BİR İKİ ÇOCUĞUM OLMADAN ASLA DÜNYAYI TERK ETMEM
Kaç yaşında hissediyorsunuz kendinizi?
- 35 civarı... Kimlik çıkarıp, 35 yazdırırsam, dünyanın her yerinde "Ben 35 yaşımdayım" diyebilirim (gülüyor).
- Çocuğunuz yok, içinizde böyle bir özlem var mı?
- Çok büyük özlem. Ölüyorum çocuklara... O kadar pişmanım ki şimdiye kadar yapmadığıma... Şimdiki aklım olsa, herhalde altı çocuğum olurdu
- Bu konuda çabalayın Oktay Bey... Bunu kadere bırakmayın (gülüyoruz)...
- Çabalayacağım (gülüyor). Bir iki çocuğum olmadan dünyayı terk etmem. Planım o.
- Kadınları anlamak zor deniyor ya... Sizin bir kadını anlamaya yaklaştığınız bir an oldu mu?
- Tabii ki olmuştur. Elimizden geldiğince, tüm duvarlarımızı indirip, onların da tüm duvarlarını indirdiği anlar olmuştur. Ama kadın ve erkek yaradılışı o kadar farklı ki. Aslında başka ırklarız. Siz meselelere başka bakıyorsunuz, biz başka bakıyoruz. Ne kadar yakınlaşmak istersek isteyelim belli bir gizem kalıyor arada. Kadın ve erkek ayrımı da orada hoşlaşıyor. Her şeyin uyum içinde ve mükemmel olması da çok sıkıcı. İtişme ve çekişme olacak ki, ilişki dinamik kalsın.
BU HİKAYE HER AİLEDE YAŞANMIŞTIR
- 2017 yılı sizin açınızdan nasıl geçti?
- Şükürler olsun, güzel ve başarılı geçti. Kırgınlıklarımız küskünlüklerimiz olmadı. Güzel bir seneydi.
- Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi başladığında yaptığımız söyleşi sırasında, diziye dair güveniniz sonsuzdu, canlandırdığınız karaktere bir özlem olduğunu dile getirdiniz. Düşündüğünüz gibi oldu, izleyici bu diziyi çok sevdi. Peki bu karakteri niye seviyoruz biz?
- Türk toplumunda bir baba kavramı vardır. Avrupa ve Amerika toplumlarında olmayan, enteresan bir durumdur bu baba algısı; hafif sert ama vicdanlı, sonuna kadar arkasında duran, gözünü kırpmadan ailesi için her şeyi yapan babadır bu. Arkasında dağ gibi duran adam figürü bizim için önemlidir. Ve ölene kadar babalarımız ve annelerimiz bizim için o figürdür. Hızır Çakırbeyli'nin karakteri bu doğrultuda yazıldı ve yoğruldu. Tabii ki kişisel hataları, erkek hataları var. Dizinin başlangıcında iki kadın meselesi vardı hatırlarsınız. Bunların hepsi aslında, bir şekilde bir Türk ailesinde yaşanmıştır. Hızır Çakırbeyli'yi Türk aileleri seyrediyorsa, mutlaka kendi ailelerinden babaları, amcaları gibi biri vardır, onunla özdeşleştiriyorlardır. Başarısı bundan geliyor.
- Dizide çok karizmatik bir adam Hızır Çakırbeyli. Siz de normal yaşantınızda bu adamı andırıyorsunuz aslında. Bu nedenle kavramlar karışmıyor mu?
- Bunun acısını çok çektim. Zamanında Kurtlar Vadisi'nde oynarken, "Kendini Süleyman Çakır zannediyor" başlığı atan bir çok gazeteci arkadaşım oldu. Onlara o zaman da diyordum ki, "Arkadaşlar siz beni masaların üzerinde oynarken gördünüz mü bugüne kadar? Ya da başka sulu zırtlak bir şeylerin içinde mi oldum?" Benim de karakterim ve oturma biçimim böyledir. Onun dışında ben Süleyman Çakır değilim, olmak da istemiyorum. Hızır Çakırbeyli'ye gelince, o da karizmatik bir adam ve bir gücü temsil ediyor. Önemli, hayati kararlar alabilecek kadar gözü kara bir adam. Zaten senaristlerimiz Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener de, oyuncusuna göre de yazar. Oyuncularının duruş biçimine, dünya görüşüne, yaşam biçimine, o doğrultudaki imajına göre yazarlar. Senaristlerimiz bunu çok iyi yaptığı için de başarılıyız. Ufacık bir rol çok önemli bir hale geliyorsa, onu es geçmezler. Ben de normalde oturaklı biriyim. Bir yandan da arkadaşlarımın arasında çok eğlenceliyim.
- Dizide birçok yakışıklı genç var, ona rağmen siz hâlâ nasıl odak noktası olabiliyorsunuz, bunun sırrı ne?
- Senaryoyla ilgili. Çünkü herkesin yolu dönüyor, dolaşıyor Hızır Çakırbeyli'ye çıkıyor. Onlarla oynarken çok keyif alıyorum. Tüm düğümler Hızır Çakırbeyli'de çözüldüğü için doğal olarak daha odak noktası bir karakter.
