Bir Türk dünyaya bedel
Hyundai Assan Genel Müdürü Önder Göker, Türkiye’nin otomotiv yatırımlarındaki en önemli kozunun verimli ve nitelikli işgücü olduğuna dikkat çekiyor
Türkiye'nin otomotiv yatırımlarındaki en önemli kozlarından biri de işgücü. Bizde mazeretsiz işe gelmeme oranı Avrupa'nın çok altında. AB ülkelerinde mazeretsiz işe gelmeme oranı yüzde 10'lar seviyesindeyken, Türkiye'de yüzde 2. Bunun en önemli nedeni ise Türk işçilerin işe olan bağlılıkları. SABAH'la Otomotiv Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu Hyundai Assan Genel Müdürü Önder Göker de nitelikli işgücüne dikkat çekti.
ÜRETİM KALİTELİ
Verimli işçi potansiyelinin Türkiye'nin yatırım çekmedeki en önemli avantajlarından biri olduğunu söyleyen Göker, "Kaliteli üretim konusunda şüpheye yer yok. Ayrıca nüfusun kalabalık olması da iş gücünden uzun süreli kayıp yaşanacak endişesini ortadan kaldırıyor. Bu konuda yapılacak en büyük reformun deneyimli personelin yetiştirilmesi için atılacak adımlar olur" dedi. Türkiye'nin merkezi konumunun da yatırımcıların iştahını kabartan özellikler arasında olduğunu söyleyen Göker, özellikle bu durumun ihracat açısından büyük avantaj sağladığını kaydetti. Göker, benzer şekilde iç pazar potansiyeli ve Türkiye'nin yeniliklere açık bir ortama sahip olmasının, otomotiv markaları açısından cezbedici olduğunu ifade etti.
YAN SANAYİ BAŞARILI
Otomotiv yan sanayisinin önemine değinen Göker, "Son günlerde bildiğimiz veya duyduğumuz yeni bir marka yatırımı yok ancak mevcut markaların yeni yatırımlarla genişlemesi ve kapasitesini artırması önemli. Çünkü tedarik zinciri gayet başarılı şekilde ilerliyor. Yan sanayi bakımından da büyüyen otomotiv sektörü için stratejik önem taşıyan çelik ve plastik endüstrisinin yanı sıra elektronik ve yazılım sektörleri ile de daha sıkı ve uzun vadeli işbirliği kurmak gerekiyor" dedi.
YENİ PAZARLARA AÇILMAK ŞART
Sadece iç pazarla otomotiv sektörünün ve ekonominin büyümesinin kolay olmadığını söyleyen Göker, ihracatın dışa açık politikalarla teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti. Göker, şunları anlattı: "Üretim ve ihracatın bir ülke ekonomisine katkısı son derece büyüktür. Ekonomideki faktörlerin verimliliğinde artış olur. Yani ülke kaynakları daha etkin kullanılır. Ek istihdam yaratılarak benzer şekilde ekonomi canlı ve dinamik tutulur. Fakat sadece iç pazarla ülke ekonomisinin ve ilgili sektörün büyümesi kolay değil. Bu sebeple ihracat ve sanayinin gelişmesi ve dışa açık politikalarla teşvik edilmeli. İhracat sürekliliğinin sağlanması için de serbest ticaret anlaşmalarına katılım ve gelişmekte olan pazarlar ile ikili anlaşmaların yapılması şart. Bu konuda anlaşmaya varılması gereken yeni pazarların önemi büyük."
OTOMOTİV ALTIN YILLARINDAN BİRİNİ YAŞIYOR
Türkiye'de otomotiv sanayisinin altın yıllarından birini yaşadığını söyleyen Göker, 11 ayda bir milyon 330 bin adet araç üretildiğiniifade etti. Üretimin yıl sonunda bir milyon 450 bin adet olarakgerçekleşeceği tahmini yapan Göker, "2016 yılı Ocak-Kasımdöneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam üretimyüzde 8, otomobil üretimi ise yüzde 18 artış gösterdi. Aynı dönemdetoplam üretim 1 milyon 330 bin adet olurken bunun 844 binadedini otomobil imalatı oluşturdu" dedi.
İHRACAT İÇİN DEMİRYOLU VE LİMAN LAZIM
Otomotiv ihracatının en önemli sorununun lojistik altyapı olduğuna işaret eden Göker, şöyle devam etti: "AB pazarına ulaşımdademiryolu sisteminin yeniden kurulması öne çıkıyor. Ayrıca ülke içinde mevcut demiryolu ağının lojistik anlamında kullanılmasıtaşımada avantaj sağlayabilir. Tüm bunların yanında hem ihracathem de ithalat için otomotive özel bir liman gereksinimi öne çıkan konulardan bir diğeri."
SIK MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ SORUN
Göker, yatırımcıların beklentilerini şöyle anlattı: "Yatırımcının kendini güvende hissetmesi olmazsa olmazdır. Sık sık değişen bir gündem ve yatırımcının yatırım kararını zora sokan sıklıktaki mevzuat değişikliği, iş hayatında sorunlar yaratır. Bir ülkenin hammadde, işgücü, enerji ve teknik yatırım maliyetleri sürekli değişirse yatırımcı o ülkeden emin olamayabilir. Ayrıca beş yıllık planlar dahilinde kar payı belirsiz ise yatırımcıyı o ülkede yatırım yapmaya ikna etmek kolay olmayabilir. Kısacası yatırımcı ortaya koyduğu sermayeden kazanım elde etmek ister. Kazanım için de süreklilik şart."
'VERGİ SİSTEMİ YENİLENMELİ'
Vergilerin sürekli olarak değişmesinin yatırımcıların planlarını gözden geçirmesine neden olduğunun altını çizen Göker, şunları söyledi: "Daha kalıcı ve daha teşvik edici vergilendirme sistemi ülkemize yeni yatırımların girmesi için tetikleyici olabilir. Jeopolitik konumumuzu daha adil ve daha düşük bir vergi sistemiyle pekiştirerek bu avantajları korumamız gerekiyor."
Sabah