukışla
İsviçre vatandaşı Çendrim Ramadani, Almanya vatandaşı Benyamin Xu ve Makedonya vatandaşı Muhammed Zakiri, yol çevirmesi sırasında jandarmaya uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Saldırıda jandarma astsubay Adil Kozanoğlu ve polis memuru Adem Çoban şehit oldu. Kamyon sürücüsü Turan Yaşar hayatını kaybetti, 7 asker ve yolcu otobüsündeki 1 kişi de yaralandı. Saldırganların DEAŞ ile bağlantılı olduğu tespit edildi.
Böylece DEAŞ ikinci kez Türkiye topraklarında saldırı gerçekleştirmiş oldu.

MUSUL KONSOLOSLUĞU BASKINI!
11 Haziran 2014...
Bu kez DEAŞ'ın hedefinde Türkiye'nin Musul konsolosluğu vardı.
900'den fazla teröristle düzenlenen baskında, başkonsolos Öztürk Yılmaz'ın da aralarında bulunduğu 49 konsolosluk personeli ve aileleri, konsolosluk binasından çıkarılarak şehrin başka bölgesine götürüldü.
Konsolosluğa girmeye çalışan teröristler, güvenlik personelinin kapıları açmaması üzerine bombalı saldırı tehdidinde bulundu. Bunun üzerine konsolosluk görevlileri kapıyı açmak zorunda kaldı. DEAŞ, binadaki mühimmatı yağmaladı, Türk bayrağını indirdi.
O dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan 11 Temmuz'da terör örgütüne "Rehineleri artık bırakın" çağrısı yaptı.
Rehin alınan 49 konsolosluk çalışanı 101 gün sonra mit dış operasyonlar daire başkanlığınca tamamen "yerli bir operasyon"la kurtarıldı. DEAŞ tarafından 8 kez yer değiştirtilen rehineler MİT elemanları hem de uydu üzerinden adım adım takip edildi.
MİT, Musul'daki rehin alınma olayının ardından DEAŞ'ın bölgede daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek, bir strateji geliştirdi ve bu çerçevede sonuca ulaştı.

SULTANAHMET'TE BOMBALI SALDIRI!
2015'in 6. günü... Takvim yaprakları 6 Ocak'ı gösteriyordu.
Mesai çıkış saatinde 17.20 civarı İstanbul'un turistik merkezi Sultanahmet'te turizm şube müdürlüğüne bir kadın girdi ve İngilizce 'cüzdanımı kaybettim' dedi. Polisler cevap bile veremeden üzerindeki bombayı patlattı.
Kadın terörist paramparça oldu. Olayda ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan polis memuru Kenan Kumaş tüm çabalara rağmen şehit oldu. Saldırıda bir polis de yaralandı.
Saldırıyla ilgili düzenlenen iddianamede çarpıcı bilgilere yer verildi.
Saldırıyla Türkiye'de mezhep çatışması oluşturulmak istendiği belirtildi.
Kadın terörist Diana Ramazanova'nın İstanbul'da özellikle Şii Camii arayışında olduğuna dikkat çekildi.
DEAŞ Terör Örgütünün bu saldırıyla Sünni-Şii çatışması oluşturmak istediği ileri sürüldü.
İddianamede kadın teröristin WhatsApp yazışmasında kocası olarak belirttiği Abu Aluevitsj Edelbijev'nın çatışmalarda öldürülmesi üzerine Türkiye'ye illegal yollardan giriş yaptığı ifade edildi.
WhatsApp görüşmelerinden eşinin ölümünden sonra intihar eylemi yapma arayışları içinde olduğu belirtilen iddianamede, ölen kocasının Suriye'de iken kendisine 3 el bombası verdiğini WhatsApp yazışmalarında belirttiği kaydedildi.
Canlı bombanın eşinin DEAŞ Terör Örgütü saflarında öldürüldüğü de iddianamede belirtildi.