- Rol icabı da olsa iki kadın arasında kalmak yorucu ve zor mu?
- Zor tabii. Allah kimseye vermesin. Başlangıçta çok ilginç giriş yaptık diziye, iki kadın meselesiyle. Çok tepki gördü. Bu kadar ses getirmesinin nedeni vardı, mutlaka öyle bir hikaye başlarından geçmiştir, geçiyordur, geçme riski vardır. İkinci sezonun ortasına doğru iki kadın meselesi bitti ama o konu çok dikkat çekti. Çünkü sahiciydi. Bunları görmezden gelemeyiz. Bu tür senaryolarda, tepki görecek olsa bile özgür olunmalı. Bunları yapmayacaksak oturalım çoluğuyla çocuğuyla mutlu mesut aileler çekelim. Bu diziler lunaparkta rollercoster'a binmek gibi. Durup dururken niye rollercoster'a biniyorsun: Heyecan için!
- Sizin yaşlarınızda bir kadın oyuncu çıksa, onu 20 yaşında bir evlatla resmederler ve asla başrol olamaz... Bu haksızlık değil mi?
- Bu bizim ülkemiz için geçerli. Öyle bir senaryo yazarsınız ki, 50'sinde bir kadının başından, benim başımdan geçenler geçer... Çok da inandırıcı olabilir. Kendinden küçük bir adama âşıktır ve biz o kadının aşkıyla birlikte o hikayenin peşinden sürükleniriz.
2018 GÜZEL GELSİN
-2018 için kendimiz ve ülkemiz adına beklentileriniz neler?
- Zor zamanlar geçiriyoruz ülke olarak, zaten zor bir coğrafyadayız. Geçmişe dair bize gösterilmeyen hesapların tam da su yüzüne çıktığı zaman bize denk geldi. Ne kadar şanssız bir kuşağız. Benim yaşımda olan insanların doğduğu andan, şu ana kadar yaşadıklarımız hangi ülkede yaşanmış? Ama şükür, o kadar alışmışız ki, her şeyin üstesinden geliyoruz. Umarım 2018 ve daha sonraki senelerde sağlıklı, mutlu, barış içinde, başarılı, güler yüzlü senelerimiz olur ama merak etmeyin şairin dediği gibi güzel güneşli günler göreceğiz çocuklar...
DÜNYA BİR GÜN O DA BUGÜN
- Size ilişkiler konusunda akıl danışılır mı?
- Tabii tabii. Biz erkekler arasında konuşuruz böyle şeyleri. Ama edep ölçüsünde konuşulmasını tercih ederim ben. Özel hiçbir şey konuşulmaz, o erkek raconunda yoktur. Sadece sevda ve sıkıntı konuşulur. Problem varsa o konuşulur.
- Size en çok hangi konuda akıl danışılır?
- Yaptığım iş konusunda. Genç oyuncu arkadaşlarımızın hepsi yolun başında. Ve yolun başı önemli bir yer. Doğru bir yolculuğa çıkmak adına benimle birçok şey paylaşırlar, ben de elimden geldiğince yardımcı olurum.
- Dışardan bakıldığında sizinle ilgili ne düşünülmesini istersiniz?
- Aslında görünmek istediğim gibi algılandığıma inanıyorum. Zaman zaman sivri çıkışları olan, fikrini net bir şekilde ortaya koyabilen, kıvırmadan konuşabilen, dünya görüşü belli olan, vatanını milletini seven bir adamım. Bunun da sokakta karşılığını görüyorum. Bana yazılanları da görüyorum, tepkileri de görüyorum. Demek ki doğru noktadayım.
- Sizi en sert kim eleştirir?
- Arkadaşlarım. Bir şey görürlerse söylerler. Dürüst olduğuna inandığım birçok arkadaşımın düşüncelerine inanırım. Söylemelerini de isterim açıkcası.
- Yaş almak bir erkeği ürkütür mü?
- Her insanı ürkütür. Eyvah hayat gidiyor galiba diye içinizden geçirirsiniz.
- Size geldi mi öyle bir his?
- Ara sıra geliyor ama buralara girersek derine gireriz, öleceğime inanmıyorum. Bu dünyada gözümü kapattıktan sonra, başka bir yerde gözümü açacağıma inanıyorum. Belki de hergün gözümüzü kapatıp başka bir yerde uyanıyoruz. Bilmiyorum... Kuantum'a girdim (gülüyor).
- Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
- En keyifli dönemindeyim. Hayatımın en keyifli dönemini yaşıyorum. O kadar keyifliyim ki...
- Bundan 10 sene önce sorsam o zaman da böyle derdiniz bence, keyif adamısınız belli ki...
- Aynen öyleyim. Dünya birgün o da bugün. Keyfini çıkarın. Tabii ki çalışacağız, üzüleceğiz, sıkıntılar olacak üzerinden atlayacağız, birçok insanın derdine derman olacağız ya da olamayacağız, bu yolculuğu elimizden geldiğince keyifli hale getirmemiz gerekiyor. Yoksa milyonlarca seçeneğin içinden Allah seni buraya gönderir miydi? Niye bunu ziyan ediyorsun ki, belli bir süre var, o süreyi doğru değerlendir. Sabah / Günaydın