HDP DİYARBAKIR MİTİNGİNDE ÇİFTE PATLAMA
Ve 5 Haziran 2015...
Diyarbakır İstasyon Meydanı... Yüzlerce HDP'li 40 dereceyi bulan sıcağın altında mitingi takip ediyordu. Saat 17.50'yi gösteriyordu.. HDP Diyarbakır Milletvekili Adayı Nursel Aydoğan konuşmasını bitirdiği an platformdan 60 metre uzaklıkta çöp kutusunda patlama meydana geldi.
Vatandaşların paniğe sürüklenmemesi için patlamanın trafodan kaynaklandığı anons edildi. 5 dakika geçmemişti ki bu kez miting alanının yanındaki trafonun önünde kulakları sağır eden bir patlama daha oldu.
Ortalık bir anda can pazarına döndü. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Terör saldırısında 4 kişi hayatını kaybetti, 402 kişi yaralandı.
Soruşturmada bombayı patlatan DEAŞ'lı Orhan Gönder'in, bombayı koyduğu seyyar satıcı tezgahının yanında olduğunu gösteren görüntüler ortaya çıktı.
Dava dosyasına giren görüntülerde DEAŞ Terör Örgütü üyesi Gönder'in patlama olmadan önce bombayı koyduğu seyyar satıcı tezgahının yanında olduğu ve yanındaki bir kişi ile sohbet ettiği görülüyor.
Güvenlik gerekçesiyle Ankara'da görülen davada tutuklu yargılanması süren Gönder, verdiği ifadesinde söz konusu kişiyi tanımadığını yolda karşılaşıp sohbet ettiğini söyledi.
Ancak daha önce yayınlanan görüntülerde ise Gönder'in konuştuğu kişinin, birlikte miting alanına girdiği kişilerden biri olduğu belirtildi.

SURUÇ'TA CANLI BOMBA SALDIRISI
2015'yılında terörün adresi bu kez Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi oldu.
Takvim yaprakları 20 Temmuz'u gösteriyordu.
Öğlen güneşiyle yanıyordu Suruç...
Amara Kültür Merkezi önündeki bahçede basın açıklaması yapılıyordu.
DEAŞ'ın gönderdiği 20 yaşındaki Şeyh Abdurrahman Alagöz adlı canlı bomba basın açıklaması yapan 300 kişilik grubun içerisine daldı.
Sırt çantasındaki bombayı patlattı..
Saldırıda 34 kişi öldü, 100'den fazla kişi yaralandı.
Canlı bomba Alagöz'ün ağabeyi ile birlikte "terör nitelikli kayıp" olarak kaydının olduğu belirlendi.
6 aydır kayıptı.. Babası 2 ay önce il emniyet müdürlüğüne iki oğlu için ihbarda bulunmuştu..
Failin abisi Yunus Emre Alagöz'ün yakalanması için emniyet güçleri 'teyakkuzdaydı..
Ve üç ay sonra bu kez abi Alagöz canlı bomba olarak sahneye çıktı. 10 Ekim'de Ankara'da gerçekleşen ve 100 kişinin ölümüne yol açan bir başka intihar saldırısını gerçekleştirdi.

ANKARA TREN GARINDA PATLAMA
Türkiye 10 Ekim 2015 sabahı tarihinin en kanlı terör saldırılarından biriyle sarsıldı.
O gün siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları çağrısıyla ülkenin dört bir yanından gelen binlerce kişi 'Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi' için Altındağ'daki Ankara tren garı önünde toplanmış, Sıhhiye Meydanı'na çıkmaya hazırlanıyordu.
Sabah saat 10.04 civarı kalabalık sadece 3 saniye arayla 2 bombayla sağa sola kaçışmaya başladı.
Ankara'nın her gün üzerinde binlerce kişinin geçtiği o meydanı kana bulandı.
Gökyüzüne yoğun bir duman kitlesi ve haykırışlar yükseldi...
Saldırı sonrası ortaya çıkan tablo ağırdı: 102 ölü, 391 yaralı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıyı lanetleyerek herkesi sorumlu davranmaya, dikkatli hareket etmeye, terörün yanında değil karşısında yer almaya çağırdı. Saldırı nedeniyle 3 günlük ulusal yas ilan edildi.
Yapılan soruşturmanın neticesinde saldırıyı DEAŞ üyesi Yunus Emre Alagöz ile Suriye uyruklu bir teröristin gerçekleştirdiği tespit edildi. Yunus Emre Alagöz, 3 ay önce Suruç katliamını gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün ağabeyiydi.
ANKARA GARI SALDIRISI-FETÖ BAĞLANTISI
Aradan geçen bir yılda ise Ankara katliamıyla ilgili çarpıcı bir detay su yüzüne çıktı.
15 Temmuz soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerden bazıları etkin pişmanlık yasasından faydalanmak için itirafçı olmayı tercih etti.
İzmir'de gözaltındaki 'Merve' kod adlı FETÖ itirafçısının iddiası ise Ankara'daki terör saldırısının FETÖ ilişkisine yönelikti.
İtirafta bulunan kadın, Ankara gar saldırısından bir gün önce haberlerinin olduğunu iddia etti. Cep telefonunda yüklü olan ByLock programına örgüt yöneticilerinden gelen mesajla uyarıldıklarını anlatan kadın, "Ankara garı önünde düzenlenen terör saldırısından bir gün önce ByLock programı üzerinden 'yarın terör saldırısı olacak. Sakın sokağa çıkmayın. Yakınlarınıza, akrabalarınızı ve arkadaşlarınızı da uyarın' şeklinde bilgi geldi. Ben de Ankara'da tanıdığım insanlara, yakınlarıma ve arkadaşlarıma haber verdim. Ben de o gün hiç dışarı çıkmadım. Ertesi gün Ankara garı önünde terör saldırısı olduğunu televizyondan öğrendim. Onlarca insanın hayatını kaybettiğini görünce çok üzüldüm" dedi.
Hayatını kaybedenlerden geriye ise hikayeler kaldı...
Örneğin katliamın en küçük kurbanı: Veysel gibi...
Örneğin sadece 1 yıllık evli Yılmaz ve Gülhan Elmascan cifti gibi...
Örneğin hayatının baharında 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Elif Kanlıoğlu gibi..

SURİYE SINIRINDA SALDIRI
Ankara tren garı saldırısından bir ay önce DEAŞ terörü kanlı yüzünü Suriye sınırında gösterdi.
Takvimler 1 Eylül 2015'i gösteriyordu.
Kilis'in sınır hattında bulunan Şehit Memet Hudut Karakolu'nda görevli ve Ardıçlı Köyü yakınlarında devriye gezen askerlerin üzerine DEAŞ'ın etkin olduğu bölgeden ateş açıldı. Olayda yaralanan 2 askerden biri hastanede şehit oldu. Olay sonrası DEAŞ'ın sınır ötesi hedefleri tank toplarıyla yoğun şekilde ateş altına alındı.

SULTANAHMET'TE TURİST KAFİLESİNE SALDIRI
Soğuk ama güneşli bir gündü...
Tarihler 12 Ocak 2016'yı gösteriyordu.
Rehber Sibel Şatıroğlu, 25 kişilik turist grubunu İstanbul'un tarihi mekanı Sultanahmet'te gezdiriyordu.
Orta yaş grubundan oluşan alman turist kafilesi, İstanbul'da 2 gün kalıp o akşam Dubai'ye geçecekti.
Saat 10'u 20 geçiyordu.
Rehber Şatıroğlu ile kafile Dikilitaş'ın önünde durdular. Sibel Şatıroğlu, Dikilitaş'ın tarihini anlattığı sırada kalabalık grubun içinde 'tık' şeklinde ince bir ses geldi. Rehber panikle sağa sola baktı. Grup içinde kendi ifadesiyle Türk vatandaşına benzeyen modern giyimli temiz yüzlü, top sakallı bir genç gördü ve o gencin bombaya ait pimi çektiğini fark etti.
Gruba Almanca 'kaçın' diye bağırdı. O sırada bomba patladı. İstanbul'un göbeğindeki saldırıda 12 Alman turist yaşamını yitirdi.
Parçalanarak ölen canlı bombanın Suudi Arabistan doğumlu 28 yaşındaki Nabil Fadıl olduğu belirlendi. DEAŞ Terör Örgütü üyesi olduğu tespit edilen eylemcinin saldırıdan önce İstanbul'a gelip 4 gün keşif yaptığı ortaya çıktı. Tespitlere göre terör saldırısı emrini Irak'taki DEAŞ'ın harici sözde emiri Omar-Ebu Abid verdi.
Soruşturmada canlı bomba Nabil Fadlı'nın Türkiye'ye girmesi talimatı ise örgütün sınır sorumlularına olduğu, bombanın Türkiye'ye getirilmesi ve eylemin gerçekleşmesinin 1 ay içinde tamamlandığı, örgütsel mesajlar kriptolama programıyla şifrelenerek gönderildiği belirlendi. Savcılık, Fadlı'nın DEAŞ saflarında çok sayıda çatışmaya katıldığını belirledi.

İSTİKLAL CADDESİ SALDIRISI!
Sahipsiz bir bebek arabası...
İşte hafızalara yerleşen o fotoğraf karesi o günü, 19 Mart 2016'yı kelimelere sığınmadan anlatmakta.
İstanbul'un en işlek caddesi İstiklal Caddesi tipik bir cumartesi sabahını yaşıyordu. Çok kalabalık değildi.
Beyoğlu Kaymakamlığı'nın önünde ise küçük bir turist grubu kahvaltılarını yapmış sosyal medyada paylaşmak için istiklal caddesini fotoğraflıyorlardı.
Tam da o sırada mağazaların vitrinlerinin paramparça olmasına yol açan bir patlama sesi duyuldu caddenin bir başından öbür başına...
Caddede kaçışan kaçışana... O nokta ise kan gölü... Canlı bomba saldırısında 3 İsrail bir İran vatandaşı 4 kişi hayatını kaybetti, 39 kişi ise yaralandı.
Yaralıların arasında ailesiyle birlikte İstanbul'a ziyarete gelen 2.5 yaşındaki bir kız çocuğu da vardı. Yaklaşık bir ay Şişli Etfal Hastanesinde tedavi altında olan çocuk bir gözünü kaybetti.
Canlı bombanın ise 1992 doğumlu Gaziantep nüfusuna kayıtlı DEAŞ terör örgütü üyesi Mehmet Öztürk olduğu ortaya çıktı. 2013 yılında evinden ayrılan terörist için ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu saptandı.
Canlı bombanın 'aranılanlar' listesinde emniyette kaydının olduğu da belirlendi.

GAZİANTEP EMNİYET'İ ÖNÜNDE PATLAMA
1 Mayıs 2016 tarihinde Gaziantep'te, Prof. Dr. Muammer Aksoy Bulvarı'ndaki il emniyet müdürlüğü binası önünde sabah saatlerinde şiddetli bir patlama oldu. Olay yerine çok sayıda sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Patlamada 3 polis şehit oldu, 15'i polis 34 kişi yaralandı.
Saldırıyı DEAŞ'lı terörist İsmail Güneş'in gerçekleştirdiği belirlendi. Aralarında Güneş'in akrabalarının da bulunduğu bazı sanıkların, 19 Mayıs 2016'da polisin operasyonunda üzerindeki bombayı infilak ettiren "Abdüllatif Efe" kod adlı örgütün sözde "Türkiye Emiri" ve "Eylem Sorumlusu" Yunus Durmaz'la irtibatlı olduğu soruşturmada ortaya çıkarıldı.

ATATÜRK HAVALİMANI SALDIRISI
28 Haziran 2016...
İstanbul sıcak ve nemli bir yaz gününü yaşıyordu.
Ramazan ayıydı...
Turizmin en yoğun olduğu dönemdi...
Havayolu şirketleri ek seferler düzenliyor.
Dünyanın gözde havalimanlarından Atatürk Havalimanı da yılın en yoğun günlerini yaşıyordu.
Akrep ve yelkovan saat 21. 50'yi gösterirken terör yine kanlı yüzünü gösterdi.
İlk saldırgan dış hatlar terminalinin ana giriş kapısından içeri giriyor.
X- Ray cihazına yakalanmadan daha ileri geçemeyeceğini bilen saldırganlar üzerindeki uzun namlulu silahla etrafa ateş etti..
Ateş açan saldırganın, içeri ilerleyişini havalimanında görevli bir polis memuru engelledi.. Polis memuru vatandaşlara ateş eden saldırganı vurdu. Yaralanıp yere düşen saldırgan üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdi.
İkinci saldırgan ise X- Ray cihazının önündeki bölgede ateş etmeye başladı..
İlk saldırganın vurulmasının hemen ardından da üzerindeki bombayı patlattı.
Ancak bir üçüncü saldırgan daha vardı.
Alandan çıkan vatandaşların kendilerini bekleyen araçlarına veya taksilere bindiği noktada sağa sola ateş etmeye başladı. Çevredeki polisler ile çatışmaya girdi...
Bir süre sonra da üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdi...
O kanlı gecede tam 44 kişi katledildi. 237 kişi de yaralandı.
Başbakan Binali Yıldırım, Ankara'da Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ile yaptığı toplantının ardından saat 01.50'de İstanbul'a geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Külliye'de saldırıyla ilgili toplantı yaptı.
Atatürk Havalimanı saldırganlarından birinin Özbek vatandaşı, birinin Dağıstan uyruklu Rus vatandaşı, birinin de Kırgız vatandaşı olduğu belirlendi.
Saldırıya ilişkin hazırlanan iddianamede ise DEAŞ'ın İstanbul'u yakıp yıkmak için hedef aldığı kritik lokasyonların haritası çıktı. Saldırıyı gerçekleştiren ve aynı evi paylaşan 3 bombacının saldırıdan önce Atatürk Havalimanı'nda, haziran ayında farklı günlerde 3 kez keşif yaptıkları ortaya çıktı.
Tunus vatandaşı şüphelinin ise cep telefonu üzerinde yapılan imaj çalışmalarında örgüte ait fotoğraflar ortaya çıktı.
Ayrıca İstanbul'da toplu taşıma duraklarını gösteren Zeytinburnu, Kapalıçarşı, Eminönü, Taksim, Sultanahmet ve Dünya Ticaret Merkezi adlı bölgelerin daire içerisine alındığı bir harita olduğu tespit edildi.

GAZİANTEP'TE KINA GECESİNDE SALDIRI
20 Ağustos 2016 akşamı terörün kirli yüzünü gösterdiği yer bu kez Gaziantep oldu...
Ramazan Bayramının ikinci günüydü...
O akşam Gaziantep'te genelde Doğu illerinden göç eden ailelerin yaşadığı Beybahçe Mahallesindeki 91007 nolu sokakta kına gecesi yapılıyordu. Bir gün sonra Siirt Pervari'den göç eden Besime ve Nurettin Akdoğan çiftinin düğünü yapılacaktı, kalabalık kendi örf ve adetlerine uygun eğleniyordu.
Ancak kına gecesine davetli olarak gelen bir canlı bomba, 54 kişinin hayattan kopardı.
Saat 22.40'tı...
Kulakları sağır eden bir patlama oldu. Ortalık savaş alanına döndü. Terör evlilik yolunda olan bir çiftin ve sevenlerinin bu mutlu gününü kana buladı. Genç çift de yaralılar arasındaydı.
Terör saldırısını 'Messi forması giydirilmiş' 14 yaşında bir çocuk tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Katliamı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
Saldırıdan 2 gün sonra Türkiye DEAŞ ile mücadelede önemli bir safhaya geçti..
Katliama misilleme olarak Karkamış'a 2 havan atışı yapıldı.
Ardından Türk Kara Kuvvetleri 60 obüs ateşleyerek Cerablus ve Menbiç'i bombardıman ateşine tuttu.
Türkiye tarafından Suriye'de tehlike olarak görülen unsurları temizlemek, sınır ve bölgedeki halkın güvenliği sağlamak ve kontrol altına almak amacıyla 5 bin kilometrekarelik alanda DEAŞ'ten tamamen temizlenmesi için Fırat Kalkanı Harekâtı başlatıldı.
24 Ağustos 2016'da saat 04.00'de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'ndan, "Türk Silahlı Kuvvetleri, koalisyon hava kuvvetleri tarafından Suriye'nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesine terör örgütü IŞİD'ten temizlenmesi amacıyla askeri harekât başlatılmıştır." açıklaması yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan harekatı şöyle açıklamıştı: Sürekli Karkamış'a roket atarak saldırdılar, artık yetti dedik ve şimdi Cerablus boşaltıldı. Cerablus'un sahipleri artık evlerine dönmeye başladı. Cerablus'a dönmek isteyenlere her türlü yardımı sağlayacağız. ÖSO'ya her türlü desteği verdik, onlar da gerekli operasyonu yaptılar.
Ramazan Bayramı'nın ikinci günü PKK Gaziantep'e saldırmıştı. DEAŞ, Gaziantep'e saldırdı, Gaziantep boyun eğdi mi? Onların da inlerine gireceğiz ve gün yüzüne çıkaracağız.

Mehmet Kadir Cabel
GAZİANTEP'TE HÜCRE EVİNDE PATLAMA
2 ay sonra, 16 Ekim 2016 tarihinde Gaziantep yine terörün hedefi oldu. Polisin operasyon yaptığı Şahinbey ilçesinde terör örgütü DEAŞ'ın 2 hücre evinde, canlı bomba terörist kendini patlattı. 3 polis şehit oldu. 4'ü Suriye uyruklu 8 kişi yaralandı.
Operasyonda bir canlı bomba ölürken, bir canlı bomba ise sağ olarak ele geçirildi. Operasyonlar kapsamında, örgütün il genelindeki faaliyetlerini planlayan, lojistik destek sağlayan ve canlı bomba hücrelerini yöneten sorumlusu Mehmet Kadir Cabel de etkisiz hale getirildi. Korkunç gerçek ise olaydan hemen sonra ortaya çıktı. Teröristler o gün saat 16.10'da Alevi Kültür Merkezi'ne saldıracaklardı.
Saatin 16.10 olması ise bazı iddiaları gündeme getirdi. Fethullahçı Terör Örgütü ile birlikte hareket ettiği iddia edilen DEAŞ'ın, FETÖ ele başı Fethullah Gülen'in 19 Eylül 2016'da yaptığı konuşmasında uyuyan hücrelere mesaj verdiği öne sürülürken arkasındaki saatin 16.10'u gösterdiği için bu saati seçtiği kayıtlara geçildi.

REİNA KATLİAMI
DEAŞ terörü 2017'nin ilk günü de can aldı.
Türkiye ve dünya yeni bir yıla yeni umutlarla girmeye hazırlanıyordu.
İstanbul'da Boğaz kıyısındaki eğlence mekanı Reina'da aralarında turistlerin de bulunduğu büyük ve coşkulu bir kalabalık vardı.
Yeni yılın karşılandığı o anlarda silahlı ve sırt çantalı bir terörist etrafı tarayarak Reina'nın önüne geldi.
Önce kulübün girişindeki bir polisi, bir güvenlik görevlisini ve bir sivili öldürdü.
Ardından gece kulübüne girdi.
Yaklaşık 600 kişinin bulunduğu mekanda rastgele ateş etti.
Yılbaşı gecesi dehşet ve kanla gölgelendi.
Herkes birbirini ezerek dışarı çıkmak için koşarken saldırgan silahını olay yerinde bırakarak kargaşadan yararlanıp kaçtı...
Reina saldırısında 39 kişi hayatını kaybetti, 71 kişi de yaralandı. DEAŞ Reina saldırısını üstlendi. Polis teröristle ilgili her türlü ipucunu değerlendirirken birkaç gün sonra sosyal medyaya 'işte saldırgan' denilerek bir fotoğraf ve pasaport servis edildi. Soruşturmada saldırı sonrası dolaşıma sokulan haberlerde katliamın faili olarak gösterilen Kırgız vatandaşı Akhe Mashrapov'un Fetullahçı Terör Örgütü mensubu olduğu belirlendi.
Örgütün kuryesi olarak çalışan ve Kırgızistan'dan Türkiye'deki FETÖ'cülere para getirdiği belirlenen Mashrapov, yılbaşı gecesi örgütü yüzüstü bıraktı ve parayı havalimanında polise teslim etti. Parayı darbecilere vermeyen kurye, ifadesinin alınmasının ardından ülkesine gönderildi. FETÖ ise bu durum üzerine Kırgızistan'a gönderilen Mashrapov hakkında intikam almak üzere karalama kampanyası başlatmıştı.
Söz konusu kurye ise kısa bir süre sonra açıklama yaptı ve "İstanbul'da yaşanan saldırıyla hiçbir ilgim bulunmamaktadır" dedi.
Gerçek saldırgan ise 16 gün sonra, 17 Ocak'ta yakalandı.. DEAŞ'lı terörist Abdulgadir Masharipov, İstanbul Esenyurt'ta bir sitedeki eve düzenlenen operasyonla yakalandı. Saldırganla birlikte 3'ü kadın 4 şüpheli daha ele geçirildi.
Masharipov'un yakalanması için polis 50'ye yakın adrese baskın düzenledi. Binin üzerinde ihbar değerlendirildi. Saldırı sonrası 7200 saat kamera incelemesi yapan ekipler, iki hafta içerisinde, Zeytinburnu, Başakşehir, Ümraniye, Silivri'de DEAŞ'ın Özbek yapılanmasına ait hücrelere de baskın düzenledi. 2000 polisin görev aldığı baskınlarda 35 şüpheli yakalandı.

Kod adı Ebu Muhammed Horasani olan 1983 Özbekistan doğumlu terörist Masharipov'un, Afganistan'da eğitim aldığı ve 4 dil bildiği belirlendi. Masharipov'un yakalanmasıyla çökertilen terör örgütü DEAŞ hücresinin, alışveriş ve yer değiştirmede dikkat çekmemek için siyahi kadınları kullandığı da tespit edildi
22 DEAŞ SALDIRISI ÖNLENDİ!
Türkiye, terör örgütü DEAŞ'a karşı çok boyutlu bir mücadele stratejisi yürütüyor. Arkasında karanlık güçlerin bulunduğu örgüt işkence, katliam, terör gibi insanlık suçlarıyla en büyük zararı bölge halkına ve İslam dünyasına veriyor. DEAŞ gerçekleştirdiği terör saldırılarıyla İslam karşıtlığını güçlendiriyor.
DEAŞ ile mücadele kapsamında 12 dernek kapatıldı, 2 bin 564 sosyal medya hesabına yönelik işlem yapıldı, 9 bin 350 yabancı terörist savaşçı gözaltına alındı, bin 337'si yabancı uyruklu 3 bin 69 kişi tutuklandı. Risk analiz birimlerince 17 bin 500 yabancı şüpheli kontrol edilirken, bunlardan 4 bin 550'si sınır dışı edildi.
Çatışma bölgelerine gitmeye çalışan 99 ülkeden 4 bin 957 kişiye yönelik sınır dışı kararı uygulanırken, 146 ülkeden 53 bin 781 kişiye giriş yasağı konuldu. Bunların yanı sıra aralarında canlı bomba saldırısının da olduğu 22 eylem engellendi.
Sınır güvenliğini sağlamak, DEAŞ'ın ülkeye yönelik terör saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş Suriyelilerin ülkelerine dönüşleri ile bölgede huzur ve güven içinde yaşamlarını sağlamak için Fırat Kalkanı Harekatı düzenlendi.

Başarıyla yürütülen harekat 216 gün sürdü.
Cerablus, Rai, Dabık, Kabasin, El Bab, DEAŞ terör örgütünden arındırıldı, 2 bin 647'si ölü olmak üzere 3 bin 60 terörist etkisiz hale getirildi. Harekatta 71 asker şehit oldu.
Terörle mücadelede uluslararası işbirliği şart. Zira terör örgütünün bünyesinde yabancı teröristlerin önemli bir yeri olması ve dünyanın çeşitli bölgelerinde DEAŞ'a bağlılığını ilan eden oluşumların ortaya çıkması ile örgütün 'yalnız kurt' eylemi yapabilecek eleman kaynağına sahip olması dikkate alındığında, DEAŞ küresel tehdit olma konumunu hala koruyor.